

Louis

Zoé

Emmanuelle

La voisine d'Achille

Achille

Isabelle

Amélie

Ludovic

Paul

Laurent
Aşk Sanatı, birbirinden farklı hayatlar yaşayan bir grup insanın, aşkın kapısını çaldığı o büyülü ve bazen de kafa karıştırıcı anlara odaklanıyor. Paris’in estetik sokaklarında geçen hikâye, tek bir ana olay örgüsü yerine, sevgiye dair küçük ama derinlikli parçalardan oluşuyor. Film, partnerini başkasıyla paylaşmayı teklif edenlerden, yıllardır tanıdığı birine aniden aşık olanlara kadar geniş bir yelpazede insan ilişkilerini masaya yatırıyor.
Aşkın sadece bir duygu değil, aynı zamanda öğrenilmesi gereken bir zanaat olduğunu savunan yapım, karakterlerin içsel yolculuklarını mizahi ve felsefi bir dille aktarıyor. Birbirine teğet geçen bu hayatlar; sadakat, arzu, yalnızlık ve paylaşma kavramlarını sorgularken, izleyiciyi de kendi duygusal dünyasında bir keşfe çıkarıyor. Bu romantik film, aşkın bazen ne kadar karmaşık bazen de ne kadar yalın olabileceğini editoryal bir incelikle gözler önüne seriyor.
Emmanuel Mouret, hem yönetmen koltuğunda oturup hem de karakterlerden birine hayat vererek filme kendi imzasını güçlü bir şekilde atıyor. Fransız sinemasının sevilen isimlerinden François Cluzet, aşkın getirdiği şaşkınlığı ve heyecanı büyük bir doğallıkla yansıtarak kadronun en dikkat çeken isimlerinden biri oluyor. Pascale Arbillot ve Julie Depardieu ise karakterlerinin yaşadığı duygusal gelgitleri, izleyiciyi içine çeken duru bir oyunculukla sergiliyorlar.
Kadrodaki her bir oyuncu, canlandırdığı karakterin aşk karşısındaki savunmasızlığını ve tutkusunu o kadar samimi bir yerden yakalıyor ki, film bir sinema yapıtından çok, insan ilişkilerine dair canlı bir gözleme dönüşüyor. Performanslar, Fransız sinemasının o meşhur hafif ama derinlikli tarzını başarıyla taşıyor.
Yönetmen Emmanuel Mouret, bu filmde adeta modern bir Eric Rohmer havası estiriyor. Diyalogların ön planda olduğu, olaylardan ziyade hislerin ve düşüncelerin hikâyeyi sürüklediği bir anlatım dili hakim. Filmin temposu, sakin bir nehrin akışı gibi; izleyiciyi yormadan ama sürekli merak içerisinde tutarak ilerliyor. Paris’in görsel estetiğiyle birleşen klasik müzik kullanımı, filmin entelektüel ve romantik dokusunu pekiştiriyor.
İlişkiler üzerine düşünmeyi seven, diyalog odaklı ve sofistike hikâyelerden keyif alan izleyiciler için Aşk Sanatı biçilmiş kaftan. Eğer Fransız kültürüne ve sinemasına ilgi duyuyorsanız, bu romantik komedi size Paris’in kalbinden sıcak bir selam getirecek. Büyük aksiyonlar yerine, küçük jestlerin ve kelimelerin gücüne inanan sinemaseverler bu yapımı mutlaka izlemeli.
Film, aşkı klişelerden arındırarak daha insani ve dürüst bir perspektiften ele alıyor. İzlerken kendinizi "Ben bu durumda ne yapardım?" diye sormaktan alıkoyamıyorsunuz. Estetik bir görsellik ve kulağa hoş gelen diyaloglarla bezenmiş olan yapım, modern zamanlarda aşkı bulmanın ve korumanın ne kadar zahmetli ama bir o kadar da kıymetli bir "sanat" olduğunu hatırlatıyor.
Duygusal Karmaşa: Aşkın ve arzunun bazen kontrol edilemez ve mantık dışı doğası.
Dürüstlük ve Sadakat: İlişkilerde açıklığın ve bağlılığın sınırlarının test edilmesi.
İnsan Doğası: İnsanların sevme ve sevilme ihtiyacı karşısındaki komik ve dramatik halleri.
Eğer bu filmin parçalı anlatımını ve romantik tonunu sevdiyseniz, Woody Allen’ın Paris'te Gece Yarısı (Midnight in Paris) veya yine Emmanuel Mouret imzalı Aşk ve Yalanlar (Shall We Kiss?) gibi yapımları beğenebilirsiniz. Ayrıca ilişkilerin felsefesine odaklanan Aşkın Halleri (The Art of Love) temalı yabancı dram filmleri de ilginizi çekebilir.
Film, yayınlandığı dönemde Fransız eleştirmenler tarafından Mouret’nin en olgun eseri olarak nitelendirilmiştir. Çekimlerin tamamı Paris ve çevresinde yapılmış olup, mekan seçimleri karakterlerin ruh halini yansıtacak şekilde titizlikle ayarlanmıştır. Filmde kullanılan müziklerin çoğu, klasik dönemin romantik bestecilerinden seçilerek anlatının zamansızlığına vurgu yapılmıştır.
Hayır, Aşk Sanatı birbirinden bağımsız ama ortak bir tema etrafında birleşen hikâyelerden oluşan özgün bir yapımdır.
Film, bir anlatıcının eşlik ettiği, kısa öykülerin birbirine bağlandığı akıcı ve edebi bir tarza sahiptir.
Film, arzuları ve fiziksel çekimi konu alsa da bunu kaba bir şekilde değil, daha çok duygusal ve imalı bir Fransız estetiğiyle yansıtır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...