

Monsieur Hulot

Young Tourist

Mr. Schultz's Companion

Woman Selling Eyeglasses

Shopper in Department Store
Mr. Lacs's Secretary
Mme. Giffard
Singer
Hat Check Girl
Customer of the Royal Garden
Geleceğin yüksek teknolojili ve camdan binalarla örülü Paris’inde geçen hikâye, yine Bay Hulot’nun (Jacques Tati) etrafında döner. Ancak bu kez Paris, Eyfel Kulesi veya romantik sokaklarıyla değil; birbirinin aynısı ofisler, gri koridorlar ve karmaşık fuar alanlarıyla karşımızdadır. Hulot, önemli bir randevuya yetişmeye çalışırken kendini modern hayatın absürt bir labirentinde bulur. Aynı esnada, Amerikalı bir turist grubu da bu "yeni" Paris’i keşfetmeye çalışmaktadır.
Film, belirli bir olay örgüsünden ziyade, bu devasa modern ormanın içinde insanların eşyalarla ve birbirleriyle olan tuhaf etkileşimlerine odaklanır. Özellikle bir restoranın açılış gecesinde yaşanan ve adım adım felakete (ve neşeye) dönüşen sahneler, modern dünyanın kusursuzluk takıntısının nasıl yerle bir olduğunu gösterir. Oyun Vakti, her köşesinde ayrı bir hikâyenin aktığı, diyalogdan çok görsel ritmin konuştuğu devasa bir sinematografik şölendir.
Jacques Tati, Bay Hulot rolüyle bu filmde hem merkezde hem de her yerdedir. Tati, Hulot karakterini bir kahraman olmaktan çıkarıp, modernizmin kurbanı olan "sıradan bir gözlemci" haline getirir. Hulot’nun şaşkınlığı, aslında modern dünyaya karşı hepimizin hissettiği o ortak yabancılaşmadır.
Barbara Dennek, Amerikalı turist Barbara rolünde, bu steril dünyanın içinde zarafeti ve merakı temsil eder. Filmdeki oyuncu kadrosu aslında bir bütün olarak "kalabalığı" canlandırır. Tati, profesyonel olmayan oyuncuları kullanarak bir "insanlık senfonisi" yaratmıştır. Her bir figüran, kadrajın en uzak köşesinde bile kendine has bir mizansenin parçasıdır.
Oyun Vakti, sinema tarihinin en pahalı ve iddialı yapımlarından biridir. Tati, bu film için Paris'in dışında "Tativille" adı verilen devasa bir set inşa ettirmiştir. 70mm formatında çekilen film, derin odak kullanımıyla izleyicinin gözünü ekranın her yerine davet eder. Bu bir komedi filmi olmanın ötesinde, ses ve görüntünün bir araya gelerek oluşturduğu dev bir mimari eleştiridir. Minimalist diyaloglar ve abartılı ses efektleri, nesnelerin insanlardan daha fazla "konuştuğu" bir dünyayı tasvir eder.
Sinemayı sadece bir hikâye anlatımı değil, bir görsel sanat formu olarak gören herkes bu filmi izlemelidir. Mimarlar, şehir plancıları ve görsel sanatlarla ilgilenenler için bu yapım bir hazine değerindedir. Eğer sessiz komedinin modern ve sofistike bir yorumunu arıyorsanız veya Tati’nin diğer işlerine hayransanız, bu yabancı film sizin için bir zirve noktası olacaktır.
Bu filmi izlemek, sinemanın teknik sınırlarının nasıl zorlanabileceğine şahit olmaktır. Tati’nin kurduğu bu devasa cam ve çelik dünyası, bugün bile güncelliğini koruyan bir modernite eleştirisi sunar. Filmdeki her kare, binlerce detayla örülüdür; bu yüzden her izleyişinizde yeni bir şaka veya yeni bir detay keşfetmeniz garantidir. Sadece restoran yıkılma sahnesindeki o matematiksel kusursuzluk ve kaos dengesi için bile sinema tarihinin bu en önemli klasik filmler örneği mutlaka görülmelidir.
Modernizm ve Tekdüzelik: Şehirlerin ve binaların birbirine benzeyerek insanın özgünlüğünü yok etmesi.
İnsan ve Eşya Çatışması: Teknolojinin ve modern tasarımların hayatı kolaylaştırmak yerine insanı nasıl şaşkına çevirdiği.
Gözlem ve Tesadüf: Planlanmış bir dünyada bile rastlantıların yarattığı o insani sıcaklık ve komedi.
Küreselleşme: Farklı kültürlerin aynı steril otel ve ofis dekorları içinde eriyip gitmesi.
Tati’nin bir önceki şaheseri olan Amcam (Mon Oncle), bu filmin tematik hazırlığı niteliğindedir. Ayrıca, mimari ve sinema arasındaki o gerilimli ilişkiyi hissetmek isterseniz The Truman Show veya bir başka modernizm eleştirisi olan Terry Gilliam imzalı Brazil ilginizi çekebilir. Eğer bu tarz zekâ dolu sanat filmleri listenizde yer alıyorsa, Oyun Vakti’ne mutlaka yer açmalısınız.
Tati, filmin çekileceği "Tativille" setini kurmak için kendi parasının tamamını harcamış ve sonunda iflasın eşiğine gelmiştir. Set o kadar büyüktü ki, kendine ait bir elektrik santrali ve yolları vardı. Film çekildikten sonra bu devasa setin yıkılması, sinema tarihinin en trajik kayıplarından biri olarak kabul edilir. Ayrıca filmde bazı sahnelerde maliyeti düşürmek için derinlikteki insan figürleri yerine karton maketler kullanılmıştır, ancak Tati’nin ustalığı sayesinde bunu fark etmek neredeyse imkansızdır.
Tati, bireyden ziyade topluma ve mekâna odaklanmak istediği için Hulot'yu kalabalığın içinde kaybolan, bazen benzerleri tarafından taklit edilen bir figür haline getirmiştir.
Tati, izleyicinin tek bir noktaya değil, tüm ekrana bakmasını ve kendi komedisini o devasa kadrajın içinde kendisinin keşfetmesini istediği için en yüksek çözünürlüklü formatı tercih etmiştir.
Maalesef vizyona girdiği dönemde beklenen ticari başarıyı yakalayamamış ve Tati’yi büyük bir borç batağına sürüklemiştir; ancak yıllar geçtikçe bir başyapıt olduğu anlaşılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...