

Christine Collins

Rev. Gustav Briegleb

Captain J.J. Jones

Detective Lester Ybarra

Chief James E. Davis

Gordon Northcott

Carol Dexter

S.S. Hahn

Dr. Jonathan Steele

Ben Harris
Christine Collins, işten eve döndüğünde dokuz yaşındaki oğlu Walter'ın evde olmadığını fark eder. Aylarca süren umutsuz bekleyişin ardından Los Angeles Polis Departmanı (LAPD), oğlunun Illinois'te bulunduğunu müjdeler. Ancak istasyondaki buluşma anında Christine, getirilen çocuğun kendi oğlu olmadığını anında fark eder. Polis yetkilileri, o dönemde bozulan imajlarını kurtarmak için Christine'i çocuğun şok etkisiyle değiştiğine ikna etmeye çalışır ve onu "denemesi" için eve gönderir.
Ancak Christine, çocuğun fiziksel özelliklerinin ve boyunun Walter'dan farklı olduğunu kanıtlamaya çalıştıkça, karşısında yozlaşmış bir polis teşkilatını ve otoriteyi bulur. Sesini yükselttiği için "akli dengesi bozuk" damgası vurularak bir kliniğe kapatılan acılı anne, davasından vazgeçmez. Gerçek Walter’ın akıbeti, korkunç bir seri katil davasıyla kesişirken; Christine hem oğlunu bulmak hem de kendisine bu zulmü yaşatan sistemle hesaplaşmak için amansız bir savaşa girişir.
Angelina Jolie, Christine Collins rolünde kariyerinin en savunmasız ve en güçlü performanslarından birini sergiliyor. Bir annenin yaşadığı tarifsiz acıyı, çaresizliği ve ardından gelen o sarsılmaz direnişi izleyiciye iliklerine kadar hissettiren Jolie, bu rolüyle Akademi Ödülü adaylığı kazanmıştır. John Malkovich ise Christine'e bu mücadelesinde destek olan Rahip Briegleb rolünde, otoriteye karşı duran cesur bir figür olarak filme büyük güç katıyor.
Jeffrey Donovan, yozlaşmış polis müfettişi Jones rolünde izleyicinin sinir uçlarıyla oynayan, antipatik ama son derece başarılı bir performans sergilerken; Jason Butler Harner, hikayenin karanlık tarafındaki kilit isim olarak ürpertici bir oyunculuk sergiliyor.
Usta yönetmen Clint Eastwood, 1920’lerin sonundaki Los Angeles atmosferini büyük bir titizlikle yeniden inşa ediyor. Film, ağır ama etkileyici bir tempoyla ilerlerken; sadece bir "kayıp çocuk" hikayesi olmanın ötesine geçerek, kadın hakları, sistem yozlaşması ve adalet arayışı üzerine sert bir eleştiri sunuyor. Eastwood’un sade ama vurucu anlatım dili, hikayenin gerçekliğinden aldığı gücü katlıyor. Dönemin kostüm ve sanat tasarımı, izleyiciyi o puslu ve karanlık yılların içine çekmekte oldukça başarılı.
Gerçek hikayelere dayanan sarsıcı dramları ve dönem filmlerini seven sinemaseverler Changeling’i kaçırmamalıdır. Bir annenin sönmeyen umudunu ve adalet yolundaki kararlılığını anlatan bir biyografi niteliğindeki yapım, duygusal derinliği yüksek işlerden hoşlananlar için idealdir. Ayrıca hukuk sistemindeki çarpıklıkları işleyen bir platform filmi arıyorsanız, bu yapım sizi hem öfkelendirecek hem de derinden etkileyecektir.
Bu film, bireyin devasa bir kurumsal yapı karşısındaki direnişinin sembolüdür. "Anne sevgisi asla pes etmez" temasını klişelerden uzak, en çiğ ve dürüst haliyle işler. Clint Eastwood’un usta işi yönetmenliği ve Angelina Jolie’nin devleşen oyunculuğu, filmi sıradan bir dramın çok ötesine taşıyor. Ayrıca tarihin tozlu raflarında kalmış "Wineville Tavuk Kümesi Cinayetleri" gibi gerçek bir dehşetin perde arkasını görmeniz açısından da büyük önem taşıyor.
Adalet ve Yolsuzluk: Gücü elinde bulunduranların, gerçeği kendi çıkarları doğrultusunda bükme çabası.
Anneliğin Gücü: Bir annenin içgüdülerine duyduğu güvenin, tüm dünyayı karşısına alacak kadar büyük olması.
Kadın Hakları ve Toplumsal Baskı: 1920'lerde kadının sesinin "histeri" olarak görülüp susturulmaya çalışılması.
Umut ve Belirsizlik: Kesin bir cevap alamamanın getirdiği o bitmek bilmeyen bekleyiş sancısı.
Eğer Christine Collins’in adalet arayışından etkilendiyseniz, yine bir annenin hukuk mücadelesini anlatan Erin Brockovich veya gerçek bir suç davasının izini süren Zodiac filmlerine göz atabilirsiniz. Clint Eastwood'un benzer bir hüzün barındıran başyapıtı Mystic River da iyi bir seçenek olabilir.
Film, 1928-1930 yılları arasında Los Angeles'ta gerçekleşen ve "Wineville Tavuk Kümesi Cinayetleri" olarak bilinen gerçek olaylara dayanmaktadır.
Senarist J. Michael Straczynski, hikayeyi Los Angeles Belediye Binası’ndaki arşivlerde bulduğu eski belgelerden yola çıkarak kaleme almıştır.
Angelina Jolie, çekimler sırasında henüz yeni anne olduğu için hikayeden çok etkilendiğini ve bazı sahnelerde oynamanın kendisi için duygusal olarak yıpratıcı olduğunu belirtmiştir.
Film, gerçek hayatta olduğu gibi bu konuda kesin bir cevap vermez. Christine Collins, hayatının sonuna kadar oğlunu aramaya devam etmiş ve onun bir yerlerde yaşıyor olma ihtimaline her zaman inanmıştır.
Evet, 1920'lerin LAPD'si Amerika tarihinin en yozlaşmış polis teşkilatlarından biri olarak bilinir. Filmdeki olaylar, o dönemdeki sistematik baskı ve usulsüzlüklerin gerçek kayıtlarına dayanmaktadır.
Angelina Jolie, Christine Collins rolüyle 2009 yılında "En İyi Kadın Oyuncu" dalında Oscar'a aday gösterilmiş ancak ödülü Kate Winslet (Okuyucu) kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...