
Dram, Komedi

Wendy Savage

Jon Savage

Lenny Savage

Larry

Eduardo

Jimmy

Kasia

Ms. Robinson

Bill Lachman

Nancy Lachman
Wendy ve Jon Savage, yıllardır babalarıyla görüşmeyen, kendi hayatlarındaki başarısızlıklarla boğuşan iki kardeştir. Wendy, New York’ta yaşayan, evli bir adamla ilişki yürüten ve oyun yazarı olma hayalleri kuran bir kadındır; Jon ise Buffalo’da yaşayan bir profesör ve opera üzerine akademik çalışmalar yapsa da kişisel hayatında yerinde saymaktadır. Babalarının demans hastalığının ilerlemesi ve bakımının imkânsız hale gelmesi üzerine, bu iki kardeş istemeyerek de olsa bir araya gelmek zorunda kalır.
Çocukluklarında babalarından gördükleri duygusal ihmal ve soğukluk, şimdi ona bakma zorunluluğuyla birleşince geçmişin yaraları yeniden açılır. Kendi hayatlarını düzene sokamamış iki yetişkinin, ölmeye hazırlanan bir ebeveynin sorumluluğunu üstlenmesi; suçluluk, öfke ve mizahın iç içe geçtiği bir yolculuğa dönüşür. Tamara Jenkins imzalı film, yaşlılık ve ölüm gibi ağır konuları, bir ailenin tüm tuhaflıkları ve samimiyetiyle beyaz perdeye taşıyor.
Laura Linney, Wendy rolünde sergilediği performansla En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazanırken, karakterin nevrotik, suçluluk dolu ve sevgi arayan yanını muazzam bir doğallıkla yansıtıyor. Jon Savage karakterine hayat veren Philip Seymour Hoffman, her zamanki ustalığıyla, duygularını içine hapseden ama patlama noktasına gelmiş entelektüel bir adamın çaresizliğini sessizce haykırıyor.
Baba Lenny Savage rolünde Philip Bosco, hastalığın pençesindeki bir adamın hem ürkütücü hem de acınası halini abartısız bir dille canlandırıyor. Oyuncu kadrosunun bu denli uyumlu olması, filmin bir "aile" hissiyatını izleyiciye en çiğ haliyle geçirmesini sağlıyor.
Savage Ailesi, Hollywood'un süslü aile dramalarından biri değil; aksine, hastane koridorlarının soğukluğunu ve bir ebeveyni huzurevine yerleştirmenin getirdiği ahlaki ağırlığı iliklerinize kadar hissettiren bir yapım. Tamara Jenkins’in senaryosu, en acı sahnelerde bile araya sokuşturulan ince mizahla hayatın kendisi gibi nefes alıyor. Görüntü yönetimi ve renk seçimleri, Buffalo’nun karlı ve puslu havasıyla birleşerek karakterlerin ruhsal donmuşluğunu simgeliyor. Bu film, bir büyüme hikâyesinin sadece gençlikte değil, kırklı yaşlarda da gerçekleşebileceğini kanıtlayan başarılı yapımlar arasında yer alıyor.
Aile bağları, yaşlılık ve sorumluluk temalarını merkezine alan bağımsız sinema örneklerini sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Philip Seymour Hoffman’ın o karakteristik ve derinlikli oyunculuğuna hayransanız, bu yapım sizin için bir hazine değerindedir. Ayrıca, hayatın içinde hem trajedi hem de komedi arayan, gerçekçi bir psikolojik dram izlemek isteyen her sinemasever için Savage Ailesi oldukça doyurucu olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, modern insanın ebeveynleriyle olan karmaşık ilişkisine tuttuğu dürüst aynadır. Film, izleyiciye "Kötü bir babaya iyi bakmak zorunda mıyız?" gibi cevaplaması zor sorular sordururken, bunu yaparken asla parmak sallamıyor. Samimiyeti ve insan ruhunun karanlık ama komik köşelerini keşfetme cesaretiyle, izledikten sonra uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir yapım.
Duygusal İhmal: Çocuklukta alınan yaraların yetişkinlikteki izdüşümleri.
Yaşlanma ve Ölüm: Hayatın son evresiyle yüzleşmenin getirdiği kaçınılmaz hüzün.
Kardeşlik Bağı: Ortak bir acı ve sorumluluk etrafında yeniden kurulan bağlar.
Suçluluk Psikolojisi: Geçmişin yükü ile bugünün zorunlulukları arasındaki çatışma.
Bu filmin sunduğu aile içi dinamikleri ve bağımsız tonu sevdiyseniz, yine Philip Seymour Hoffman’ın yer aldığı Happiness veya benzer bir dille aile travmalarını işleyen The Squid and the Whale (Mürekkep Balığı ve Kalamar) ilginizi çekebilir. Yaşlılık ve bakım sürecini konu alan daha sert bir ton için Amour (Aşk) veya daha mizahi bir yaklaşım için Little Miss Sunshine keyifli seyirler sunacaktır.
Yönetmen Tamara Jenkins, bu senaryoyu yazarken kendi kişisel deneyimlerinden ve gözlemlerinden ilham almıştır.
Philip Seymour Hoffman ve Laura Linney, çekimler boyunca karakterlerinin arasındaki o gergin ama kopmaz bağı kurabilmek için set dışında da çok vakit geçirmişlerdir.
Film, sınırlı bir bütçeyle çekilmesine rağmen eleştirmenlerden tam not alarak yılın en iyi bağımsız filmleri listesine girmiştir.
Film bir "kara komedi" unsurları taşısa da temelinde ağır bir dramdır. Gülümseten anlar genellikle hayatın içindeki absürtlüklerden ve karakterlerin birbirleriyle olan tuhaf iletişimlerinden kaynaklanır.
Filmin sonu, karakterlerin babalarının ölümüyle birlikte bir nevi özgürleşmelerini ama aynı zamanda kendi hayatlarındaki eksikliklerle nihayet yüzleşmeye başlamalarını simgeler. Bu bir son değil, aslında her ikisi için de yeni bir başlangıçtır.
Philip Seymour Hoffman, bu filmdeki performansıyla Altın Küre’ye aday gösterilmiş ve birçok eleştirmen birliğinden en iyi erkek oyuncu ödüllerini toplamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...