
Komedi, Dram

Dwayne Hoover

Kilgore Trout

Harry Le Sabre

Celia Hoover

Francine Pefko

George 'Bunny' Hoover

Wayne Hoobler

Grace Le Sabre

Fred T. Barry

Eliot Rosewater / Gilbert
Dwayne Hoover, herkesin gıpta ile baktığı bir başarıya sahip, varlıklı bir otomobil satıcısıdır. Ancak parıltılı hayatının perde arkasında, intiharın eşiğinde ve gerçeklikten kopmak üzere olan bir adam gizlidir. Dwayne’in zihni bulanıklaştıkça, etrafındaki dünyayı anlamlandırma çabası onu tam bir çöküşe sürükler. Tam bu sırada, bilim kurgu yazarı Kilgore Trout, bir sanat festivaline katılmak üzere şehre gelir.
Kader bu iki yabancıyı bir araya getirdiğinde, Trout’un yazdığı bir kitap Dwayne için kutsal bir metne dönüşür. Kitaptaki "evrendeki tek özgür iradeli varlığın kendisi olduğu, geri kalan herkesin birer robot olduğu" fikrine körü körüne inanan Dwayne, şehri birbirine katan bir cinnet sarmalına girer. Kurt Vonnegut'un kült romanından uyarlanan bu kara komedi, modern yaşamın anlamsızlığını ve insanın varoluşsal sancılarını rengârenk ama bir o kadar da rahatsız edici bir atmosferde sunuyor.
Bruce Willis, Dwayne Hoover rolünde alışılagelmiş aksiyon yıldızı imajını yerle bir ederek, aklını kaybetmekte olan bir adamı büyük bir cesaretle canlandırıyor. Willis’in sergilediği bu uçlardaki performans, kariyerinin en riskli ve özgün işlerinden biri. Kilgore Trout rolünde ise efsanevi oyuncu Albert Finney, hayata küsmüş ve yıpranmış yazar karakterine muazzam bir derinlik katıyor.
Nick Nolte, Dwayne’in kadın kıyafetleri giyme tutkusu olan satış müdürü Harry LeSabre rolünde filmin en unutulmaz ve absürt anlarına imza atıyor. Kadroda ayrıca Demi Moore, Barbara Hershey ve Owen Wilson gibi yıldız isimlerin yer alması, hikâyenin kaotik yapısını daha da zenginleştiriyor. Bu dev kadro, Vonnegut’un zorlu karakterlerini beyaz perdeye taşırken adeta bir performans sanatı sergiliyor.
Yönetmen Alan Rudolph, Vonnegut’un sinemaya aktarılması imkânsız gibi görünen darmadağınık anlatı yapısını, 90’lı yılların sonuna özgü stilize ve yer yer gerçeküstü bir dille yansıtıyor. Film, parlak renk paleti ve hızlı kurgusuyla bir çizgi romanı andırsa da, alt metninde derin bir melankoli ve sistem eleştirisi barındırıyor. Ancak bu deneysel yaklaşım, filmi genel izleyici kitlesi için zorlayıcı, sinefiller içinse keşfedilmesi gereken bir hazine kılıyor.
Kurt Vonnegut okurları, postmodern anlatıları sevenler ve ana akım sinemanın kalıplarından sıkılmış izleyiciler için bu film biçilmiş kaftan. Eğer bir karakterin zihinsel çöküşünü izlerken aynı zamanda toplumsal eleştiri yapan absürt dram türündeki yapımlardan keyif alıyorsanız, Breakfast of Champions size benzersiz bir deneyim sunacaktır. Bruce Willis’in farklı bir yönünü görmek isteyen hayranları da bu yapımı listesine eklemeli.
Film, Amerikan tüketim kültürünü ve "başarı" fetişizmini en sert şekilde hicveden yapımlardan biridir. Bir yazarın hayal gücü ile bir iş adamının deliliği arasındaki ince çizgiyi ustalıkla bulanıklaştırır. Görsel tercihleri ve cesur sahneleriyle, yapıldığı dönemin çok ötesinde bir anlatım diline sahiptir. Ayrıca Vonnegut’un felsefesini sinematografik bir çılgınlıkla deneyimlemek için eşsiz bir fırsattır.
Özgür İrade: İnsanın kendi kararlarını mı verdiği yoksa birer makine mi olduğu sorunsalı.
Akıl Sağlığı ve Delilik: Modern yaşamın getirdiği baskıların bireyi gerçeklikten koparması.
Tüketim Kültürü: Maddi başarının ruhsal boşluğu doldurmaya yetmemesi.
Yazarın Gücü: Kurmaca bir metnin, savunmasız bir zihin üzerindeki yıkıcı etkisi.
Bu filmin kaotik ve eleştirel yapısını sevdiyseniz, yine bir yazarın dünyasına odaklanan Adaptation veya gerçeklik algısıyla oynayan Fear and Loathing in Las Vegas filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir başka başarılı Vonnegut uyarlaması olan Slaughterhouse-Five, harika bir film önerisi olacaktır.
Film, Kurt Vonnegut'un bizzat kendisinin de küçük bir rolde (cameo) görünmesiyle hayranları için özel bir yere sahiptir.
Bruce Willis, bu projede yer almayı o kadar çok istemiştir ki filmin yapımcılığını da üstlenmiştir.
Filmdeki pek çok çizim ve görsel detay, Vonnegut’un kitabında yer alan kendi el çizimlerinden ilham alınarak hazırlanmıştır.
Film, kitabın ana temasını ve karakterlerini korusa da, Vonnegut’un karmaşık edebi dilini sinemaya aktarmak için çok daha görsel ve kaotik bir atmosfer tercih etmiştir.
Kilgore Trout, Kurt Vonnegut'un pek çok romanında karşımıza çıkan, dünyanın en başarısız ama en üretken bilim kurgu yazarlarını temsil eden hayali bir alter egodur.
Filmin lineer olmayan yapısı, aşırı parlak renkleri ve absürt tonu, klasik sinema beklentisi olan izleyiciler için yorucu bulunmuş; ancak deneysel sinema tutkunları tarafından takdir edilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...