

Roy McBride

H. Clifford McBride

Eve

Helen Lantos

Thomas Pruitt

Lorraine Deavers

Donald Stanford

Captain Lawrence Tanner

Willie Levant

Franklin Yoshida
Yıldızlara Doğru, yakın bir gelecekte, astronot Roy McBride’ın güneş sistemini yok etme potansiyeline sahip gizemli güç dalgalanmalarını durdurmak için görevlendirilmesiyle başlar. Bu tehlikeli dalgalanmaların kaynağı, yıllar önce uzayda hayat bulma amacıyla başlatılan "Lima Projesi" ve bu projeye liderlik ederken kaybolan Roy'un babası Clifford McBride ile ilişkilidir. Roy, sadece insanlığı kurtarmak için değil, otuz yıl önce kendisini ve annesini terk eden babasının hayatta olup olmadığını öğrenmek için Neptün’e kadar uzanan epik bir yolculuğa çıkar.
Bu yolculuk, fiziksel bir seyahatten ziyade Roy’un kendi iç dünyasındaki boşluklarla, babasına duyduğu karmaşık hislerle ve insan doğasının yalnızlığıyla yüzleştiği psikolojik bir keşfe dönüşür. Ay’daki tehlikeli bölgelerden Mars’taki gizli üslere kadar uzanan bu süreçte Roy, babasının bir kahraman mı yoksa bir hain mi olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalacaktır.
Brad Pitt, Roy McBride karakterinde kariyerinin en kontrollü ve derinlikli performanslarından birini sergiliyor. Duygularını bastıran, nabzı neredeyse hiç yükselmeyen ve profesyonelliği bir zırh gibi kullanan bir adamın içsel çöküşünü minimalist bir oyunculukla izleyiciye geçiriyor.
Efsanevi oyuncu Tommy Lee Jones, kayıp baba Clifford McBride rolünde, karakterinin saplantılı dehasını ve izolasyonun getirdiği ruhsal değişimi çok az sahnede bile devleşerek yansıtıyor. Ruth Negga ve Donald Sutherland gibi isimler ise hikayenin dünya ve uzay arasındaki duygusal köprülerini kuran yan karakterlerde sağlam bir duruş sergiliyorlar.
Yönetmen James Gray, bilim kurgu film türünü sadece bir dekor olarak kullanıp, odağını baba-oğul ilişkisine ve varoluşsal sancılara çeviriyor. Film, aksiyon dolu bir uzay macerasından ziyade yavaş tempolu, düşünsel ve melankolik bir yapıya sahip. Görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema’nın ustalığıyla birleşen sahneler, uzayın uçsuz bucaksız boşluğunu ve klostrofobik sessizliğini izleyicinin iliklerine kadar hissettiriyor.
Bu yapım, hızlı tempolu aksiyon filmlerinden ziyade bilim kurgu türünün felsefi ve psikolojik derinliğini seven izleyiciler için idealdir. Babalık, yalnızlık ve insanın evrendeki yeri üzerine kafa yoran, görsel estetiği yüksek bir drama filmleri arayan sinemaseverler bu filmi kesinlikle kaçırmamalıdır.
Film, uzayı sadece fethedilecek bir yer olarak değil, insanın kendi iç dünyasının aynası olarak konumlandırıyor. Modern bir "Odysseia" veya "Karanlığın Yüreği" anlatısı olarak görülebilecek bu hikaye, muazzam ses tasarımı ve Brad Pitt’in büyüleyici performansıyla izleyiciyi hipnotize ediyor. Büyük sorular soran ve kolay cevaplar vermeyen bir sinema deneyimi sunuyor.
Baba-Oğul Çatışması: Miras alınan travmalar ve babanın gölgesinden çıkma çabası.
Yalnızlık ve İzolasyon: Evrenin sonsuzluğunda insanın tek başınalığı ve iletişim kurma ihtiyacı.
Varoluşsal Sorgulama: İnsanın dış dünyada aradığı cevapların aslında kendi içinde olduğu gerçeği.
Hırs ve Takıntı: Bilimsel keşif uğruna insani değerlerden vazgeçmenin bedeli.
Eğer bu filmin atmosferini sevdiyseniz, yine bir babanın uzaydaki mücadelesini ve zamanın etkisini işleyen Interstellar (Yıldızlararası) filmini izlemelisiniz. Ayrıca insanın uzaydaki yalnızlığını ve hayatta kalma güdüsünü anlatan Gravity (Yerçekimi) veya başkarakterin psikolojik derinliğine odaklanan Solaris, bu yapımla benzer temaları paylaşan kaliteli alternatiflerdir.
James Gray, filmi "gerçekçi bir bilim kurgu" olarak tanımlamış ve uzay yolculuğunun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini bilimsel araştırmalara dayandırmaya çalışmıştır. Filmin adı olan "Ad Astra", Latince bir deyiş olan ve "Zorluklar arasından yıldızlara" anlamına gelen "Per aspera ad astra" cümlesinden gelmektedir. Ayrıca filmin Ay'daki takip sahnesi, gerçekçi bir fizik anlayışıyla sessiz ortamda kurgulanmıştır.
Clifford McBride, güneş sisteminin dış çeperlerinde dünya dışı yaşam belirtileri arayan Lima Projesi’ni yönetirken mürettebatıyla yaşadığı fikir ayrılıkları ve takıntısı nedeniyle iletişimi kesmiştir.
Bu dalgalanmalar, Lima Projesi'nin nükleer güç kaynağından sızan ve dünya üzerindeki elektronik sistemleri bozarak hayati tehlike yaratan yüksek enerjili antimadde patlamalarıdır.
Filmin orijinal adı olan Ad Astra, Latince "Yıldızlara" veya "Yıldızlara Doğru" anlamına gelmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...