

Ray Ferrier

Rachel Ferrier

Robbie Ferrier

Mary-Ann

Harlan Ogilvy

Vincent

Julio

Manny the Mechanic

Bartender

Grandmother
Dünyalar Savaşı, H.G. Wells’in zamansız eserinin usta yönetmen Steven Spielberg tarafından modern dünyaya uyarlanmış halidir. Hikaye, New Jersey’de yaşayan ve çocuklarıyla arası pek de iyi olmayan liman işçisi Ray Ferrier’ın sıradan hayatının, gökyüzünden gelen devasa bir fırtınayla altüst olmasını konu alır. Ancak bu fırtına doğal bir olay değil, milyonlarca yıldır yeraltında gömülü bekleyen devasa üç ayaklı makinelerin (Tripods) uyanışının habercisidir.
Makineler yeryüzüne çıkıp insanlığı sistematik bir şekilde yok etmeye başladığında, Ray’in tek bir amacı kalır: Ayrı yaşadığı eşinin yanına ulaşmak ve çocukları Rachel ile Robbie’yi bu cehennemden sağ çıkarmak. Film, klasik uzaylı istilası senaryolarından farklı olarak, savaşı genel kurmay odalarından değil, kaçmaya çalışan çaresiz bir ailenin gözünden, tozun ve dumanın tam içinden anlatıyor.
Filmin merkezinde, canlandırdığı Ray Ferrier karakterine müthiş bir enerji katan Tom Cruise yer alıyor. Cruise, başlangıçta sorumsuz bir baba figürüyken, hayatta kalma içgüdüsüyle sertleşen ve çocukları için her şeyi göze alan bir adama dönüşümünü büyük bir başarıyla sergiliyor.
Henüz küçük bir çocukken sergilediği performansla herkesi büyüleyen Dakota Fanning, Rachel rolünde korku ve travmayı o kadar gerçekçi yansıtıyor ki, izleyici onun çığlıklarında istilanın dehşetini hissediyor. Justin Chatwin, isyankar oğul Robbie olarak kadroyu tamamlarken; filmin ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkan Tim Robbins, akıl sağlığını yitirmiş Ogilvy karakteriyle gerilimi zirveye taşıyor.
Steven Spielberg, bu filmde "uzaylılar dostumuzdur" imajını (E.T. veya Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'ın aksine) tamamen yıkarak, onları durdurulamaz ve acımasız birer yıkım makinesi olarak resmediyor. Filmin ses tasarımı ve görsel efektleri, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala türünün en iyilerinden biri kabul ediliyor. Özellikle Tripodların çıkardığı o ikonik ve ürpertici ses, sinema tarihinin en unutulmaz ses tasarımları arasındadır. Spielberg’in kaosu yönetme becerisi, filmi sadece bir aksiyon yapımı değil, aynı zamanda etkileyici bir psikolojik gerilim haline getiriyor.
Bilim kurgu ve aksiyon türünün görkemli bir birleşimini izlemek isteyenler için bu film bir temel taştır. Felaket senaryolarına ilgi duyan, gerilimin bir an bile düşmediği hikayelerden keyif alan izleyiciler bu yapımı mutlaka görmeli. Ayrıca Tom Cruise’un fiziksel oyunculuğunu ve Spielberg’in vizyoner yönetmenliğini merak edenler için de harika bir bilim kurgu deneyimi vaat ediyor.
Dünyalar Savaşı, uzaylı istilasını bir "kahramanlık şovuna" dönüştürmek yerine, sıradan insanların bu dehşet karşısındaki çaresizliğini ve ahlaki çöküşünü gerçekçi bir tonda işler. Görsel efektlerin sadece bir süs değil, hikayenin karanlık atmosferini besleyen bir unsur olarak kullanılması filmi benzerlerinden ayırır. Filmin yarattığı klostrofobik ve tekinsiz hava, izleyiciye "Gerçekten böyle bir şey olsa ne yapardım?" sorusunu sordurtmayı başarır.
Babalık ve Koruma İçgüdüsü: Kriz anında kopuk aile bağlarının yeniden kurulması.
Korku ve Panik: Toplumun felaket anındaki kaotik davranışı ve hayatta kalma hırsı.
Doğanın Gücü: En gelişmiş teknolojinin bile doğanın en küçük unsurları karşısındaki zayıflığı.
Eğer devasa yıkım sahnelerini ve hayatta kalma mücadelesini sevdiyseniz, Roland Emmerich’in Kurtuluş Günü (Independence Day) veya 2012 filmlerine göz atabilirsiniz. Daha gerilimli ve sessiz bir istila hikayesi arıyorsanız Sessiz Bir Yer (A Quiet Place), ya da yine uzaylıların dünyaya gelişini daha felsefi bir dille anlatan Geliş (Arrival) harika birer seçenek olacaktır.
Film, 11 Eylül saldırılarının yarattığı toplumsal travmanın izlerini ve toz bulutu içindeki panik sahnelerini sinemaya yansıtan ilk büyük yapımlardan biridir.
Üç ayaklı makinelerin (Tripods) tasarımı için uzun süre çalışılmış ve canlı bir organizma gibi hareket etmeleri sağlanmıştır.
Filmin anlatıcısı (seslendiren), 1953 yapımı orijinal versiyona saygı duruşu niteliğinde olan ünlü aktör Morgan Freeman’dır.
Filmde uzaylılar, dünyayı kendi gezegenlerine benzetmek (terraforming) için insanların kanını bir tür gübre olarak kullanarak "Kızıl Ot" (Red Weed) denilen bir bitki örtüsü yaymaktadır.
İnsan silahlarının hiçbir etkisi olmamasına rağmen, uzaylılar dünyanın doğal bağışıklık sistemine (bakteriler ve virüsler) karşı dirençsiz oldukları için biyolojik olarak çökmektedirler.
Şimşekler aslında bir taşıma sistemidir; yerin altında gömülü olan makineleri aktif hale getirecek olan uzaylı pilotlar, bu enerji akımıyla yeraltına transfer edilirler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...