

Jacek

Jacek's Sister

Dagmara

Jacek's Mother

Jacek's Brother

Jacek's Brother-in-law

Priest

Dagmara's Mother

Jacek's Sister-in-law

Businessman
Film, Polonya’nın küçük bir kasabasında yaşayan, heavy metal hayranı ve özgür ruhlu Jacek’in hayatına odaklanıyor. Jacek, kasaba meydanına inşa edilen dünyanın en büyük İsa heykelinin inşaatında çalışırken korkunç bir kaza geçirir. Yüzü tamamen tanınmaz hale gelen Jacek, Polonya’nın ilk yüz nakli operasyonunu geçiren kişisi olarak tarihe geçer.
Operasyon sonrası kasabasına dönen Jacek, sadece yeni bir yüzle değil, aynı zamanda çevresindeki insanların değişen yüzleriyle de karşılaşır. Nişanlısı, ailesi ve dindar komşuları, başlangıçta bir "mucize" olarak gördükleri bu durumu, Jacek’in yeni görüntüsüyle yüzleştiklerinde derin bir yabancılaşmaya ve dışlamaya dönüştürürler. Film, heybetli bir dini sembolün gölgesinde, Hristiyanlık değerlerinin (şefkat, kabul, sevgi) pratikte nasıl birer birer çöktüğünü kara mizahla harmanlanmış bir dram ile sunar.
Filmin başrolünde, Jacek karakterini canlandıran Mateusz Kościukiewicz yer alıyor. Kościukiewicz, yüz nakli öncesindeki karizmatik hali ile nakil sonrası ağır protez makyaj altındaki sınırlı mimikleriyle sergilediği performansla büyük takdir topladı. Karakterin sadece gözleriyle anlattığı o hüzün ve hayal kırıklığı, filmin editoryal gücünü oluşturuyor.
Jacek’in kız kardeşi rolündeki Agnieszka Podsiadlik, kardeşine sadık kalan tek figür olarak hikâyenin vicdanını temsil ederken; nişanlısı Dagmara rolündeki Małgorzata Gorol, toplumsal baskı ve estetik algısı arasında sıkışan bir kadını başarıyla yansıtıyor. Oyuncu kadrosu, Polonya taşrasının o kendine has, bazen karikatürize ama hep gerçekçi tiplemelerini ustalıkla canlandırıyor.
Małgorzata Szumowska, bu filmle 2018 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı (Jüri Büyük Ödülü) kazanarak başarısını kanıtladı. Filmin en dikkat çekici teknik özelliği, geniş açılı lensler ve kenarları bulanıklaştıran özel bir odaklama tekniği kullanılmasıdır. Bu tercih, izleyiciye Jacek’in dünyasına ve kasabanın dar vizyonuna dair klostrofobik bir perspektif sunar. Yüz, dini sembolizm ile tüketim toplumu arasındaki tezatı, devasa İsa heykeli inşaatı üzerinden dâhiyane bir metaforla işler.
Toplumsal eleştiri dozu yüksek, kara mizah içeren ve görsel diliyle fark yaratan Avrupa sineması örneklerini sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer dini dogmaların insan psikolojisi üzerindeki etkisini veya "öteki" olmanın ağırlığını işleyen yapımlardan hoşlanıyorsanız, Yüz size çok katmanlı bir seyir keyfi sunacaktır. Doğu Avrupa sinemasının o soğuk ama etkileyici atmosferine ilgi duyanlar için kaçırılmaması gereken bir eser.
Yüz, modern dünyada dış görünüşün kimlikle ne kadar özdeşleştiğini ve insanların "farklı" olana karşı gösterdiği tahammülsüzlüğü tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, trajediyi ajitasyonla değil, absürt bir mizah ve toplumsal bir röntgen eşliğinde sunmasıdır. İnşa edilen o devasa heykelin görkemi ile insanların ruhlarındaki cücelik arasındaki tezat, uzun süre hafızanızdan silinmeyecek.
Kimlik ve Dış Görünüş: Bir insanın yüzü değiştiğinde, ruhu ve kimliği aynı kalsa bile toplumun onu nasıl gördüğü.
Dini İkiyüzlülük: Büyük dini semboller inşa edilirken, dinin özündeki şefkat ve kabul değerlerinin unutulması.
Taşra Muhafazakârlığı: Küçük topluluklarda farklı olana duyulan korku ve dışlama mekanizmaları.
Yabancılaşma: Bireyin en yakınlarına bile bir yabancı gibi bakmaya başlaması.
Bu filmin yarattığı atmosferi ve sistem eleştirisini sevdiyseniz, yine Szumowska imzalı Body (Beden) filmini veya Polonya sinemasının bir diğer güçlü örneği olan Ida'yı izleyebilirsiniz. Ayrıca fiziksel değişim ve toplumsal tepki teması için David Lynch klasiği The Elephant Man (Fil Adam) bu filmin tarihsel ve duygusal bir akrabası sayılabilir.
Filmde inşa edilen devasa heykel, Polonya’nın Świebodzin şehrinde bulunan gerçek "Kral İsa" heykelinden esinlenilmiştir (dünyanın en yüksek İsa heykellerinden biridir).
Filmin adı olan "Twarz" (Mug), Lehçe'de hem "yüz" hem de kaba bir tabirle "surat/çehre" anlamına gelir.
Małgorzata Szumowska, bu filmle Polonya toplumundaki milliyetçilik ve dindarlık yükselişine sert bir eleştiri getirmeyi amaçlamıştır.
Oyuncu Mateusz Kościukiewicz, çekimler boyunca her gün saatler süren profesyonel protez makyaj uygulamalarına katlanarak bu gerçekçi görüntüyü elde etmiştir.
Evet, Polonya'da 2010 yılında tamamlanan 33 metre yüksekliğindeki heykelden yola çıkılarak kurgulanmış bir olay örgüsüdür.
Film, ağır bir trajedi ile absürt bir toplumsal mizahın iç içe geçtiği "kara komedi" unsurları barındıran bir dramdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...