

Hari

Kris Kelvin

Dr. Snaut

Henri Berton

Kelvin's Father

Dr. Sartorius

Kelvin's Mother
Henri Berton's Son
Guest of Dr. Gibarian
Kris Kelvin's Niece
Solaris, gizemli ve canlı bir okyanusla kaplı olan Solaris gezegeninin yörüngesindeki bir uzay istasyonunda geçer. İstasyondaki bilim insanlarından gelen tuhaf ve endişe verici raporlar üzerine, psikolog Kris Kelvin durumu incelemek üzere oraya gönderilir. Kelvin istasyona vardığında, mürettebatın ağır bir duygusal çöküş içinde olduğunu ve açıklanamaz olaylar yaşadığını fark eder.
Çok geçmeden Kelvin de bu tuhaflıklara tanıklık etmeye başlar; Solaris okyanusu, insanların zihinlerindeki en derin, en acı verici ve bastırılmış anıları somut varlıklara dönüştürmektedir. Kelvin’in karşısına, yıllar önce intihar eden eşi Hari çıkar. Bu durum, Kelvin’i bilimsel gerçeklik ile vicdan azabı arasında sıkışmış, etik ve varoluşsal bir sorgulamanın tam ortasına bırakır. Film, insanın evreni anlama çabasından ziyade, kendi iç dünyasının karanlık dehlizlerinde kayboluşunu hikaye eder.
Donatas Banionis, Kris Kelvin rolünde, rasyonel bir bilim insanının duygusal bir yıkıma sürüklenişini büyük bir ustalıkla sergiliyor. Karakterin yaşadığı şaşkınlık ve ardından gelen kabulleniş süreci, Banionis’in sade ama etkili oyunculuğuyla hayat buluyor.
Natalya Bondarchuk, Hari karakteriyle filmin duygusal merkezini oluşturuyor. Bir insanın anılarından yaratılmış bir "kopya" olmanın getirdiği kimlik karmaşasını ve trajediyi izleyiciye derinden hissettiriyor. Juri Jarvet ve Anatoly Solonitsyn gibi isimler ise istasyondaki diğer bilim insanları olarak, insan doğasının sınırlarını zorlayan performanslar imza atıyorlar.
Andrey Tarkovski’nin yönettiği Solaris, Hollywood tarzı aksiyon dolu bilim kurgu anlayışına taban tabana zıt, meditatif ve felsefi bir başyapıttır. Stanislaw Lem’in romanından uyarlanan film, teknolojik detaylardan ziyade insan ruhunun derinliklerine odaklanır. Uzun planlar, doğa görüntüleri ve Bach’ın müziğiyle zenginleşen ses tasarımı, izleyiciyi hipnotik bir yolculuğa çıkarır. Film, "uzayda geçen bir psikolojik dram" olarak türünün en önemli örneklerinden biri kabul edilir.
Bilim kurguyu sadece teknoloji ve uzay savaşları olarak görmeyen, türün felsefi ve psikolojik boyutlarını keşfetmek isteyen izleyiciler bu filme hayran kalacaktır. Eğer insan zihninin karmaşasını, yas sürecini ve vicdan azabını konu alan derinlikli bir yabancı film arıyorsanız, Solaris sizin için unutulmaz bir deneyim olacaktır. Tarkovski sinemasının şiirsel diline aşina olanlar veya bu dile giriş yapmak isteyenler için temel bir eserdir.
Solaris, insanın dış dünyayı fethetme hırsının karşısına, kendi iç dünyasını bile henüz keşfedemediği gerçeğini koyar. "İnsanın insana ihtiyacı vardır" temasını en saf ve en acı verici haliyle işleyen film, izleyiciye kendi anılarını ve pişmanlıklarını sorgulatmaktadır. Görsel estetiği ve zamansız sorularıyla sinema tarihinin en güçlü anlatılarından biridir.
Anı ve Gerçeklik: Hatırlanan birinin fiziksel varlığı, onu gerçek bir insan yapar mı?
Vicdan Azabı ve Bağışlanma: Geçmişteki hataların somut birer hayalet gibi geri dönmesiyle yüzleşme.
İletişim Kurma Çabası: İnsanın tamamen yabancı ve devasa bir zeka (okyanus) ile iletişim kurmadaki yetersizliği.
Bu filmin yarattığı atmosferi ve felsefi sorgulamaları sevdiyseniz, yönetmenin bir diğer kült yapımı olan Stalker mutlaka listenizde olmalı. Ayrıca, uzay ve zaman temasını benzer bir derinlikle işleyen Stanley Kubrick imzalı 2001: A Space Odyssey veya anıların manipülasyonunu konu alan Eternal Sunshine of the Spotless Mind bu bilim kurgu yolculuğunu tamamlayacak niteliktedir.
Yönetmen Tarkovski, filmi bir bilim kurgudan ziyade bir ahlaki dram olarak tanımlamış ve türün klişelerinden kaçınmaya çalışmıştır.
Filmin gelecekte geçen otoyol sahneleri, o dönemde modern mimarisiyle dikkat çeken Japonya’nın başkenti Tokyo’da çekilmiştir.
Kitabın yazarı Stanislaw Lem, Tarkovski’nin hikayeyi çok fazla kişiselleştirdiğini ve kitabın bilimsel özünden uzaklaştığını belirterek filmi eleştirmiştir.
Solaris okyanusu, gezegeni kaplayan, devasa bir beyin gibi hareket eden ve insanların zihinlerindeki bilgileri fiziksel formlara dönüştürebilen gizemli bir plazmadır.
Filmdeki Hari, Kelvin’in anılarından yaratılmış bir "ziyaretçidir." Hücresel yapısı farklı olsa da, duyguları ve bilinci zamanla gerçek bir insandan farksız hale gelir.
Her iki film de uzay temasını felsefi bir boyutta işlese de; 2001 daha çok insanlığın evrimine ve teknolojiye, Solaris ise insan psikolojisine ve duygularına odaklanır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...