

Claire Millaud

Dr. Catherine Bormans

Alex Chelly

Katia

Ludovic Dalaux

Gilles

Max

Tristan

Serge
Paul
Elli yaşındaki üniversite profesörü Claire, genç sevgilisi Ludo tarafından terk edilince hem yaralı gururunu onarmak hem de onu takip edebilmek için sosyal medyada sahte bir profil oluşturur. Kendisini 24 yaşında, güzel bir genç kadın olan "Clara" olarak tanıtan Claire, bu dijital maskenin arkasında Ludo’nun yakın arkadaşı Alex ile iletişime geçer. Başlarda masum bir oyun gibi görünen bu yazışmalar, kısa sürede kontrolden çıkan bir tutkuya dönüşür.
Claire, Alex’e Clara olarak aşık olurken, Alex de ekranın öbür ucundaki bu hayali kadına körü körüne bağlanır. Gerçek hayatın sorumlulukları ile sanal dünyanın sunduğu o tehlikeli özgürlük arasında sıkışan Claire için geri dönüş yolları birer birer kapanır. Film, bir kadının sevilme arzusunun onu nasıl trajik bir yalanın kölesi haline getirdiğini, iç içe geçmiş anlatılar ve beklenmedik ters köşelerle izleyiciye aktarıyor.
Fransız sinemasının efsanevi ismi Juliette Binoche, Claire rolünde tek kelimeyle devleşiyor. Bir yandan entelektüel ve özgüvenli bir profesörü, diğer yandan reddedilmişlik duygusuyla kıvranan ve gençlik iksirini sanal dünyada arayan kırılgan bir kadını muazzam bir derinlikle canlandırıyor. Binoche’un yüzündeki her mimik, karakterin yaşadığı suçluluk duygusunu ve tatmin olma arzusunu seyirciye doğrudan geçiriyor.
Alex rolünde izlediğimiz François Civil, ekranın diğer tarafındaki gizemli kadına kapılan genç adamın saflığını ve tutkusunu çok doğal bir enerjiyle yansıtıyor. Nicole Garcia ise Claire’in psikoloğu rolünde, hikâyenin pusulası görevini üstlenerek olayların analiz edildiği sahnelerde filme ağırbaşlı bir hava katıyor.
Yönetmen Safy Nebbou, Camille Laurens’in romanından uyarladığı bu yapımda, günümüzün en büyük meselelerinden biri olan dijital kimlik karmaşasını çok şık bir atmosferde işliyor. Film sadece bir "aldatma" hikâyesi değil; aynı zamanda yaşlanma korkusu, görünmez olma endişesi ve modern yalnızlık üzerine yapılmış sert bir eleştiri. Kurgudaki katmanlı yapı, izleyiciyi sürekli "Hangisi gerçek?" sorusunu sormaya iterek merak duygusunu son ana kadar diri tutuyor.
İnsan psikolojisinin karanlık labirentlerinde gezinmeyi sevenler ve gerilim filmleri türündeki sofistike anlatılardan hoşlananlar için bu film biçilmiş kaftandır. Sosyal medyanın bireyler üzerindeki etkisini ve aşkın dijital boyutlarını sorgulayan, Juliette Binoche hayranı olan her sinemasever bu yapımı listesine eklemelidir.
Bu film, benzer temalı yapımlardan farklı olarak, sahte bir kimlik yaratmanın ardındaki trajediyi ve kadının toplum içindeki "son kullanma tarihi" baskısıyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını çok dürüst bir şekilde ele alıyor. Hem sürükleyici bir gizem sunması hem de felsefi bir derinliğe sahip olması nedeniyle mutlaka izlenmelidir.
Kimlik ve Maskeler: Sosyal medyada yaratılan idealize edilmiş sahte kişilikler.
Görünmezlik: Orta yaşlı bir kadının toplumda ve ikili ilişkilerde fark edilme çabası.
Takıntı: Sanal bir imgeye duyulan yıkıcı tutku.
Gerçeklik Algısı: Dijital dünya ile fiziksel gerçeklik arasındaki sınırın belirsizleşmesi.
Eğer dijital dünya ve insan ilişkileri arasındaki o tekinsiz bağı seviyorsanız, internet üzerinden kurulan gizemli bağları işleyen Chatroom veya bir kadının içsel dünyasındaki fırtınaları anlatan Elle gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca dram filmleri kategorisinde, gerçeğin peşinde koşan Perfect Strangers (Cebimdeki Yabancı orijinali) da benzer tınılar taşır.
Film, dünya prömiyerini Berlin Film Festivali'nde yaptı ve eleştirmenlerden tam not aldı. Juliette Binoche, bu filmdeki performansıyla "yaşlanma" konusundaki cesur tavrı nedeniyle büyük övgü topladı. Filmin hikâye yapısı, tıpkı bir matruşka bebek gibi iç içe geçmiş üç farklı anlatı katmanından oluşmaktadır, bu da izleyiciye her seferinde yeni bir perspektif sunar.
Film, Camille Laurens’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır; yani kurgusal bir hikâye olsa da modern dünyadaki sosyal medya kullanım alışkanlıklarını ve gerçek vakaları temel alır.
Evet, film klasik bir çizgide ilerlemez; son bölümlerde hikâyenin akışını tamamen değiştiren ve Claire'in perspektifini sorgulatan çok katmanlı bir son vaat eder.
Hayır, teknoloji sadece bir araçtır; odak noktası daha çok Claire’in içsel boşluğu, yalnızlığı ve psikolojik durumudur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...