

Manny Torres

Nellie LaRoy

Jack Conrad

Sidney Palmer

Elinor St. John

Truck Driver

Elephant Wrangler

Police Officer

Dale

Jane Thornton
Babylon, sinemanın sessiz dönemden sesli döneme geçtiği 1920’li yılların Los Angeles’ında, hırsın, yeteneğin ve sınırsız eğlencenin ortasında geçen devasa bir hikâyedir. Hollywood’un henüz kurallarının yazılmadığı, her şeyin mümkün göründüğü bu kaotik dönemde; genç ve hırslı bir oyuncu adayı olan Nellie LaRoy ile sinema sektöründe yer edinmeye çalışan Manny Torres’in yolları kesişir. Film, bu iki karakterin yükselişini takip ederken, aynı zamanda yaşlanan bir yıldız olan Jack Conrad’ın değişen dünyaya ayak uydurma çabasını da mercek altına alır. Babylon, sinema endüstrisinin büyüleyici ışıltısının arkasındaki yozlaşmayı, çılgın partileri ve bir dönemin kapanırken altında kalan insanların dramını sarsıcı bir dille anlatmaktadır.
Filmin başrollerinde, Hollywood’un en parlak yıldızları bir araya gelerek dönemin ruhunu yansıtan unutulmaz performanslar sergiliyor. Margot Robbie, Nellie LaRoy karakteriyle adeta bir kasırga gibi ekrana hükmederken; Brad Pitt, kariyerinin sonuna yaklaşan karizmatik aktör Jack Conrad rolünde hem mizahı hem de hüznü ustalıkla harmanlıyor. Hikâyenin kalbinde yer alan Manny karakterine hayat veren Diego Calva ise, masumiyetin hırsa dönüşümünü etkileyici bir dille yansıtıyor. Yönetmen Damien Chazelle, usta oyuncu kadrosunu koreografisi kusursuz sahnelerle yönetirken; Jean Smart, Jovan Adepo ve Li Jun Li gibi isimler de yan rollerde hikâyenin çok sesli yapısına büyük katkı sağlıyorlar.
Babylon, izleyiciyi ilk saniyesinden itibaren içine çeken, yüksek temposu ve teknik ihtişamıyla baş döndüren bir sinema deneyimidir. Film, Hollywood’un altın çağını sadece romantize etmekle kalmıyor, aynı zamanda o dönemin vahşi ve acımasız doğasını da tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. İzleyici yorumları incelendiğinde, Justin Hurwitz’in caz tınılarıyla bezeli muazzam müziklerinin ve filmin açılışındaki devasa parti sahnesinin yarattığı etkinin uzun süre konuşulduğu görülmektedir. Eleştirmenler tarafından sinemanın doğasına ve tarihine yazılmış kaotik bir aşk mektubu olarak nitelendirilen yapım, görsel efektlerin ve sanat yönetiminin zirveye ulaştığı sahneleriyle dikkat çekiyor.
Bu yapım, özellikle sinema tarihine ilgi duyan, Hollywood’un perde arkasındaki dramları merak eden ve yüksek enerjili, epik anlatımlardan hoşlanan izleyiciler için kaçırılmaması gereken bir eserdir. Damien Chazelle’in kendine has kurgu ritmini ve müzikal dehasını sevenler, filmde aradıkları estetik doyumu fazlasıyla bulacaklardır. Ancak, filmin üç saati aşan süresi ve içerisinde barındırdığı cüretkâr, sert ve kaotik sahneler nedeniyle, daha sakin ve geleneksel hikâye anlatımlarını tercih eden izleyiciler için zorlayıcı olabilir. Sinemanın büyüsüne ve yıkıcılığına aynı anda tanık olmak isteyen her yetişkin sinemasever bu filme şans vermelidir.
Eğer bu filmin sunduğu Hollywood eleştirisi ve gösterişli atmosfer ilginizi çektiyse, yine aynı dönemi daha farklı bir tonda işleyen klasik Singin' in the Rain veya sinema endüstrisinin karanlık tarafına odaklanan Sunset Boulevard listenizde yer almalı. Chazelle’in bir önceki müzikal başarısı La La Land veya Baz Luhrmann’ın görsel şöleni The Great Gatsby de Babylon ile benzer estetik kaygılar taşımaktadır. Ayrıca, bir dönemin sonunu ve bir endüstrinin değişimini anlatan Quentin Tarantino imzalı Once Upon a Time in Hollywood da bu türün meraklıları için mükemmel bir alternatiftir.
2022 yılında vizyona giren film, yaklaşık 189 dakikalık süresiyle izleyiciyi uzun ve sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Dram ve komedi türlerini tarihi bir fon üzerinde birleştiren yapım, özellikle kostüm tasarımı ve özgün müzikleriyle ödül sezonunda adından sıkça söz ettirmiştir. Hollywood’un inşasını ve bu süreçte feda edilen ruhları anlatan film, sinemanın ölümsüzlüğüne dair yapılmış en iddialı modern yorumlardan biridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...