

Erika Kohut

Erika's Mother

Walter Klemmer

Mme Schober

Dr. George Blonskij

Anna Schober

Mme Gerda Blonskij

Baritone

L'homme en voiture

Naprawnik
Wladyslaw Szpilman, Polonya Radyosu’nda Chopin parçaları çalan dahi bir piyanisttir. Ancak 1939 yılında Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgal etmesiyle Szpilman’ın ve ailesinin hayatı geri dönülmez şekilde değişir. Yahudi oldukları için her geçen gün kısıtlanan hakları, önce kol bandı takma zorunluluğuna, ardından Varşova Gettosu’nun duvarları arkasında açlık ve hastalıkla dolu bir hayata dönüşür.
Savaşın şiddeti arttıkça Szpilman, ailesinden ayrı düşer ve harabeye dönmüş bir şehrin hayaletleri arasında tek başına saklanmaya başlar. Açlık, dondurucu soğuk ve sürekli yakalanma korkusuyla geçen aylar boyunca piyanist, yıkıntılar arasında teselli bulduğu tek şey olan müziği zihninde yaşatmaya çalışır. Kaderin garip bir cilvesi olarak, saklandığı evde bir Alman subayıyla karşılaşması, onun hayatta kalma savaşındaki en büyük kırılma noktası olacaktır.
Adrien Brody, Wladyslaw Szpilman rolüyle sinema tarihinin en etkileyici performanslarından birine imza atıyor. Karakterin fiziksel çöküşünü ve ruhsal direncini yansıtmak için verdiği emek, ona "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar ödülünü getirmiştir. Brody’nin gözlerindeki çaresizlik ve piyano başındaki tutkusu, filmin inandırıcılığını en üst seviyeye taşıyor.
Thomas Kretschmann ise vicdanlı Alman subayı Wilm Hosenfeld rolünde, savaşın sadece siyah ve beyazdan ibaret olmadığını gösteren derinlikli bir portre çiziyor. Frank Finlay ve Maureen Lipman gibi isimlerin hayat verdiği aile üyeleri ise, kaybın ve trajedinin duygusal yükünü izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Yönetmen Roman Polanski, çocukluğunda bizzat tanıklık ettiği getto hayatını bu filmde tüm gerçekçiliğiyle beyazperdeye yansıtıyor. Film, bir kahramanlık öyküsünden ziyade, hayatta kalmanın saf ve çıplak halini odağına alıyor. Görsel dilin sadeliği ve Chopin’in hüzünlü notaları, savaşın yıkıcılığını herhangi bir ajitasyona kaçmadan anlatmayı başarıyor. Piyanist, insan onurunun en karanlık şartlarda bile sanat sayesinde nasıl korunabileceğini gösteren başyapıt niteliğinde bir dram eseridir.
Tarihi gerçeklere dayanan sarsıcı hikâyelerden etkilenenler ve İkinci Dünya Savaşı’nın insani boyutunu merak edenler bu filmi mutlaka izlemeli. Sanatın iyileştirici gücüne ve direncin sınırlarına dair derin bir sorgulama arayan izleyiciler için bu yapım bir referans noktasıdır. Ayrıca klasik müzik tutkunları, filmin atmosferine yön veren piyano sahnelerinde kendilerini büyüleyici bir yolculukta bulacaktır.
Sadece bir savaş filmi değil, aynı zamanda bir insanın ruhsal izolasyonunu ve yaşama tutunma içgüdüsünü en estetik şekilde işlediği için izlenmelidir. Roman Polanski’nin kendi geçmişinden süzülüp gelen detaylar, filmi otantik kılıyor. Adrien Brody’nin piyano tuşlarına dokunamadığı ama zihninde konçertolar çaldığı o sahne, sinemanın unutulmaz anları arasında yer alıyor ve bu deneyimi yaşamak her sinemaseverin hakkı.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: En umutsuz anlarda bile bireyin nefes alma çabası.
Sanatın Gücü: Müziğin, fiziksel yıkım karşısında ruhu ayakta tutan tek sığınak olması.
Yalnızlık ve İzolasyon: Koca bir şehirde, düşman hattında tek başına kalmanın getirdiği psikolojik yük.
Savaşın Anlamsızlığı: Politika ve ideolojilerin sıradan hayatları nasıl enkaza çevirdiği.
Eğer bu filmin yarattığı hüzünlü ve etkileyici atmosferi sevdiyseniz, Steven Spielberg imzalı Schindler'in Listesi filmini listenize eklemelisiniz. Benzer şekilde savaşın trajedisini bir çocuğun gözünden anlatan Hayat Güzeldir (La Vita è Bella) veya bir başka başarılı biyografi örneği olan Enigma (The Imitation Game) bu türdeki arayışınız için nitelikli tercihler olacaktır.
Film, Wladyslaw Szpilman’ın aynı adlı otobiyografik kitabından sinemaya uyarlanmıştır.
Adrien Brody, rolüne hazırlanmak için piyano dersleri almış, arabasını satmış ve aylarca düşük kalorili bir diyetle yaşamıştır.
Yönetmen Roman Polanski, Krakow gettosundan kaçmış bir çocuk olduğu için filmdeki pek çok sokak sahnesini kendi anılarına dayanarak kurgulamıştır.
Adrien Brody, film için günde saatlerce piyano çalışmış ve Chopin parçalarının çoğunu bizzat çalabilecek seviyeye gelmiştir. Ancak bazı teknik bölümlerde profesyonel piyanistlerin kayıtları kullanılmıştır.
Filmin çekimleri Varşova’nın tarihi dokusunu yansıtan bölgelerinde ve Almanya’daki stüdyolarda gerçekleştirilmiştir. Şehrin yıkıntı sahneleri için devasa setler kurulmuştur.
Evet, Wilm Hosenfeld gerçek bir karakterdir ve savaş boyunca aralarında Szpilman'ın da bulunduğu pek çok kişiye yardım ettiği, hatta "Uluslararası Dürüstler" listesine alındığı bilinmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...