

Johnny Saxby

Gheorghe Ionescu

Deidre Saxby

Martin Saxby

Trainee Auctioneer

Robyn
Male Nurse
Bearded Farm Worker

Taxi Driver

Gloria
Johnny Saxby, Yorkshire'ın sarp ve acımasız kırsalında, ailesine ait koyun çiftliğinin tüm yükünü omuzlarında taşıyan genç bir adamdır. Felçli babası ve sert mizaçlı büyükannesiyle yaşayan Johnny, hayatının tekdüzeliğini ve hissettiği duygusal boşluğu yerel barda sarhoş olarak veya rastgele cinsel ilişkilerle doldurmaya çalışmaktadır. Ancak bu uyuşmuş yaşam tarzı, kuzuların doğum mevsiminde yardıma gelen Romen göçmen Gheorghe’un gelişiyle kökten sarsılır.
İkili, doğanın en vahşi ve yalnız köşelerinde bir arada çalışırken, aralarındaki başlangıçtaki gerilim ve mesafe yerini beklenmedik bir yakınlığa bırakır. Gheorghe’un hayata ve toprağa olan şefkatli yaklaşımı, Johnny’nin ördüğü kalın duvarları birer birer yıkar. Tanrının Unuttuğu Yer, sadece iki erkeğin aşkını değil, bir insanın kendi duygularıyla ve toprakla kurduğu bağı yeniden keşfetmesini anlatan etkileyici bir dram filmi örneğidir.
Filmin başrolünde Johnny karakterine hayat veren Josh O'Connor, kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. O'Connor, karakterinin içindeki öfkeyi, hayal kırıklığını ve sonradan filizlenen savunmasızlığı neredeyse hiç konuşmadan, sadece bakışları ve vücut diliyle aktarmayı başarıyor. Gheorghe rolündeki Alec Secareanu ise, Johnny’nin hırçınlığına karşı dingin ve bilge duruşuyla muazzam bir denge oluşturuyor. İkilinin arasındaki kimya, filmin duygusal yükünü sırtlayan en temel unsur.
Yan kadroda ise usta oyuncu Ian Hart, felçli baba rolünde otorite ve çaresizlik arasındaki ince çizgide yürürken; Gemma Jones, aileyi bir arada tutan ama duygularını bastırmış büyükanne figürüyle hikayeye derinlik katıyor.
Francis Lee’nin ilk yönetmenlik denemesi olan film, pastoral bir romantizmden ziyade, çamurun ve terin hissedildiği bir gerçekçilik sunuyor. Yönetmen, Yorkshire’ın gri gökyüzünü ve çetin doğasını hikayenin bir diğer karakteri haline getirmiş. Müzik kullanımının minimumda tutulması, rüzgarın ve hayvan seslerinin ön plana çıkması, seyirciyi o izole çiftliğin tam ortasına bırakıyor. Film, duygusal dönüşümü aceleye getirmeden, sabırla ve ilmek ilmek işleyerek izleyicide kalıcı bir iz bırakıyor.
Eğer ana akım sinemanın süslü anlatımlarından ziyade, bağımsız sinema örneklerinden ve minimalist hikayelerden hoşlanıyorsanız bu film tam size göre. Karakter odaklı, ağır tempolu ama etkisi yüksek yapımları sevenler için ideal bir tercih. Aynı zamanda derinlikli bir LGBT temalı film arayan izleyiciler, bu hikayenin evrensel duygusal gücüne hayran kalacaktır.
Film, benzer türdeki pek çok yapımın aksine "açılma" veya toplumsal baskı sancılarından ziyade, iki insanın birbirini iyileştirme sürecine odaklanıyor. Duygusal yakınlığın sadece kelimelerle değil, bir hayvana dokunuşla veya bir yaranın sarılmasıyla nasıl kurulabileceğini gösteren nadir yapımlardan biri. Görsel dilinin çiğliği ve dürüstlüğü, onu türdeşleri arasında çok daha yukarılara taşıyor.
Duygusal İzolasyon: Johnny’nin fiziksel yalnızlığının ötesinde, duygularını ifade edememe çıkmazı.
Doğa ve İnsan İlişkisi: Toprağın ve doğanın sertliğinin karakterlerin mizacını nasıl şekillendirdiği.
İyileşme: Sevginin ve şefkatin, en katı kalpleri bile nasıl yumuşatabileceği.
Sınıf ve Göçmenlik: Taşradaki yabancı algısı ve çalışma hayatının zorlukları.
Bu filmin yarattığı atmosferi sevdiyseniz, benzer tonlardaki şu yapımlara göz atabilirsiniz:
Brokeback Dağı: Doğa ve yasak aşk temasını işleyen bir klasik olarak bu romantik film ile benzerlikler taşır.
Weekend: Daha modern ve kentsel bir düzlemde geçen, samimi bir ilişki analizi.
The Mending of Alice: Toprakla kurulan bağı ve içsel dönüşümü işleyen bir başka İngiliz yapımı.
Yönetmen Francis Lee, filmi çekmeden önce oyuncuların gerçek bir çiftlikte haftalarca çalışmasını istemiştir.
Josh O'Connor, karakterin fiziksel yorgunluğunu yansıtmak için çekimler boyunca ciddi bir diyet ve çalışma programı uygulamıştır.
Film, çekildiği bölgenin yerel lehçesini ve atmosferini en doğru yansıtan yapımlardan biri olarak kabul edilir.
Film, karakterlerin yaşadığı zorluklara rağmen umut dolu ve iyimser bir finalle izleyiciye veda eder; bu yönüyle türündeki pek çok melankolik filmden ayrılır.
Hayır, film az konuşan karakterler üzerine kuruludur. Duygular genellikle sessizlikler, bakışlar ve gündelik işler sırasındaki fiziksel temaslar üzerinden anlatılır.
Film, yönetmen Francis Lee'nin de memleketi olan İngiltere'nin West Yorkshire bölgesindeki Keighley kasabası yakınlarında çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...