

Tallahassee

Columbus

Wichita

Little Rock

Madison

Berkeley

Nevada

Albuquerque

Flagstaff

Babylonian Gatekeeper
Orijinal ekipten oluşan dörtlü; Columbus, Tallahassee, Wichita ve Little Rock, zombi istilasının üzerinden geçen on yılın ardından kendilerini Beyaz Saray’ın korunaklı duvarları ardında bir tür "yerleşik" hayata geçmiş halde bulurlar. Ancak bu durgunluk, grubun en genci olan Little Rock’ın bir gençlik isyanıyla gruptan kaçmasıyla son bulur. Ekip, hem Little Rock’ı geri getirmek hem de bu süreçte daha zeki, daha hızlı ve daha dayanıklı hale gelen "T-800" tipi yeni nesil zombilerle savaşmak için tekrar yollara düşer.
Bu yeni yolculuk, sadece dışarıdaki canavarlara karşı değil, grubun kendi içindeki monotonluk ve bağlılık krizlerine karşı da bir mücadeleye dönüşür. Yol boyunca tanıştıkları yeni hayatta kalanlar ve karşılaştıkları absürt topluluklar, Zombieland evrenini genişletirken; Columbus’un meşhur kuralları, değişen dünya şartlarında yeniden güncellenmek zorunda kalır. Aksiyonun ve mizahın bir an bile dinmediği bu devam halkası, izleyiciye ilk filmin o tanıdık ve samimi enerjisini modern bir bakış açısıyla sunuyor.
Jesse Eisenberg, Columbus karakterindeki o nevrotik ve kuralcı tavrını on yıl aradan sonra hiçbir şey kaybetmeden sergiliyor. Woody Harrelson, Tallahassee olarak yine grubun hem kas gücü hem de en büyük mizah kaynağı olmayı sürdürürken, karaktere bu kez daha babacan ama yine bir o kadar vahşi bir derinlik katıyor.
Emma Stone, Wichita rolünde yine grubun mantıklı sesi ve sert yüzü olarak karşımıza çıkarken; Abigail Breslin, artık bir yetişkin olan Little Rock karakteriyle bireysellik arayışını başarıyla yansıtıyor. Kadroya yeni dahil olan Zoey Deutch ise Madison karakteriyle filmin mizah yükünü omuzluyor ve serinin en komik performanslarından birine imza atıyor. Rosario Dawson da ekibe katılan güçlü karakterlerden biri olarak kadronun dinamizmini artırıyor.
Yönetmen Ruben Fleischer, on yıl sonra aynı kadroyu bir araya getirerek zor bir işin altından kalkıyor ve ilk filmin ruhunu zedelemeden hikâyeyi büyütmeyi başarıyor. Görsel efektlerin kalitesi artmış olsa da filmin kalbi hala o "seçilmiş aile" temasında atıyor. Senaryonun editoryal gücü, evrilen zombi türleri üzerinden kurulan gerilim ile karakterlerin yaşlanmasıyla gelen duygusal değişim arasındaki dengede yatıyor. Tempo, aksiyon sahneleriyle harmanlanmış zekice diyaloglar sayesinde bir saniye bile düşmüyor.
İlk filmi seven ve karakterlerle yeniden buluşmak isteyen tüm hayranlar bu devam halkasını mutlaka izlemeli. Eğer gençlik filmleri ruhunu taşıyan ama daha olgun bir mizah anlayışına sahip aksiyon yapımlarından hoşlanıyorsanız bu film tam size göre. Zombi türünün absürt ve eğlenceli yanını sevenler için bu platform filmi harika bir seyir keyfi sunacaktır.
Zombieland: Double Tap, "devam filmleri hayal kırıklığı yaratır" klişesini yıkan nadir yapımlardan biri. Özellikle Madison karakterinin getirdiği taze soluk ve Madison-Columbus-Wichita arasındaki dinamikler izlemeye değer. Ayrıca sinema tarihinin en ikonik zombi avlama sahnelerinden bazılarını barındırması ve ilk filmdeki nostaljik ögelere yapılan zekice göndermeler, filmi türdaşları arasında özel bir yere koyuyor.
Aile ve Bağlılık: Bir arada kalmanın sadece güvenlik için değil, duygusal bütünlük için de gerekliliği.
Evrim ve Adaptasyon: Değişen düşmanlara ve şartlara göre kendini güncelleme zorunluluğu.
Büyüme ve Özgürlük: Bir grubun parçası olmanın bireysel özgürlükle çatıştığı anlar.
Eğlence ve Hayatta Kalma: Dünyanın sonu gelse bile anı yaşamanın ve mizahı korumanın önemi.
Bu filmin dinamik ve kanlı mizahını sevdiyseniz, yine bir devam filmi olan Deadpool 2 benzer bir komedi ve aksiyon dozuna sahiptir. Eğer daha fazla zombi komedisi arıyorsanız, Edgar Wright'ın kült eseri Shaun of the Dead mutlaka izlenmesi gereken bir diğer başyapıttır. Ayrıca Emma Stone’un bu filmdeki sert karakterini beğendiyseniz, bir diğer gençlik filmi olan Cruella da onun farklı bir yönünü görmenizi sağlayabilir.
Filmin çekimleri, ilk filmden tam 10 yıl sonra başlamıştır ve tüm ana kadro aynı rollerle geri dönmüştür.
Zoey Deutch’un canlandırdığı Madison karakteri, o kadar çok beğenilmiştir ki hayranlar onun için ayrı bir kısa film talep etmiştir.
Filmdeki "T-800" zombileri, isimlerini meşhur Terminator serisindeki yok edilemez makinelerden almaktadır.
Jenerik sonrası sahnede izleyiciyi yine efsanevi bir Bill Murray sürprizi beklemektedir.
Zombiler artık daha zeki ve dayanıklı; özellikle "T-800" olarak adlandırılan türler daha zor öldürülüyor. Ancak filmin genel havası yine eğlence ve aksiyon odaklı olduğu için saf bir korku deneyimi sunmuyor.
Evet, Columbus’un meşhur kuralları hala geçerli fakat değişen dünya şartlarına göre listeye birkaç yeni ve hayati kural daha ekleniyor.
Karakterlerin geçmişini ve aralarındaki bağı daha iyi anlamak için ilk filmi izlemeniz önerilir; ancak film başındaki kısa özet sayesinde hikâyeye kolayca adapte olabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...