

Ayten

Ivan

Братът

Дядото
Офицер на ДС

Кръчмар

Валя "космонавтката"

Доктор

Луд
-
1980'lerin ortasında Bulgaristan’daki komünist rejim, ülkedeki Türk azınlığın isimlerini zorla Bulgar isimleriyle değiştirmeye ve dillerini, dinlerini yasaklamaya yönelik sert bir asimilasyon politikası başlatır. Bu kaotik dönemde, genç ve idealist bir Bulgar subayı olan Ivan, köylere gidip isim değiştirme işlemlerini yürütmekle görevlendirilir.
Ivan’ın yolları, köyün anaokulu öğretmeni olan Türk kızı Ayten ile kesişir. Ayten, kendi kimliğini korumak için direnirken trajik bir olay yaşanır: İsim değiştirme protestoları sırasında çıkan kargaşada Ayten’in küçük kızı hayatını kaybeder. Kaderin acı bir cilvesi olarak, bu trajedide Ivan’ın da (istemeden de olsa) payı vardır. Ancak bu iki yaralı ruh, nefretin ve siyasetin ortasında birbirlerine tutunmaya başlar. "Çalıntı Gözler", bir yandan toplumsal bir zulmü belgelerken, diğer yandan bu zulmün mağduru ve faili arasındaki insani bağı ve ortak acıyı işler.
Filmin başrolünde yer alan Vesela Kazakova (Ayten), evladını kaybetmiş bir annenin yasını ve kimliği için direnen bir kadının gücünü inanılmaz bir derinlikle canlandırıyor. Kazakova, bu performansıyla Moskova Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazanmıştır.
Ivan rolündeki Valeri Yordanov, emirler ile vicdanı arasında sıkışmış bir askerin içsel çöküşünü başarıyla yansıtıyor. Oyuncu kadrosunun samimiyeti, filmin politik bir söylemden ziyade insan odaklı bir trajedi olarak kalmasını sağlıyor. Ayrıca filmdeki yardımcı oyuncular, dönemin baskıcı havasını ve köylülerin çaresizliğini çok gerçekçi bir şekilde aktarıyor.
Yönetmen Radoslav Spassov, Bulgar sinemasında uzun süre tabu olarak kalan bir konuyu (Türk azınlığa yapılan zulmü) büyük bir dürüstlük ve cesaretle ele alıyor. Film, tarihi bir hesaplaşma yaparken bunu düşmanlık üzerinden değil, ortak vicdan üzerinden kuruyor. Görüntü yönetimi, Rodop Dağları'nın sert güzelliğini ve o dönemin soğuk, gri atmosferini ustalıkla kareliyor. Film, Bulgaristan'ın o dönemdeki resmi tarih anlayışına karşı bir nevi sessiz çığlık niteliği taşıyor.
Balkan tarihine ilgi duyanlar, azınlık hakları ve asimilasyon süreçlerini konu alan yapımları takip edenler için bu film bir başyapıttır. Eğer imkansız aşk hikayelerini tarihi bir fon eşliğinde izlemeyi seviyorsanız ve sinemanın toplumsal yaraları sarma gücüne inanıyorsanız, Çalıntı Gözler'i mutlaka listenize almalısınız. Dramatik derinliği yüksek ve vicdani yükü ağır filmlerden hoşlananlar için ideal.
Bu film, isimlerin sadece birer kelime olmadığını, bir insanın onuru ve hafızası olduğunu çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Mezarlardaki isimlerin bile kazındığı bir dönemde, aşkın nasıl bir sığınak olabileceğini gösteriyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, her iki tarafın (mağdurun ve emir kulunun) yaşadığı psikolojik travmayı dengeli bir şekilde işlemesidir. Ayrıca gerçek olaylara dayanması, izleyicide bıraktığı etkinin kalıcılığını artırıyor.
Kimlik ve Hafıza: İsimlerin zorla değiştirilmesinin birey üzerindeki yok edici etkisi.
Vicdan ve Suçluluk: Sistemin bir parçası olmanın yarattığı ruhsal yıkım.
Ortak Acı: Dil ve din farklı olsa da evlat acısının ve kaybın evrenselliği.
Affetme: En ağır trajedilerin ardından bile insanın yeniden bağ kurabilme yetisi.
Bulgaristan'daki bu zorunlu göç ve asimilasyon sürecini farklı bir açıdan işleyen Türk yapımı Mavi Sürgün veya Balkanlar'daki etnik çatışmaları ve aşkı anlatan Before the Rain (Yağmurdan Önce) bu filmle benzer duygusal dokulara sahiptir. Ayrıca asimilasyon temasını Avustralya üzerinden işleyen Rabbit-Proof Fence de ilginizi çekebilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...