

Viki Falk

Karcsi Szabó

Tibi Vámos

Telki edzõ

Karcsi anyja

Karcsi nagyapja

Hanák Eszter

Gál Jancsi

Ács Imi

Feri bácsi
Yıl 1956. Macaristan, Sovyet işgali altında zor günler geçirmektedir. Karcsi Szabo, ülkesinin yıldız su topu oyuncusudur ve tek odak noktası yaklaşan Melbourne Olimpiyatları'dır. Ancak Budapeşte sokaklarında yükselen özgürlük çığlıkları, Karcsi'nin hayatını kökten değiştirir. Karizmatik ve tutkulu bir devrimci olan üniversite öğrencisi Viki'ye aşık olmasıyla, Karcsi kendini bir anda tankların ve barikatların arasında bulur.
Macar halkı, devasa Sovyet ordusuna karşı umutsuz ama onurlu bir ayaklanma başlatmıştır. Karcsi, bir yanda sevdiği kadınla birlikte omuz omuza çarpışmak, diğer yanda ise olimpiyat kafilesiyle Avustralya'ya gidip ülkesini havuzda temsil etmek arasında kalır. Filmin finaline doğru gerçekleşen efsanevi su topu maçı, sadece bir spor müsabakası değil; vatanları kan gölüne dönen bir avuç gencin, dev bir imparatorluktan havuzda aldığı intikamın sembolü haline gelir.
Film, hem fiziksel hem de duygusal açıdan zorlayıcı sahnelerin altından kalkan başarılı bir kadroya sahip:
Iván Fenyő (Karcsi Szabo): Başarılı sporcunun içsel çatışmalarını ve vatanseverlik duygusunu güçlü bir fiziksel performansla birleştiriyor.
Kata Dobó (Viki): Macar İhtilali'nin cesur yüzünü temsil eden, aşkı ve davayı aynı kalbe sığdıran performansıyla filmin ruhu oluyor.
Sándor Csányi: Takım kaptanı olarak su topu sahnelerinde filme dinamizm katıyor.
Filmin senaryo ekibinde, Temel İçgüdü gibi dev yapımlardan tanıdığımız efsanevi senarist Joe Eszterhas'ın bulunması, hikâyenin epik anlatımını ve Hollywood estetiğini güçlendiren önemli bir editoryal detaydır.
Yönetmen Krisztina Goda, Macar tarihinin en acı ve en gururlu anlarını, aksiyonu yüksek bir kurguyla harmanlamış. 2 saat 3 dakikalık süresi boyunca film; Budapeşte’nin barut kokan sokakları ile Melbourne'ün klorlu havuz suları arasında kusursuz bir ritim kuruyor. Sinematografik açıdan havuz içindeki mücadeleyi "bir savaş alanı" gibi yansıtan çekimler, izleyicinin nabzını yükseltiyor. Film, "özgürlük" ve "sevda" (Macarca ismi olan Szabadság, Szerelem buradan gelir) arasındaki o ince çizgiyi epik bir görsellikle işliyor.
Sporun sadece spordan ibaret olmadığını savunanlar, yakın tarihli devrim hikâyelerine ilgi duyanlar ve imkansız aşkların gölgesindeki kahramanlık öykülerini sevenler bu filmi kaçırmamalı. Eğer Munich veya Braveheart gibi yapımların epik dokusunu seviyorsanız, Children of Glory sizin için hem sarsıcı hem de ilham verici bir platform filmi seçeneği olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, tarihe "Sudaki Kan" maçı olarak geçen o meşhur olimpiyat karşılaşmasının gerçekçi tasviridir. Maçın son dakikalarında Macar oyuncu Ervin Zádor'un Sovyet oyuncu tarafından kaşının yarılması ve havuzun renginin kırmızıya dönmesi, sadece bir spor kaza değil, koca bir ulusun çektiği acının özeti gibidir. Film, bir spor başarısının bir ulusun moralini nasıl ayağa kaldırabileceğini kanıtlayan en güçlü yapımlardan biridir.
Vatanseverlik ve Direniş: İşgal altındaki bir halkın, imkansızlıklara rağmen gösterdiği onurlu duruş.
Sporun Siyasi Gücü: Havuzun bir diplomasi ve hesaplaşma alanına dönüşmesi.
Aşk ve Fedakarlık: Bireysel mutlulukların, toplumsal mücadeleler karşısında sınav vermesi.
Tarihsel Bellek: 1956 Macar İhtilali’nin unutulmaz ve trajik hatırası.
Bu filmin sunduğu tarihsel mücadele ve spor temasını sevdiyseniz; Invictus (Yenilmez), Miracle (Mucize) veya Macar İhtilali’ni daha politik bir dille işleyen The Unbearable Lightness of Being (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği) yapımlarına göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...