
2022 yılının Şubat ayında, Rus ordusu Ukrayna sınırını geçtiğinde, Associated Press (AP) ekibinden Mstyslav Chernov ve meslektaşları Mariupol şehrine giren son gazeteciler arasındaydı. Şehir hızla kuşatılırken; elektrik, su, gıda ve en önemlisi iletişim hatları tamamen kesildi. Chernov ve ekibi, Rus saldırılarının hedefi olan sivilleri, bombalanan doğum hastanelerini ve toplu mezarları kaydederken aynı zamanda kendi hayatta kalma mücadelelerini verirler.
Film, kuşatmanın ilk gününden başlayarak 20. güne kadar süren dehşeti günü gününe takip eder. Gazeteciler, kaydettikleri görüntüleri dış dünyaya ulaştırabilmek için internet sinyali olan tehlikeli noktaları ararken, bir yandan da "gerçeğin" propagandayla nasıl boğulmaya çalışıldığını gösterirler. Bu yapım, modern savaşın vahşetini en çıplak ve sansürsüz haliyle belgeleyen tarihi bir belgesel film niteliğindedir.
Yönetmen Mstyslav Chernov, bu filmle sadece bir savaş muhabirliği örneği sunmuyor; aynı zamanda 2024 yılında kazandığı En İyi Belgesel Oscar'ı ile bu trajediyi tarihe kazıyor. Filmin anlatım dili son derece ham, dürüst ve yer yer izlemesi oldukça güç sahneler barındırıyor. Müzik kullanımının minimal tutulması, sadece patlama sesleri ve insanların feryatlarının öne çıkması, izleyiciyi klostrofobik bir gerçekliğin içine hapsediyor. Film, "objektiflik" kavramını bir kenara bırakıp, bir insanın başka bir insanın acısına tanıklık etmesinin yarattığı etik ve duygusal yükü omuzlarımıza yüklüyor.
Siyaset, uluslararası ilişkiler, savaş muhabirliği ve insan hakları konularına ilgi duyan herkes bu filmi mutlaka izlemelidir. Özellikle bağımsız sinema hayranları ve gerçekçiliğin sınırlarını zorlayan yapımları takdir eden izleyiciler için bu film kaçınılmaz bir deneyim. Ancak uyarılmalıdır ki; film, savaşın sivil halk üzerindeki fiziksel ve psikolojik yıkımını tüm gerçekliğiyle yansıttığı için hassas izleyiciler için oldukça sarsıcı olabilir.
Bu belgeseli izlemek için en büyük sebep, dezenformasyon ve "post-truth" (gerçeklik sonrası) çağında, fiziksel tanıklığın ve gazeteciliğin ne kadar hayati olduğunu anlamaktır. Film, bir hastanenin bombalanmasının "kurgu" olduğu iddialarına karşı, o anın içinden gelen en somut kanıttır. Ayrıca, sıradan insanların bir gecede nasıl evsiz kaldığını, çocuklarını kaybettiğini ve bir şehrin nasıl yok edildiğini izlemek, savaşın soyut bir kavramdan ibaret olmadığını hatırlatır.
Tanıklık Etme Sorumluluğu: Bir gazetecinin en zor şartlarda bile gerçeği kaydetme tutkusu.
Savaşın Sivil Yüzü: Stratejik haritaların ötesinde, bireysel hayatların ve ailelerin yıkımı.
İzolasyon ve Çaresizlik: Dünyadan koparılmış bir kentin adım adım ölüme sürüklenişi.
Bilgi Savaşı: Gerçeğin, propaganda ve yalanlar karşısındaki savunmasızlığı ve gücü.
Eğer bu belgeselin sarsıcı gerçekliğini ve savaşın içinden gelen anlatımını önemli bulduysanız, yine Suriye'deki kuşatmayı bir annenin gözünden anlatan For Sama'yı veya Rusya'daki siyasi yozlaşmayı ele alan Navalny belgeselini izleyebilirsiniz. Ayrıca, Ukrayna'daki 2014 devrimini anlatan Winter on Fire da bölgenin geçmişine ışık tutan başarılı bir yapımdır.
Oscar Başarısı: Film, 96. Akademi Ödülleri'nde Ukrayna'ya tarihinin ilk Oscar heykelciğini kazandırmıştır.
Gerçek Tehlike: Ekip, şehirden kaçarken görüntüleri saklamak için büyük riskler almış; son kontrol noktasından geçerken görüntüleri içeren kartları bir araba koltuğunun içine gizlemişlerdir.
Sundance Ödülü: Film, dünya prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde Seyirci Ödülü'nü kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...