
Savaş, Dram, Tarih

Sgt. Carl Rasmussen

Sebastian Schumann

Lt. Ebbe Jensen

Helmut Morbach

Karin

Ludwig Haffke

Ernst Lessner

Werner Lessner

Wilhelm Hahn

Manfred
1945 yılının Mayıs ayında, Nazi Almanyası'nın teslim olmasının ardından Danimarka'nın batı kıyılarında geçen hikâye, savaşın en karanlık ve az bilinen sayfalarından birini aralıyor. Alman işgali sona ermiştir ancak geride, kumsalların altına gizlenmiş iki milyondan fazla mayın kalmıştır. Danimarka ordusu, bu mayınları temizlemek için henüz çocuk denecek yaştaki Alman savaş esirlerini görevlendirir. Çavuş Carl Rasmussen'in komutasına verilen bir grup genç asker, hayatta kalma şanslarının neredeyse imkansız olduğu bu ölümcül kumsallara gönderilir.
Başlangıçta Almanlara karşı derin bir nefret besleyen Çavuş Rasmussen, emrindeki bu gençlerin sadece birer çocuk olduğunu ve savaşın faturasını hayatlarıyla ödediklerini gördükçe vicdani bir çatışma yaşamaya başlar. Her gün, kumun altında gizlenen ölümle burun buruna gelen gençler için eve dönme umudu, her patlamada biraz daha uzaklaşmaktadır. Film, düşmanlıktan insanlığa uzanan o engebeli yolu, izleyicinin nefesini kesen bir gerilimle ve duygusal bir derinlikle işliyor.
Filmin başrolünde Çavuş Carl Rasmussen karakterine hayat veren Roland Møller, sert dış görünüşünün altındaki insani dönüşümü muazzam bir ustalıkla sergiliyor. Møller, karakterinin yaşadığı öfke ile merhamet arasındaki o keskin geçişleri son derece inandırıcı kılıyor. Genç Alman askerlerini canlandıran oyuncu kadrosu, özellikle ikiz kardeşler rolündeki Emil ve Oskar Belton ile Sebastian Bull Sarning, yaşadıkları korkuyu ve çaresizliği izleyiciye en yalın haliyle geçirmeyi başarıyor.
Louis Hofmann (Sebastian Schumann), grubun doğal lideri olarak sakin ve vakur duruşuyla filmin en dikkat çeken performanslarından birine imza atıyor. Genç oyuncuların tamamı, savaşın sadece cephede değil, sonrasında da çocukların omuzlarında nasıl bir yük bıraktığını gözler önüne seren organik bir performans sunuyor. Bu yabancı film, oyuncuların arasındaki gerilim ve duygusal bağ üzerine kurulu yapısıyla sinema severleri büyülüyor.
Yönetmen Martin Zandvliet, Under sandet (Mayın Ülkesi) ile izleyiciyi hem görsel hem de psikolojik bir klostrofobinin içine hapsediyor. Filmin geçtiği uçsuz bucaksız, aydınlık Danimarka kumsalları, kumun altındaki karanlık ölümle tam bir tezat oluşturuyor. Sinematografik açıdan her mayın temizleme sahnesi, yönetmenlik dehasıyla birer gerilim şaheserine dönüştürülmüş. 89. Akademi Ödülleri'nde "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Oscar adaylığı kazanan yapım, sadece bir savaş filmi değil, aynı zamanda nefretin yerini empatiye bırakışının destanıdır.
Savaşın insani boyutuna odaklanan, klişelerden uzak tarihsel dramlardan hoşlanan izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer gerilim filmi unsurlarıyla harmanlanmış, etik değerleri sorgulatan hikâyeleri seviyorsanız Under sandet size derin bir deneyim sunacaktır. İkinci Dünya Savaşı tarihine ilgi duyan ve düşman figürünün ötesindeki insanı görmek isteyen sinemaseverler için bu yapım sarsıcı bir tercih olacaktır.
Under sandet, savaşın galibi ve mağlubu arasındaki sınırların nasıl silikleştiğini gösteren nadir filmlerden biridir. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, izleyiciye bir kumsalı dünyanın en tehlikeli yeri olarak hissettirebilme gücüdür. Adalet, intikam ve affetme temalarını bu kadar çiğ ve dürüst bir şekilde işleyen yapım, final sahnesiyle insanlığa dair umudu en umutsuz yerden yeşertmeyi başarıyor.
Nefret ve Empati: Düşman olarak görülen kişilerin insani yönünün keşfedilmesi.
Savaşın Artıkları: Fiziksel mayınların yanı sıra zihinlerde kalan psikolojik yıkım.
Çocuk ve Savaş: Yetişkinlerin başlattığı savaşların bedelini çocukların ödemesi.
Vicdanın Sesi: Emir komuta zinciri ile insani değerler arasındaki büyük çatışma.
Eğer bu filmin yarattığı gergin atmosferi ve insani dramı sevdiyseniz, yine savaş sonrası vicdan muhasebesi yapan The Captain (Der Hauptmann) veya savaşı çocukların gözünden anlatan The Boy in the Striped Pyjamas (Çizgili Pijamalı Çocuk) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, patlayıcı imhası üzerindeki gerilimi doruğa çıkaran The Hurt Locker (Ölümcül Tuzak) teknik açıdan benzer bir his uyandırabilir.
Film, gerçek tarihsel olaylara dayanmaktadır; savaştan sonra Danimarka kıyılarındaki mayınların çoğu gerçekten genç Alman esirler tarafından temizlenmiştir.
Çekimler, gerçek mayınların bulunduğu bölgelerde gerçekleştirilmiş ve atmosferin otantik olması için Danimarka'nın tarihi kumsalları kullanılmıştır.
Film, Danimarka'nın yerel film ödülleri olan Robert Ödülleri'nde "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen" dahil birçok dalda ödül kazanmıştır.
Evet, film İkinci Dünya Savaşı sonrası Danimarka'da yaşanan gerçek bir olaya dayanmaktadır. Yaklaşık 2.000 Alman askeri bu temizlikte görevlendirilmiş ve yarısından fazlası hayatını kaybetmiş veya ağır yaralanmıştır.
Under sandet fiziksel savaştan ziyade psikolojik gerilime odaklanır. Ancak patlama sahneleri ve bunların sonuçları oldukça gerçekçi ve sarsıcı şekilde yansıtılmaktadır.
Film, karakterlerin milliyetlerine uygun olarak Danimarkaca ve Almanca dillerinde çekilmiştir; bu da hikâyenin inandırıcılığını artırmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...