

Augustine Lofthouse

Sully

Adewole

Iris

Mitchell

Sanchez

Maya

Jean

Young Augustine

Mason Mosley
2049 yılında dünya, gizemli bir küresel felaketin eşiğinde yok oluşa sürüklenmiştir. Arktik bölgesindeki ücra bir gözlemevinde tek başına kalan bilim insanı Augustine (George Clooney), ölümcül bir radyasyonun yayılmasını beklerken hayatını bu ıssızlıkta sürdürmektedir. Ancak Augustine’in son bir görevi vardır: Jüpiter’in yaşanabilir uydusu K-23’ten dönmekte olan Aether uzay aracındaki astronotlarla iletişim kurmak ve onları dünyadaki felaket hakkında uyararak geri dönmelerini engellemek.
Uzayda ise Sully (Felicity Jones) ve ekibi, evlerine kavuşmanın hayalini kurarken dünyadaki sessizliğin nedenini anlamaya çalışmaktadır. Augustine, kutup fırtınalarıyla boğuşurken, astronotlar da uzayın tekinsiz boşluğunda hayatta kalma mücadelesi verir. Yabancı bilim kurgu filmleri arasında felsefi derinliğiyle dikkat çeken yapım, izleyiciyi hem dünyadaki dondurucu soğukta hem de uzayın sonsuz karanlığında geçen çift yönlü bir maceraya sürüklüyor. Bu yabancı macera filmi, insanlığın son sığınağını ararken verdiği duygusal mücadeleyi merkezine alıyor.
George Clooney, canlandırdığı Augustine karakteriyle kariyerinin en olgun ve dingin performanslarından birini sergiliyor. Hastalıkla ve yalnızlıkla pençeleşen bir adamın fiziksel ve ruhsal çöküşünü büyük bir sadelikle ekrana taşıyor. Uzay tarafında ise Felicity Jones, Sully rolünde hem profesyonel bir astronotun kararlılığını hem de bir annenin hassasiyetini başarıyla harmanlıyor.
David Oyelowo, Kyle Chandler ve Demián Bichir gibi usta isimlerin eşlik ettiği kadro, filmin dramatik etkisini güçlendiriyor. Yabancı dram filmleri içinde karakterler arasındaki sessiz ama güçlü bağların bu denli ön plana çıktığı yapımlar, izleyicide kalıcı bir iz bırakıyor. Oyuncuların her biri, karakterlerinin geçmişteki pişmanlıklarını ve geleceğe dair cılız umutlarını etkileyici bir performansla canlandırarak yapımı sıradan uzay filmleri arasından çekip çıkarıyor.
George Clooney, yönetmen koltuğunda Lily Brooks-Dalton’ın "Good Morning, Midnight" adlı romanını görsel bir şölene dönüştürmüş. Filmin Arktik sahneleri mavinin ve beyazın soğukluğuyla içimizi üşütürken, uzay sahneleri görsel efekt başarısıyla hayranlık uyandırıyor. Yabancı bilim kurgu filmi janrında sıkça rastlanan aksiyon odaklı anlatım yerine, Clooney daha çok duygusal ve meditasyon tadında bir tempoyu tercih etmiş. Yabancı gerilim filmleri unsurlarını, doğanın ve uzayın yarattığı doğal engellerle birleştiren yapım, Alexandre Desplat’nın hüzünlü notalarıyla atmosferini tamamlıyor. Yabancı filmler dünyasında görselliğiyle büyüleyen ama kalbiyle dokunan nadir yapımlardan biri.
Yavaş tempolu, görsel estetiği yüksek ve karakter odaklı hikâyelerden keyif alan sinemaseverler bu filmi kesinlikle listelerine eklemeli. Eğer "Gravity" veya "Interstellar" gibi uzay filmleri ilginizi çekiyorsa, bu filmin yarattığı o izole ve melankolik atmosfer sizi derinden etkileyecektir. Yabancı macera filmleri içinde daha çok içsel bir keşif ve fedakarlık hikâyesi arayanlar için de kusursuz bir yabancı dram filmi seçeneğidir.
Film, teknolojinin ve bilimin sınırlarından ziyade insan kalbinin sınırlarını sorguluyor. Bir insanın ömrünün son demlerinde yaptığı hataları telafi etme çabası ve insan neslinin devamına dair taşıdığı umut, hikâyeyi evrensel bir boyuta taşıyor. Yabancı gerilim filmi dozunu, bilinmezliğin yarattığı o sessiz korkuyla birleştirmesi, izleyiciyi sürekli tetikte tutuyor. Görsel efekt dalındaki başarısı ve sanatsal yönetimi, bu yapımı son yılların en dikkat çekici yabancı bilim kurgu filmleri arasına yerleştiriyor.
Yalnızlık ve İzolasyon: Hem Arktik’te hem de uzayda tek başınalığın psikolojik etkileri.
Kefaret ve Pişmanlık: Augustine’in geçmişteki ailesine ve seçimlerine dair duyduğu vicdan azabı.
Umut ve Devamlılık: Dünyanın sonu gelse bile insanlığın yaşayacak yeni bir yer arayışı.
Eğer bu atmosferik ve derinlikli yabancı bilim kurgu filmi hoşunuza gittiyse şu yapımlara da göz atabilirsiniz:
Ad Astra: Uzayın derinliklerinde babasını arayan bir astronotun içsel yolculuğu.
The Martian: Mars’ta mahsur kalan bir adamın zekice kurgulanmış yabancı macera filmi örneği.
The Road: Kıyamet sonrası bir dünyada baba-oğulun hayatta kalma mücadelesini işleyen bir yabancı dram filmleri klasiği.
George Clooney, filmdeki Augustine karakteri için yaklaşık 13 kilo vererek fiziksel bir dönüşüm geçirmiştir. Felicity Jones, çekimler sırasında gerçekten hamile olduğunu fark edince, yönetmen Clooney senaryoyu bu duruma uygun hale getirerek karaktere daha derin bir anlam katmıştır. Uzay filmleri tarihinde bu denli gerçekçi ve pratik setlerin kullanıldığı yapım sayısı oldukça azdır. Film, 93. Akademi Ödülleri'nde En İyi Görsel Efekt dalında aday gösterilerek başarısını kanıtlamıştır. Bu büyüleyici yabancı gerilim filmi, İzlanda'nın dondurucu platolarında çekilerek doğal bir gerçeklik yakalamıştır.
Film, yaşanan felaketin detaylarını kasten gizli tutarak odağı teknik detaylardan ziyade karakterlerin yaşadığı duygusal yıkıma ve yabancı dram filmi derinliğine çevirir.
Bu soru, filmin en büyük gizemlerinden biridir ve Augustine’in geçmişiyle, halüsinasyonlarıyla ve gerçeklikle kurduğu bağ üzerinden hikâyenin sonunda çarpıcı bir şekilde yanıtlanır.
Karamsar bir atmosferde geçmesine rağmen film, insanlığın yeni bir başlangıç yapabileceğine dair cılız ama anlamlı bir umut ışığıyla sona ererek kaliteli bir yabancı bilim kurgu filmi tatmini sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...