
Dram, Romantik

Will Montgomery

Tony Stone

Kelly

Stuart Dorsett

Olivia Pitterson

Dale Martin

Cashier

Kelly's Father

Alan

Monica Washington
Irak Savaşı’ndan yaralı olarak dönen ve terhisine çok az bir süre kalan Çavuş Will Montgomery, ordunun en zorlu görevlerinden birine atanır: Kayıp Bildirim Birimi. Will’in görevi, savaşta hayatını kaybeden askerlerin ailelerine bu acı haberi, hiçbir duygu belirtisi göstermeden ve fiziksel temas kurmadan iletmektir. Bu soğuk ve kurallarla örülü dünya, Will’in zaten zedelenmiş olan ruhsal dünyasını daha da zorlamaya başlar.
Görevi sırasında kendisine eşlik eden deneyimli Yüzbaşı Tony Stone ile birlikte kapı kapı dolaşan Will, her kapının ardında farklı bir trajediyle karşılaşır. Ancak kocasının ölüm haberini verdiği Olivia ile kurduğu beklenmedik bağ, Will’in hem profesyonel sınırlarını hem de hayata tutunma biçimini sorgulamasına neden olur. Film, savaşın bittiği yerde başlayan asıl savaşı, yani geride kalanların sessiz çığlığını ustalıkla işliyor.
Filmin merkezinde, kariyerinin en duru performanslarından birini sergileyen Ben Foster yer alıyor. Will Montgomery karakterinin içindeki bastırılmış öfkeyi ve derin kederi, abartısız ama bir o kadar etkileyici bir oyunculukla yansıtıyor. Foster’ın yüzündeki her mimik, savaşın bir asker üzerinde bıraktığı kalıcı izleri izleyiciye doğrudan hissettiriyor.
Woody Harrelson ise Yüzbaşı Tony Stone rolünde adeta parlıyor. Sert, kuralcı ama kendi içinde büyük bir boşluk taşıyan bu karakterle Harrelson, Akademi adaylığı alarak başarısını taçlandırmıştı. Samantha Morton ise eşini kaybeden Olivia rolünde, yas sürecinin en kırılgan ve onurlu halini ekrana taşıyor. Bu üçlü arasındaki gerilim ve duygusal alışveriş, filmin ana iskeletini oluşturuyor.
Yönetmen Oren Moverman, ilk yönetmenlik denemesinde riskli bir konuyu son derece saygılı ve minimalist bir dille ele alıyor. Film, klişe bir savaş güzellemesi ya da siyasi bir eleştiri olmaktan ziyade, saf bir insanlık dramına odaklanıyor. Moverman’ın uzun planları ve oyuncuların performansına alan tanıyan rejisi, izleyiciyi o klostrofobik "haber verme" anlarının içine hapsediyor. Filmin temposu ağır gibi görünse de, her sahnede biriken duygusal yük filmin sonunda büyük bir boşalım yaratıyor.
İnsan psikolojisinin sınırlarını zorlayan ve duygusal derinliği yüksek yapımlardan hoşlananlar için bu film bir başyapıt niteliğindedir. Savaşın sadece meydanlarda değil, evlerin salonlarında devam ettiğini görmek isteyenler, psikolojik dram ve savaş dramı türlerini seven izleyiciler bu içeriği mutlaka listesine eklemeli. Aynı zamanda güçlü oyunculuk performansları izlemek isteyen sinemaseverler için kaçırılmayacak bir tecrübe sunuyor.
The Messenger, benzeri birçok savaş filminden farklı olarak silahları değil, kelimeleri ve sessizlikleri ön plana çıkarıyor. Bir ölüm haberinin bir ailenin hayatını saniyeler içinde nasıl değiştirdiğini en çıplak haliyle göstermesi, filmi unutulmaz kılıyor. Duygusal sömürüye kaçmadan, acının en saf halini bu kadar etkileyici bir şekilde anlatabilen nadir yapımlardan biri olması, onu izlemek için en büyük sebep.
Yas ve Kayıp: Ölüm haberinin ardından başlayan o tanımsız boşluk ve kabulleniş süreci.
Onur ve Görev: Bir askerin kişisel duyguları ile profesyonel sorumlulukları arasındaki çatışma.
İnsan Bağlantısı: Travma sonrası yalnızlaşan bireylerin birbirinde teselli bulma çabası.
Savaşın Mirası: Cepheden dönenlerin sivil hayata uyum sağlama sancıları.
Eğer bu filmdeki atmosferi ve temaları sevdiyseniz, savaştan dönen askerlerin iç dünyasına odaklanan ve benzer bir askeri dram yapısı sunan Stop-Loss filmine göz atabilirsiniz. Ayrıca, yasın farklı bir boyutunu işleyen ve karakter derinliğiyle ön plana çıkan Manchester by the Sea de listeye eklenebilir. Benzer şekilde, bir askerin ailesiyle olan ilişkisini merkezine alan Brothers filmi de etkileyici bir dram filmi seçeneğidir.
Woody Harrelson, bu filmdeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.
Yönetmen Oren Moverman, senaryoyu yazarken gerçek ordu protokollerini ve eski askerlerin deneyimlerini derinlemesine araştırmıştır.
Film, 2009 Berlin Film Festivali'nde En İyi Senaryo (Gümüş Ayı) ödülünü kazanmıştır.
The Messenger doğrudan belirli bir kişinin biyografisi değildir ancak ABD ordusundaki Kayıp Bildirim Birimi'nin (Casualty Notification Officers) gerçek protokolleri ve bu görevi yapan askerlerin gerçek anlatımları temel alınarak kurgulanmıştır.
Hayır, film bir cephe savaşı filmi değildir. Neredeyse hiçbir sıcak çatışma sahnesi içermez; tüm odak noktası savaşın sivil hayattaki yankıları ve karakterlerin içsel dünyasıdır.
Film genel olarak hüzünlü bir tona sahip olsa da, karakterlerin kendi acılarıyla yüzleşmeleri ve kurdukları insani bağlar sayesinde, finalde hafif bir arınma ve yeni bir başlangıç umudu barındırır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...