
Belgesel, Savaş
Sama İçin, yönetmen Waad Al-Kateab’ın Halep’teki kuşatma sırasında beş yıl boyunca kaydettiği görüntülerden oluşuyor. Film, Waad’ın bir öğrenci olarak başladığı direniş yıllarından, aşık olmasına, evlenmesine ve kızı Sama’yı dünyaya getirmesine kadar uzanan süreci epik bir dille sunuyor. Ancak bu alışılagelmiş bir aile hikâyesi değil; bombaların gölgesinde, derme çatma hastanelerde hayata tutunmaya çalışan insanların onur mücadelesidir.
Waad, kamerayı kızı Sama’ya hitaben bir veda mektubu gibi kullanıyor. "Bu savaşı neden seçtik?", "Seni bu cehennemin ortasında neden dünyaya getirdik?" gibi sorulara yanıt ararken, Suriye’deki yıkımın insani boyutunu en çıplak haliyle ortaya koyuyor. Savaş filmleri tarihinde nadiren görülen bir yakınlıkla, izleyiciyi rejimin kuşatması altındaki Halep’in kalbine, her an ölümle burun buruna yaşamanın ne demek olduğunu hissettirmeye davet ediyor.
Bu bir belgesel olduğu için, filmdeki her "karakter" aslında kendi hayatını yaşayan gerçek bireylerdir. Filmin merkezinde Waad Al-Kateab ve doktor eşi Hamza yer alıyor. Hamza’nın imkânsızlıklar içinde kurduğu hastanede yaralıları kurtarma çabası, filmin en dramatik ve kahramanca unsurlarından biri.
Küçük Sama ise filmin sessiz ama en güçlü öznesi. Etrafındaki patlamalara rağmen bir bebeğin masumiyetiyle hayata bakışı, izleyicide derin bir koruma içgüdüsü uyandırıyor. Bu insanların sergilediği direnç, herhangi bir kurgusal karakterin çok ötesinde, insan ruhunun ne kadar dayanıklı olabileceğini gösteren gerçek bir performans niteliğinde.
Sama İçin, belgesel filmleri dünyasında son yılların en çok ödül alan ve en çok konuşulan yapımlarından biri olmayı başardı. Waad Al-Kateab ve Edward Watts’ın yönetmenliğinde şekillenen film, profesyonel bir çekim ekibiyle değil, bizzat olayın içindeki birinin gözüyle çekildiği için benzersiz bir gerçeklik duygusu taşıyor. Filmin kurgusu, zaman sıçramalarıyla izleyiciyi hem geçmişin umuduna hem de şimdinin yıkımına ortak ediyor. Bu yapım, sadece bir savaş kaydı değil, aynı zamanda sinemanın bir tanıklık aracı olarak ne kadar güçlü olabileceğinin kanıtıdır.
İnsan hakları, modern tarih ve Orta Doğu meselelerine ilgi duyan herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Savaşın sivil halk, özellikle de kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkisini anlamak isteyenler için bu film bir başvuru kaynağıdır. Duygusal derinliği çok yüksek savaş filmleri arayan ve trajedinin içindeki umudu görmek isteyen izleyiciler Sama İçin’den derinden etkilenecektir.
Bu belgeseli izlemek için en önemli neden, haber bültenlerindeki sayıların ardındaki insan hikâyelerini görmektir. Sama İçin, savaşı stratejik bir harita üzerinden değil, bir annenin kucağındaki bebek üzerinden anlatıyor. Oscar adaylığı ve Cannes gibi festivallerdeki başarısı, filmin sadece konusunun değil, sanatsal kurgusunun da ne kadar etkileyici olduğunun bir göstergesidir. Hayatın değerini ve özgürlüğün bedelini hatırlamak için bu film sarsıcı bir deneyim sunuyor.
Annelik ve Sorumluluk: Felaketin ortasında bir çocuk yetiştirmenin ahlaki ve duygusal yükü.
Direniş ve Umut: Şehri terk etmek yerine, her şeye rağmen orada kalıp mücadele etme kararlılığı.
Kayıp ve Yas: Arkadaşların, aile üyelerinin ve bir şehrin yok oluşuna tanıklık etmek.
Tanıklık: Yaşananları dünyaya duyurmak için kamerayı bir silah gibi kullanmak.
Eğer Sama İçin’in gerçekliği sizi etkilediyse, yine Suriye’deki sivil savunma ekiplerini anlatan The White Helmets belgeseline göz atabilirsiniz. Kuşatma altındaki bir başka hikâye için Last Men in Aleppo da oldukça etkileyicidir. Savaş filmleri kategorisinde daha farklı ama benzer bir trajediyi işleyen Capharnaüm, savaşın ve yoksulluğun ortasındaki çocukların dünyasına odaklanan sarsıcı bir kurgusal alternatiftir.
Film, 73. BAFTA Ödülleri'nde En İyi Belgesel ödülünü kazanmış ve 92. Akademi Ödülleri'nde aday gösterilmiştir.
Waad Al-Kateab, Halep’ten tahliye edilirken kamerasını ve 500 saatlik ham görüntüsünü yanında çıkarmayı başarmıştır.
Film, Cannes Film Festivali'nde "L'Œil d'or" (Altın Göz) en iyi belgesel ödülünü kazanmıştır.
Waad Al-Kateab, eşi Hamza ve çocukları Sama ve Tiba ile birlikte şu an Birleşik Krallık'ta mülteci olarak yaşamaktadır ve aktivist çalışmalarına devam etmektedir.
Evet, filmdeki tüm patlamalar, hastane sahneleri ve sivil halkın görüntüleri bizzat Waad tarafından o anlarda kaydedilmiş ham ve gerçek görüntülerdir.
Waad, eğer kuşatma sırasında ölürse, kızının neden o şartlar altında kalmayı tercih ettiklerini anlamasını ve ailesinin ne için mücadele ettiğini bilmesini istediği için bu yöntemi seçmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...