

Abel

Marianne

Eve

Joseph

Assistant politique
Eve 13 ans

Docteur Pivoine

Le patron du restaurant
L'apprentie restaurant

Ami enterrement
Abel’in hayatı, sevgilisi Marianne’in onu en yakın arkadaşı Paul için terk edeceğini ve ondan hamile olduğunu açıklamasıyla altüst olur. Aradan sekiz yıl geçer; Paul aniden ölür ve Abel, Marianne ile yeniden bir araya gelme şansı yakalar. Ancak bu geri dönüş beklediği kadar basit olmayacaktır. Paul’ün genç kız kardeşi Eve, çocukluğundan beri Abel’e aşıktır ve onu elde etmek için her şeyi yapmaya hazırdır.
Üstelik Marianne’in oğlu Joseph, babasının ölümüyle ilgili tuhaf teoriler üretmeye başlar ve Abel’i annesinin bir katil olabileceğine inandırmaya çalışır. Film, bu dört karakter arasındaki karmaşık bağları, kıskançlıkları ve absürt durumları Paris’in şık atmosferinde işliyor. Louis Garrel, hem yönetip hem başrolünü üstlendiği bu yapımda, trajediyi hafif bir komediyle yumuşatarak izleyiciye akışkan bir anlatı sunuyor.
Filmin yönetmenliğini de üstlenen Louis Garrel, Abel rolünde o bildiğimiz melankolik ve şaşkın Fransız erkeği imajını başarıyla sürdürüyor. Laetitia Casta, gizemli ve ne istediğini bilen Marianne rolünde büyüleyici bir performans sergilerken, Lily-Rose Depp, takıntılı ve tutkulu Eve karakteriyle filme dinamizm katıyor.
Karakterler arasındaki güç dengeleri sürekli değişirken, özellikle Joseph karakterini canlandıran genç oyuncu Joseph Engel, hikâyeye kattığı tekinsiz mizahla filmin tonunu belirleyen en önemli unsurlardan biri oluyor. Oyuncuların doğal kimyası, filmin kısa süresine rağmen (75 dakika) karakterlerin derinliğini hissetmemizi sağlıyor.
Sadık Bir Adam, Fransız Yeni Dalgası’na (özellikle François Truffaut sinemasına) selam duran, zarif ve entelektüel bir yapım. Klasik bir "aşk üçgeni" gibi görünse de, senaryodaki beklenmedik virajlar ve karakterlerin iç seslerine yer verilmesi filmi sıradanlıktan çıkarıyor. Dram ve romantik komedi arasında gidip gelen yapım, duyguların karmaşıklığını hafife alarak aslında onları daha insani bir noktaya taşıyor. Görsel dili oldukça sade ve şık olan film, Paris sokaklarını adeta bir karakter gibi kullanıyor.
Fransız sinemasının o meşhur "aşka dair uzun sohbetler ve karmaşık ilişkiler" tarzını sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer yabancı film listelerinizde sizi yormayacak ama zekice kurgulanmış bir hikâye arıyorsanız bu yapım tam size göre. Süresinin kısalığı sayesinde bir oturuşta keyifle izlenebilecek, sanatsal yönü güçlü bir platform filmi arayan her sinemasever için ideal bir tercih.
Film, aşkın sadece tutkudan ibaret olmadığını; içinde strateji, sabır ve bazen de büyük bir absürtlük barındırdığını gösterdiği için izlenmeli. Louis Garrel’in usta senarist Jean-Claude Carrière ile birlikte yazdığı metin, diyaloglardaki keskinlik ve mizahla dikkat çekiyor. Klasik bir romantik dramadan ziyade, modern bir masal tadında ilerlemesi ve son saniyesine kadar merak uyandırması filmi özel kılan detaylardan.
Sadakat ve Zaman: Geçen yılların duygular üzerindeki etkisi ve değişen bağlılıklar.
Kıskançlık ve Rekabet: İki kadının bir erkek üzerindeki sessiz ama sert savaşı.
Gerçek ve Kurmaca: Küçük Joseph'in cinayet teorileri üzerinden gerçeğin göreceliliği.
Tesadüf: Hayatın planlanamazlığı ve eski aşkların beklenmedik anlarda geri dönüşü.
Bu filmin zarif ve romantik dokusunu sevdiyseniz, yine Louis Garrel’in yer aldığı İki Arkadaş (Les Deux Amis) veya Eric Rohmer’in "Ahlak Hikâyeleri" serisinden herhangi bir filme göz atabilirsiniz. Ayrıca yine bir aşk karmaşasını işleyen Love Affair(s) (Les Choses qu'on dit, les choses qu'on fait) benzer bir tat verebilir.
Louis Garrel ve Laetitia Casta gerçek hayatta da evlidir, bu da filmdeki çift uyumunu daha sahici kılıyor.
Senaryo, Luis Buñuel'in birçok kült filminde imzası olan efsanevi senarist Jean-Claude Carrière ile birlikte yazılmıştır.
Film, San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde "En İyi Senaryo" ödülüne layık görülmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...