
New York'ta şık bir apartman dairesinde yaşayan Brandon ve Phillip adındaki iki üniversite mezunu genç, eski bir sınıf arkadaşlarını sadece entelektüel bir üstünlük kanıtlama dürtüsüyle iple boğarak öldürürler. "Kusursuz cinayet" teorisine olan inançlarını test etmek isteyen ikili, cesedi odanın ortasındaki antika bir sandığa yerleştirirler. Bu dehşet verici olayın hemen ardından, cesedin bulunduğu sandığın üzerinde servis edilecek bir akşam yemeği partisi verirler.
Partinin davetlileri arasında kurbanın babası, nişanlısı ve gençlerin hayranlık duyduğu, onlara "üstün insan" fikirlerini aşılayan eski öğretmenleri Rupert Cadell vardır. Gece ilerledikçe Brandon'ın aşırı özgüveni ile Phillip'in artan vicdan azabı, Rupert'ın keskin zekasıyla birleşince sinir bozucu bir kedi-fare oyunu başlar. Hitchcock, bu gerilim dolu hikâyeyi gerçek zamanlı olarak ve tek bir mekânda anlatarak seyirciyi de bu suçun ortağı haline getirir.
Filmin odak noktasında, manipülatif ve kibirli Brandon rolünde John Dall ile suçluluk duygusu altında ezilen Phillip rolünde Farley Granger yer alır. İkilinin arasındaki gergin dinamik, cinayetin teknik başarısından ziyade psikolojik çöküşünü simgeler. Ancak filmin asıl ağırlığı, James Stewart tarafından canlandırılan Rupert Cadell karakterindedir. Stewart, her zamanki "iyi adam" imajının dışına çıkarak, kendi felsefesinin korkunç bir uygulamaya dönüştüğünü fark eden sorgulayıcı bir zihni başarıyla canlandırır.
Hitchcock’un bu filmdeki oyuncu yönetimi, kesintisiz çekim tekniği nedeniyle tiyatrovari bir disiplin gerektirmiştir. Oyuncuların her hareketi, kamera arkasındaki devasa bir koreografinin parçası olarak titizlikle sergilenir.
Rope, Alfred Hitchcock’un kariyerindeki en deneysel ve teknik açıdan en karmaşık yapımlardan biridir. Filmin en büyük özelliği, sanki tek bir kesintisiz çekimden oluşuyormuş gibi kurgulanmış olmasıdır. Hitchcock, onar dakikalık makaraları gizli kesmelerle birleştirerek izleyiciye gerçek zamanlı bir deneyim sunar. Mekânın kısıtlılığına rağmen kameranın akıcı hareketi, odayı klostrofobik bir arenaya dönüştürür. Sinema estetiği açısından bir devrim niteliğinde olan yapım, aynı zamanda Friedrich Nietzsche'nin "Üstinsan" kavramının ne kadar tehlikeli yorumlanabileceğine dair sert bir eleştiri sunar.
Sinema tekniklerine ilgi duyanlar, tek mekân filmlerinin hayranları ve psikolojik gerilim tutkunları için Rope vazgeçilmez bir eserdir. Eğer karakterlerin zekâ oyunları üzerinden ilerleyen ve ahlaki sınırları sorgulayan bir gizem filmi arıyorsanız, bu yapım sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Hitchcock külliyatının en özgün parçalarından biri olan bu kült film, her sinefilin ders niteliğinde izlemesi gereken bir başyapıttır.
Bu filmi izlemek, sinemanın sınırlarının bir oda içerisinde nasıl zorlanabildiğine tanıklık etmektir. Hitchcock’un kesintisiz çekim deneyi, izleyiciyi karakterlerin hemen yanındaki bir gözlemci konumuna yerleştirir ve cesedin üzerinde yemek yendiği gerçeğini bir an bile unutturmaz. Ayrıca James Stewart’ın filmin sonunda yaptığı ahlaki hesaplaşma konuşması, sadece karakterlere değil, tüm insanlığa verilmiş bir ders niteliğindedir.
Kusursuz Cinayet Arayışı: Estetik ve entelektüel bir başarı uğruna işlenen suçun ahlaki çöküşü.
Üstünlük Kompleksi: Bazı insanların diğerlerinden daha değerli olduğu düşüncesinin tehlikeleri.
Suçluluk ve İtiraf: Vicdanın, en planlı suçlarda bile nasıl çatlaklar oluşturduğu.
Fikirlerin Sorumluluğu: Bir öğretmenin düşüncelerinin öğrencileri üzerindeki yıkıcı etkisi.
Tek mekânda geçen ve gerilimi diyaloglar üzerinden tırmandıran bu yapımı sevdiyseniz, Sidney Lumet’in 12 Angry Men (12 Öfkeli Adam) veya Hitchcock’un bir diğer tek mekân şaheseri olan Rear Window (Arka Pencere) filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir suç psikolojisini işleyen Compulsion da ilginizi çekebilir. Bu tarz gerilim yapımları, mekânın darlığını hikâyenin gücüyle telafi eder.
Film, 1924 yılında gerçek hayatta yaşanmış olan Leopold ve Loeb cinayetinden esinlenen bir tiyatro oyunundan uyarlanmıştır.
Çekimler sırasında kameranın hareket edebilmesi için tüm mobilyalar ve hatta duvarlar, tekerlekli sistemlerle sessizce çekilip tekrar yerleştirilmiştir.
Hitchcock, 10 dakikalık film makarası bitimlerini fark ettirmemek için kamerayı bir oyuncunun sırtına veya bir objeye yakınlaştırarak gizli geçişler yapmıştır.
Hayır, o dönemde kamera makaraları en fazla 10 dakika çekim yapabiliyordu. Film, bu 10 dakikalık çekimlerin dâhice gizlenmiş kesmelerle birleştirilmesiyle tek bir çekimmiş izlenimi verir.
Ceset, filmin en başından sonuna kadar oturma odasının tam ortasında bulunan ve üzerinde yemek servis edilen ahşap antika sandığın içinde durmaktadır.
Hitchcock, filmin hemen açılış sekansında yolda yürüyen bir adam olarak görünür. Ayrıca filmin ilerleyen sahnelerinde, apartman penceresinden görünen kırmızı bir neon tabelada kendi profili (meşhur silüeti) yer almaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...