
Animasyon, Dram, Bilim-Kurgu
Küçük bir kız çocuğu olan Emily, günün birinde kendisinin uzak gelecekteki bir klonu tarafından ziyaret edilir. "Emily Prime" olarak adlandırılan küçük kız, gelecekteki Emily ile birlikte zamanın ve mekanın sınırlarını aşan dijital bir yolculuğa çıkar. Gelecekteki Emily, küçük kıza insanlığın nasıl evrildiğini, zihinlerin dijital ortamlara nasıl aktarıldığını ve hatıraların nasıl ticarileştiğini anlatır.
Bu yolculuk boyunca Emily, evrenin sonuna, uzak gezegenlere ve insan ruhunun en yalnız köşelerine tanıklık eder. Gelecekteki Emily'nin anlattıkları, teknolojik ilerlemenin getirdiği sonsuz yaşam vaadinin aslında ne kadar melankolik ve boş olduğunu gözler önüne serer. Film, küçük bir çocuğun saflığı ile geleceğin karmaşık ve hüzünlü gerçekliği arasındaki tezat üzerine kurulu sarsıcı bir bilim kurgu anlatısıdır.
Don Hertzfeldt tarafından yazılan, yönetilen ve canlandırılan bu animasyonda, Emily Prime karakterini seslendiren küçük çocuk, yönetmenin yeğeni Winona Mae'dir. Winona'nın çekimler sırasındaki gerçek ve spontane tepkileri, filme eşsiz bir doğallık ve masumiyet katmaktadır. Gelecekteki Emily'yi ise Julia Pott, o meşhur monoton ve melankolik ses tonuyla seslendirerek geleceğin duygusuzlaşmış dünyasını mükemmel bir şekilde yansıtır.
Sadece 17 dakika süren bu kısa film, çoğu uzun metrajlı bilim kurgu filminin başaramadığı derinlikte bir evren kurmayı başarıyor. Minimalist "çöp adam" estetiği, parlak renkli soyut arka planlarla birleşince ortaya benzersiz bir sanat filmi görselliği çıkıyor. Don Hertzfeldt, mizah ile hüznü, teknoloji ile felsefeyi o kadar ustalıkla harmanlıyor ki izleyiciyi hem güldürüp hem de varoluşsal bir krizin eşiğine sürüklüyor. 2016 yılında "En İyi Kısa Animasyon Filmi" dalında Oscar adaylığı kazanan yapım, eleştirmenler tarafından yüzyılın en iyi animasyonlarından biri olarak kabul ediliyor.
Zaman yolculuğu, klonlama, yapay zeka ve bilincin aktarımı gibi konulara ilgi duyan her sinemasever bu yapımı mutlaka görmelidir. Klasik animasyon kalıplarının dışına çıkan, deneysel ve entelektüel derinliği olan bir drama filmi arayanlar için World of Tomorrow bir hazinedir. Ayrıca, hayata ve ölüme dair farklı bir perspektif kazanmak isteyen yetişkinler için de sarsıcı bir deneyim sunmaktadır.
Film, bize şu anın kıymetini hatırlatan en güçlü yapımlardan biridir. Gelecekteki Emily'nin "Şu an hayatta olduğun için çok şanslısın," uyarısı, teknolojinin bizi ulaştırdığı noktada neleri kaybettiğimizi tokat gibi yüzümüze vuruyor. Minimalist görselliğin içindeki o devasa hüzün ve Emily Prime’ın çocuksu neşesi arasındaki denge, izleyiciye unutulmaz bir sinematik tecrübe yaşatıyor.
Hatıraların Değeri: Anıların sadece yaşandığı anda değil, gelecekte nasıl birer "meta" haline geldiği.
Yalnızlık ve Bağlantı: Teknolojik olarak herkese bağlıyken bile duyulan derin ruhsal yalnızlık.
Ölümsüzlük Arzusu: Klonlama ve dijital aktarım yoluyla ölümü yenme çabasının anlamsızlığı.
Yaşamın Güzelliği: Geleceğin tüm kaosuna rağmen, sadece nefes alıyor olmanın basit ve muazzam zevki.
Eğer bu filmin yarattığı varoluşsal sancıyı ve teknolojik hüznü sevdiyseniz, Don Hertzfeldt'in bir diğer başyapıtı olan It's Such a Beautiful Day filmini kesinlikle izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir yalnızlık temasını işleyen Her (Aşk) veya bir klonun hikayesini anlatan Moon (Ay), World of Tomorrow ile benzer frekansta gezinen yapımlardır.
Emily Prime’ı seslendiren Winona Mae, ses kayıtları sırasında sadece 4 yaşındaydı ve yönetmen onunla oyun oynarken aldığı kayıtları senaryoya dahil etmiştir.
Film, tamamen dijital olarak üretilmiş olmasına rağmen, Hertzfeldt’in klasik el çizimi tarzını ve dokusunu korumaktadır.
Yapım, Sundance Film Festivali dahil olmak üzere dünya çapında 40'tan fazla ödül kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...