
Korku, Bilim-Kurgu, Gerilim

David Drayton

Amanda Dunfrey

Ollie Weeks

Mrs. Carmody

Brent Norton

Jim

Dan Miller

Irene Reppler

Private Jessup

Sally
Maine eyaletinin küçük bir kasabasında, şiddetli bir fırtınanın ertesi sabahı her şey normal görünürken, dağların ardından gelen yoğun ve doğal olmayan bir sis tabakası şehri hızla yutar. Ressam David Drayton ve küçük oğlu Billy, temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere marketteyken bu sisin içinde mahsur kalırlar. Görüş mesafesinin sıfıra indiği bu beyaz karanlığın içinde, insanı dehşete düşüren kan dondurucu yaratıklar gizlenmektedir.
Ancak dışarıdaki somut tehlike, marketin içinde filizlenen psikolojik savaştan daha tehlikeli hale gelmeye başlar. Korku ve belirsizlik, bir grup insanı dini fanatizme sürüklerken, diğerlerini mantığın sınırlarını zorlayan bir hayatta kalma mücadelesine iter. Öldüren Sis, bir korku filmi olmanın ötesinde, kapalı bir mekânda insan doğasının ne kadar hızlı yozlaşabileceğini gösteren sarsıcı bir deneyim sunar.
Thomas Jane, canlandırdığı David Drayton karakteriyle filmin duygusal merkezini oluşturuyor. Bir babanın koruma içgüdüsünü ve rasyonelliğini başarıyla yansıtan Jane’in performansı, filmin trajik finaline giden yolda seyirciyle güçlü bir bağ kuruyor.
Marcia Gay Harden, aşırı dindar ve manipülatif Mrs. Carmody rolünde adeta devleşiyor. Seyircinin nefretini kazanırken aynı zamanda korkunun kitleleri nasıl yönlendirebileceğini gösteren performansı, sinema tarihindeki en etkileyici "insan kötü" karakterlerinden birini ortaya çıkarıyor. Laurie Holden ve Andre Braugher gibi isimler de karakterler arasındaki sınıfsal ve ideolojik çatışmaları başarıyla derinleştiriyor.
Yönetmen Frank Darabont, Stephen King uyarlamaları konusundaki ustalığını bu filmde de konuşturuyor. Filmin temposu, klostrofobik atmosferi ve sürekli artan gerilim seviyesi kusursuz bir dengeye sahip. Darabont, görsel efektlerin ardına sığınmak yerine, asıl dehşeti karakterlerin bakış açılarındaki değişimde ve sosyal çöküşte arıyor. Siyah-beyaz bir versiyonu da bulunan film, atmosferik açıdan gerilim filmleri arasında kendine özgü, karanlık bir yere sahip.
Psikolojik derinliği olan, son ana kadar gerilimi düşmeyen ve insan psikolojisinin sınırlarını merak eden izleyiciler bu filme bayılacaktır. Saf aksiyondan ziyade karakter odaklı hikayelerden hoşlananlar ve Stephen King kitapları hayranları için mutlak bir seyirlik. Ayrıca, alışılmışın dışında ve cesur finalleri seven izleyici kitlesi için bu film unutulmaz bir iz bırakacaktır.
Bu yapım, türünün standart canavar filmi şablonlarını yıkan bir derinliğe sahip. Dış dünyadan soyutlanmış bir toplumun ne kadar çabuk bir "linç kültürüne" evrilebileceğini göstermesi, filmi zamansız kılıyor. Özellikle sinema tarihinin en tartışılan ve sarsıcı finallerinden birine sahip olması, Öldüren Sis'i sadece izlenen değil, üzerine uzun süre konuşulan bir yapım haline getiriyor.
Dini Fanatizm: Korkunun çaresiz bıraktığı kitlelerin radikal inançlara sığınma eğilimi.
İnsan Doğası: Medeniyetin ince çizgisinin dehşet anında ne kadar kolay kırıldığı.
Korku ve Manipülasyon: Bilinmezlik karşısında rasyonel düşüncenin yerini paniğe bırakması.
Fedakarlık: Umudun tükendiği noktada alınan kararların ağırlığı.
Stephen King'in klostrofobik dünyasını sevdiyseniz, yine bir kapalı mekan ve gizem hikayesi olan 1408 filmini izleyebilirsiniz. İnsan psikolojisinin toplumsal çöküşle imtihanını görmek için ise bir diğer bilim kurgu ve gerilim öğeleri taşıyan Salgın (Contagion) veya Körlük (Blindness) filmleri benzer bir tekinsizlik hissi sunacaktır.
Filmin sonu, Stephen King'in orijinal novellasından farklıdır; King bu yeni sonu kitaptakinden daha etkileyici bulduğunu bizzat açıklamıştır.
Yönetmen Frank Darabont, filmi aslında tamamen siyah-beyaz çekmek istemiş ancak stüdyo baskısıyla renkli versiyonu öne çıkarılmıştır.
Market sahnelerindeki yardımcı oyuncuların çoğu, filmdeki gerginliği korumak için çekimler boyunca birbirinden uzak tutulmuştur.
Hayır, film orijinal hikayeden çok daha karanlık ve sarsıcı bir sonla biter. Stephen King bu değişikliği o kadar çok sevmiştir ki "Keşke ben yazsaydım" demiştir.
Filmde dolaylı olarak değinildiği üzere, askeri bir deney olan "Arrowhead Projesi" sırasında yanlışlıkla başka bir boyuta kapı açılması sonucu dünyaya sızmışlardır.
Yaratıkların konsept tasarımları ünlü sanatçı Bernie Wrightson tarafından yapılmıştır ve Lovecraftvari bir estetik anlayışı taşırlar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...