

Daniel Dillon

Lucia

Donald Dalglish

Elena Burn

Hope Burn

Annie

Francis Bellanger

Sweetley

Burn
Crocker
Film, 1860’ların başında, karlar altındaki Sierra Nevada dağlarında geçer. Daniel Dillon adında hırslı bir adam, altına hücumun yarattığı kaosun ortasında Kingdom Come adında kendi kasabasını kurmuş ve bölgenin "kralı" olmuştur. Ancak Dillon'ın bu görkemli imparatorluğunun temelinde karanlık ve utanç verici bir sır yatmaktadır: Yıllar önce, fakirlik ve sarhoşluk içindeyken karısını ve yeni doğmuş kızını bir madenciye bir altın madeni karşılığında satmıştır.
Yirmi yıl sonra, Dillon gücünün zirvesindeyken geçmişi kapısını çalar. Sattığı karısı Elena ve artık yetişkin bir genç kız olan Hope, kasabaya geri döner. Aynı zamanda, kasabanın kaderini değiştirecek olan demiryolu hattının nereden geçeceğine karar verecek olan genç bir mühendis de oradadır. Dillon’ın vicdan azabı, geçmişin hayaletleri ve kontrol etmeye çalıştığı ihtirası, dondurucu soğuğun ortasında trajik bir hesaplaşmaya dönüşür.
Filmin başrolünde, Daniel Dillon karakterine hayat veren Peter Mullan, karakterinin hem kudretini hem de içini kemiren suçluluk duygusunu sarsıcı bir performansla yansıtıyor. Mullan, editoryal bir ustalıkla, sevilebilecek bir adamla nefret edilecek bir suçlu arasındaki ince çizgide yürüyor.
Dillon'ın sattığı karısı Elena rolünde Nastassja Kinski, sessiz kederi ve vakur duruşuyla hikayenin vicdan azabı tarafını temsil ediyor. Genç mühendis rolünde Wes Bentley ve Dillon’ın metresi Lucia rolünde izlediğimiz Milla Jovovich, hikayedeki aşk, sadakat ve değişim dinamiklerini tamamlıyor. Sarah Polley ise, babasının kim olduğunu bilmeden kasabaya gelen Hope karakteriyle masumiyeti ve gerçeği arayışı simgeliyor.
Yönetmen Michael Winterbottom, bu dönem draması ve Western harmanında, doğanın acımasızlığını insan ruhunun karanlığıyla birleştiriyor. Karlı dağların yarattığı klostrofobik ama büyüleyici atmosfer, sinematografi açısından zirve noktalarından biri. Görüntü yönetmeni Alwin Küchler, beyazın sonsuzluğunu ve ahşap binaların sıcaklığını öyle bir estetikle sunuyor ki, izleyici soğuğu iliklerinde hissediyor. Müziklerde efsanevi besteci Michael Nyman’ın imzası olması, filmin melankolik ve epik havasını ikiye katlıyor.
Thomas Hardy hayranları, klasik edebiyat uyarlamalarını sevenler ve "suç, ceza ve kefaret" temalı ağır dramlardan hoşlananlar için bu yapım kaçırılmaması gereken bir eser. Sadece bir Western değil, aynı zamanda derinlikli bir insan psikolojisi tahlili arayan platform filmi takipçileri bu karlara gömülmüş hikayeden çok etkilenecektir.
Sinematografik Şölen: Karlar altında inşa edilen bir kasabanın ve doğanın vahşi güzelliğinin benzersiz çekimleri.
Edebi Derinlik: Klasik bir trajedinin, Vahşi Batı’nın sert şartlarına ne kadar kusursuz uyum sağladığını görmek için.
Michael Nyman Müzikleri: Hikayenin duygusal yükünü taşıyan, hipnotize edici besteler.
Geçmişin Yükü: Yapılan bir hatanın, üzerinden yıllar geçse bile insanın yakasını bırakmaması.
İhtiras ve Bedel: Güç ve servet arzusunun aile ve sevgi karşısında nasıl bir yıkıma yol açtığı.
Kefaret: Bir insanın geçmişteki günahlarını silmek için ne kadar ileri gidebileceği.
Eğer bu filmin kasvetli, karlı ve epik havasını sevdiyseniz, yine Winterbottom imzalı yapımları veya benzer atmosferdeki There Will Be Blood (Kan Dökülecek) ve McCabe & Mrs. Miller gibi yapımları mutlaka izlemelisiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...