

Hasret

Mehmet

Baba

Mother

Olcay Terken

Gülay

Gülsüm

Ceo

Independent MP

Television programmer
Kaygı, yönetmen Ceylan Özgün Özçelik’in ilk uzun metrajlı filminde, hem kişisel hem de toplumsal belleğin labirentlerinde dolaşan sarsıcı bir psikolojik gerilim sunuyor. Hikâye, bir haber kanalında kurgucu olarak çalışan 30 yaşındaki Hasret’in etrafında şekilleniyor. Hasret, ailesini yıllar önce bir trafik kazasında kaybettiğini sanırken, her gece gördüğü tekrarlayan bir kâbus ve evindeki tuhaf sesler nedeniyle bu geçmişi sorgulamaya başlar.
Şehirde kentsel dönüşümün yarattığı toz bulutu ve medya plazalarının steril ama baskıcı ortamında Hasret, adım adım kendi gerçeğine doğru çekilir. Film, bir kadının evinin içine hapsolmasıyla başlayan klostrofobik süreci, Türkiye’nin kolektif hafızasındaki travmatik bir olayla birleştirerek, "unutmak" ve "hatırlamak" arasındaki o ince çizgiyi deşiyor. Hasret’in zihnindeki boşluklar dolmaya başladıkça, filmin atmosferi de bir festival filmi estetiğinden tekinsiz bir kâbusa evriliyor.
Algı Eke, Hasret rolünde kariyerinin en derinlikli ve zorlayıcı performanslarından birini sergiliyor. Eke, karakterinin yaşadığı panik atakları, şüpheyi ve yavaş yavaş gelen delirme hissini izleyiciye fiziksel olarak hissettirmeyi başarıyor. Onun donuk bakışları ve sessiz çığlıkları, filmin yarattığı huzursuzluk duygusunun en büyük kaynağı.
Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan Özgür Çevik, Selen Uçer ve Kadir Çermik gibi isimler, Hasret’in çevresindeki duyarsız ve manipülatif dünyayı başarıyla yansıtıyorlar. Özellikle haber merkezi sahnelerindeki mekanik diyaloglar, karakterin yaşadığı izolasyonu ve toplumsal bellek kaybını vurgulayan editoryal bir başarı sunuyor.
Ceylan Özgün Özçelik, tür sinemasının öğelerini toplumsal bir alt metinle birleştirerek Türk sinemasında nadir görülen bir işe imza atıyor. Filmin ses tasarımı ve kurgusu, Hasret’in bozulan ruh halini yansıtmak adına son derece agresif ve etkileyici kullanılmış. Görsel dil, başlangıçta modern bir şehir anlatısı sunarken, final yaklaştıkça daha karanlık ve sembolik bir anlatıma bürünüyor. Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan yapım, bireysel bir kaygı halinden yola çıkarak toplumsal bir yüzleşme çağrısı yapan nitelikli bir sanat filmi olarak öne çıkıyor.
Psikolojik derinliği olan, izleyiciyi aktif bir düşünme sürecine iten ve toplumsal hafıza üzerine kafa yoran sinemaseverler için Kaygı mutlaka izlenmesi gereken bir film. Eğer klasik korku öğelerinden ziyade, atmosfer ve ses tasarımıyla yaratılan huzursuz edici gerilimlerden hoşlanıyorsanız bu yapım sizi tatmin edecektir. Ayrıca, bağımsız yerli sinemanın türler arası geçiş yapan cesur örneklerini takip edenler için de harika bir seçim.
Çünkü bu film, "hatırlamanın bir direniş olduğunu" hatırlatıyor. Sadece bir kadının geçmişini değil, bir toplumun neleri unutmayı tercih ettiğini veya neleri unutmaya zorlandığını sorguluyor. Kentsel dönüşümden medya sansürüne kadar pek çok güncel temayı, ana karakterin zihinsel çöküşüyle paralel bir şekilde işlemesi filmi son derece katmanlı kılıyor. Estetik başarısı ve sarsıcı finaliyle izleyiciyi koltuğuna çivileyen bir dram tecrübesi sunuyor.
Hafıza ve Unutma: Bireysel ve toplumsal travmaların üzerinin örtülme çabası.
Klostrofobi ve İzolasyon: Evin bir sığınaktan çok bir hapishaneye veya geçmişin sahnesine dönüşmesi.
Medya ve Sansür: Gerçeğin kurgulanması ve toplumdan gizlenmesi süreci.
Yüzleşme: Bastırılmış olanın eninde sonunda gün yüzüne çıkma zorunluluğu.
Hasret'in ev içindeki tekinsiz yolculuğunu sevdiyseniz, Roman Polanski'nin "Apartman Üçlemesi"nden Tiksinti (Repulsion) bu filmle en çok akrabalık kuran yapımlardan biridir. Ayrıca hafıza ve toplumsal travma üzerine benzer bir hassasiyet taşıyan Eylül Fırtınası veya bir kadının içsel gerilimini merkeze alan Tereddüt (Yeşim Ustaoğlu), Kaygı ile benzer bir festival filmi ruhu paylaşan diğer önerilerdir.
Film, dünya prömiyerini 67. Berlin Film Festivali'nin "Panorama" bölümünde gerçekleştirmiştir.
Yönetmen Ceylan Özgün Özçelik, filmin senaryosunu gerçek hayattaki toplumsal olaylardan ve kendi kişisel gözlemlerinden yola çıkarak kaleme almıştır.
Filmin özgün müzikleri, atmosferin tekinsizliğini pekiştirmek amacıyla deneysel bir yaklaşımla hazırlanmıştır.
Film kurgusal bir karakter üzerinden ilerlese de, merkezindeki travmatik olay Türkiye yakın tarihindeki gerçek bir toplumsal trajediden esinlenmiştir.
"Kaygı" hem karakterin yaşadığı psikolojik durumu hem de toplumun geçmişiyle yüzleşme korkusundan kaynaklanan o bitmek bilmeyen huzursuzluğu temsil eder.
Kaygı geleneksel bir korku filmi değil, gerilim ve gizem öğelerini kullanan politik bir psikolojik dramadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...