

James Gregory

Nelson Mandela

Gloria Gregory
Brett Gregory

Major Pieter Jordaan

Jimmy Kruger

Zindzi Mandela
Zenani Mandela
Walter Sisulu
Winnie Mandela
Güney Afrika’nın apartheid rejimiyle karanlığa gömüldüğü 1968 yılında geçen hikaye, gardiyan James Gregory’nin Robben Adası’na atanmasıyla başlar. Gregory, rejimin sadık bir destekçisidir ve en önemlisi, yerel dil olan Xhosa dilini akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Bu yeteneği, hapishanenin en önemli mahkumu olan Nelson Mandela’yı ve diğer direnişçileri gizlice dinlemesi için onu mükemmel bir casus adayı yapar.
Ancak Gregory, Mandela ile geçirdiği uzun yıllar boyunca, ona öğretilen "terörist" imajının ardındaki bilge, vakur ve barışçıl lideri tanımaya başlar. Mahkum ile gardiyan arasında kurulan bu yasaklı ve sessiz bağ, Gregory’nin sadece siyasi görüşlerini değil, tüm dünya görüşünü ve ailesiyle olan ilişkilerini de kökten değiştirecektir. Film, ırkçılığın ördüğü duvarların, insan onuru ve empati karşısında nasıl çatırdayabileceğini gözler önüne seriyor.
Filmin merkezindeki iki karakter, zıt kutupların muazzam dengesini yansıtıyor. Joseph Fiennes, James Gregory rolünde, başlangıçtaki katı inançlarından adım adım uzaklaşan bir adamın içsel huzursuzluğunu ve aydınlanmasını incelikle işliyor. Fiennes, karakterin yaşadığı korkuyu ve vicdani hesaplaşmayı her sahnede hissettiriyor.
Nelson Mandela rolünde izlediğimiz Dennis Haysbert ise karakterin o bilindik ağırlığını ve sarsılmaz iradesini başarıyla yansıtıyor. Haysbert, Mandela’yı sadece siyasi bir figür olarak değil, hapishane parmaklıkları ardında bile özgür ruhunu koruyan bir bilge olarak canlandırıyor. Diane Kruger ise Gregory’nin eşi rolünde, değişime direnen ve sistemin konforuna tutunan bir kadının portresini çizerek hikayenin dramatik çatışmasını güçlendiriyor.
Yönetmen Bille August, tarihin en önemli figürlerinden birini, ona en yakın ama aynı zamanda en uzak duran kişinin gözünden anlatarak farklı bir perspektif sunuyor. Filmin temposu, hapishane hayatının monotonluğunu ve geçen on yılları hissettirecek şekilde ağır ama etkileyici bir akışa sahip. Güney Afrika’nın o dönemki kasvetli atmosferi ve ırkçı rejimin yarattığı toplumsal baskı, sinematografik açıdan oldukça gerçekçi bir dille aktarılıyor.
Tarihi biyografileri, insan hakları mücadelelerini ve karakter odaklı psikolojik yapımları seven izleyiciler bu filmi kesinlikle izlemeli. Nelson Mandela’nın hayatına ve apartheid rejiminin yıkılış sürecine ilgi duyanlar için bu yapım, ders niteliğinde bir biyografi filmi özelliği taşıyor. Ayrıca vicdani dönüşüm hikayelerinden ve güçlü oyunculuk performanslarından keyif alan dram filmi meraklıları için de kaçırılmayacak bir seçenek.
Bu filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, Mandela’yı bir kahraman olarak dışarıdan izlemek yerine, ona düşman olması beklenen birinin gözündeki değişimine odaklanmasıdır. "Düşmanını tanımak" temasının nasıl bir dostluğa ve saygıya evrilebileceğini göstermesi bakımından oldukça ilham vericidir. Filmin gerçek olaylara ve James Gregory’nin anılarına dayanıyor olması, anlatılan hikayenin sarsıcılığını bir kat daha artırıyor.
Vicdan ve Değişim: Kökleşmiş önyargıların kişisel deneyimlerle nasıl yıkılabileceği.
İnsan Onuru: En zorlu hapishane şartlarında bile bir liderin duruşundan ödün vermemesi.
Özgürlük Kavramı: Özgürlüğün sadece parmaklıkların dışında değil, zihinlerde başladığı gerçeği.
Bu filmin uyandırdığı adalet ve direniş duygusunu sevdiyseniz, yine Güney Afrika’daki ırkçılık karşıtı mücadeleyi anlatan Yenilmez (Invictus) veya bir başka haksız mahkumiyet ve dostluk hikayesi olan sinema klasiği Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca Gandhi’nin hayatını konu alan Gandhi belgesel niteliğindeki dramlar için iyi bir alternatiftir.
Film, James Gregory’nin "Goodbye Bafana" adlı anı kitabından uyarlanmıştır. Ancak kitabın ve filmin gerçekliği, Mandela’nın diğer yakınları ve bazı tarihçiler tarafından tartışılmış; Gregory’nin Mandela ile olan yakınlığının kitapta abartıldığı iddia edilmiştir. Buna rağmen film, apartheid döneminin ruhunu ve Mandela’nın etkileyici kişiliğini yansıtma konusundaki başarısıyla geniş kitlelerce takdir edilmiştir.
"Bafana", Güney Afrika dillerinden birinde "çocuk" veya "genç erkek" anlamına gelir. Filmde bu ifade, James Gregory’nin çocukluk arkadaşıyla olan bağına ve dolayısıyla yerel kültüre olan aşinalığına gönderme yapar.
Film, gardiyan James Gregory’nin yazdığı anılara dayanmaktadır. Olayların ana ekseni ve tarihi arka plan gerçektir ancak bazı kişisel diyaloglar editoryal dramatik yapı gereği kurgulanmıştır.
Çekimlerin büyük bir bölümü, olayların geçtiği gerçek mekanların dokusunu yansıtmak adına Güney Afrika’da ve Robben Adası’nın atmosferine uygun stüdyolarda gerçekleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...