

Baby

Doc

Debora

Buddy

Bats

Griff

Darling

Eddie

Joseph

J.D.
Baby, çocukken geçirdiği bir kaza sonrası kulaklarında bitmek bilmeyen bir çınlamayla yaşamak zorunda kalan, bu sesi bastırmak için ise sürekli müzik dinleyen sıra dışı yeteneklere sahip genç bir kaçış şoförüdür. Suç dünyasının gizemli patronu Doc’a olan borcunu ödemek için banka soygunu yapan ekipleri olay yerinden kaçıran Baby, direksiyon başındaki ustalığıyla rakipsizdir. Onun için hayat, kulaklığından yükselen şarkıların ritmine göre akan bir film gibidir.
Ancak Baby’nin hayatı, tesadüfen tanıştığı garson Debora’ya aşık olmasıyla değişir. Suç dünyasından tamamen kopup Debora ile birlikte gün batımına doğru sürmek isteyen Baby, son bir görev için zorlandığında işler kontrolden çıkar. Ekipler arasındaki gerginlik ve planlanan soygunun ters gitmesi, Baby’yi hem sevdiği kadını korumak hem de hayatta kalmak için tüm yeteneklerini sergileyeceği kanlı bir maceraya sürükler. Bu aksiyon filmi, hız tutkusunu duygusal bir derinlikle harmanlıyor.
Başrolde Ansel Elgort, Baby karakterinin sessiz, gizemli ve müzik odaklı dünyasını harika bir beden diliyle canlandırıyor. Elgort’un ritme göre yaptığı en ufak bir el hareketi bile karakterin derinliğini hissettiriyor. Suç dehası Doc rolünde izlediğimiz usta oyuncu Kevin Spacey, soğukkanlı ve otoriter tavrıyla filmin gerilim dozunu sürekli yukarıda tutuyor.
Kadronun geri kalanında ise Jamie Foxx, dengesiz ve tehlikeli "Bats" rolüyle; Jon Hamm ise karizmatik ama bir o kadar da acımasız Buddy rolüyle dikkat çekiyor. Lily James ise Debora karakteriyle filme masumiyet ve umut katıyor. Oyuncuların her birinin müzikle uyumlu hareket etmesi, filmi bir oyuncu şovundan ziyade bir "ritim senfonisi" haline getiriyor.
Yönetmen Edgar Wright, aksiyon sinemasına bambaşka bir soluk getirerek kurgu ve müziğin nasıl birer başrol oyuncusuna dönüşebileceğini kanıtlıyor. Filmin en dikkat çekici yanı, silah seslerinden araba lastiği gıcırtılarına kadar her sesin o an çalan şarkıyla senkronize olmasıdır. Yabancı filmler arasında teknik işçiliği bu kadar titiz olan nadir yapımlardan biri olan Baby Driver, izleyiciyi adeta bir müzik klibinin içinde yolculuğa çıkarıyor. Wright’ın kendine has mizahı ve dinamik çekim teknikleri, filmi türdeşlerinden fersah fersah öne taşıyor.
Müzik tutkunları, araba takibi sahnelerine bayılanlar ve görsel kurgunun sınırlarını merak eden sinemaseverler için bu film tam bir şölendir. Eğer sıradan macera filmi kalıplarından sıkıldıysanız ve her sahnesinde zeka dolu bir teknik detay arıyorsanız Baby Driver sizi büyüleyecektir. Aynı zamanda nostaljik şarkıları ve retro atmosferi seven izleyiciler de bu yapımdan büyük keyif alacaktır.
Baby Driver, sinemada "ses tasarımı" ve "kurgu" kelimelerinin karşılığını en eğlenceli şekilde veren filmdir. Sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda görsel bir işitme deneyimidir. Her izleyişinizde arka planda çalan şarkıyla uyumlu yeni bir detay fark edebileceğiniz kadar zengin bir içeriğe sahiptir. Ayrıca, son yılların en yaratıcı ve heyecan verici kaçış sahnelerine ev sahipliği yapması bile izlemek için yeterli bir sebeptir.
Müzikle Kaçış: Gerçek dünyanın acımasızlığından ve fiziksel rahatsızlıklardan kurtulmak için müziği bir sığınak olarak kullanmak.
Aşkın Motive Edici Gücü: Suç dünyasına hapsolmuş bir gencin, yeni bir hayat kurma umuduyla verdiği mücadele.
Sadakat ve İhanet: Suç ortakları arasındaki kırılgan güven ilişkisi ve hayatta kalma içgüdüsü.
Kader ve Seçimler: Borçlarını ödese bile geçmişin bir insanın peşini bırakıp bırakmayacağı sorunsalı.
Bu filmin ritmini ve suç dünyası temasını sevdiyseniz şu yabancı aksiyon filmleri de hoşunuza gidebilir:
Drive: Nicholas Winding Refn imzalı film, yine sessiz ve yetenekli bir şoförün suç dünyasındaki hikayesini daha melankolik bir tonla anlatır.
The Italian Job: Soygun ve ustalıkla kurgulanmış kaçış sahneleri denince akla gelen ilk klasiklerden biridir.
Snatch: Guy Ritchie’nin hızlı kurgusu ve renkli suç dünyası karakterleriyle Baby Driver’ın enerjisine benzer bir atmosfer sunar.
Yönetmen Edgar Wright, filmin temel fikrini 2003 yılında yönettiği bir müzik klibinden (Mint Royale - Blue Song) almıştır. Filmde kullanılan tüm araba sahneleri CGI (bilgisayar efektleri) yerine, profesyonel sürücüler tarafından gerçek araçlarla ve pratik efektlerle çekilmiştir. Ayrıca Baby’nin sürekli dinlediği şarkılar, oyuncuların set sırasında gerçekten kulaklıklarından duyduğu parçalardır; bu sayede hareketlerini ritme uydurabilmişlerdir.
Baby’nin çocukken yaşadığı kaza sonucu kulaklarında sürekli bir çınlama (tinnitus) vardır. Müzik dinlemek, bu sesi bastırmasına ve işine daha iyi odaklanmasına yardımcı olmaktadır.
Evet, yönetmen Edgar Wright senaryoyu yazarken her sahne için hangi şarkının çalacağını önceden belirlemiş ve kurguyu bu şarkıların ritmine göre kâğıt üzerinde tasarlamıştır.
Evet, Ansel Elgort çekimlerden önce yoğun bir ileri sürüş teknikleri eğitimi almış ve birçok zorlu sahnede direksiyon başında bizzat yer almıştır; sahnelerin büyük çoğunluğunda görsel efekt kullanılmamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...