

Charles Xavier

Erik Lehnsherr

Raven / Mystique

Moira MacTaggert

Sebastian Shaw

Emma Frost

Hank / Beast

Alex Summers / Havok

Angel Salvadore

Cassidy / Banshee
X-Men: Birinci Sınıf, bizi mutant efsanesinin köklerine, 1962 yılının gerilimli atmosferine ve Küba Füze Krizi’nin eşiğine götürüyor. Dünya, nükleer bir savaşın eşiğinde sallanırken, özel yeteneklere sahip iki genç adamın yolları kesişir: Telepatik güçlere sahip idealist Charles Xavier ve metalleri kontrol edebilen, geçmişin acılarıyla bilenmiş Erik Lehnsherr. Film, bu iki zıt karakterin, dünyayı gizlice yöneten ve mutantların üstünlüğünü savunan "Hellfire Club" ve onun acımasız lideri Sebastian Shaw’a karşı birleşmelerini konu alıyor.
Charles ve Erik, CIA ile iş birliği yaparak dünyanın dört bir yanından kendileri gibi olan gençleri toplar ve ilk mutant okulunu kurarlar. Ancak bu süreçte, insanlığın mutantlara karşı duyduğu korku ve Erik’in intikam hırsı, sarsılmaz görünen dostluklarının temellerini sarsmaya başlar. Charles barışçıl bir entegrasyon hayali kurarken, Erik kendi türünün geleceğini garanti altına almak için savaşı tek yol olarak görür. Film, sadece süper kahramanların doğuşunu değil, X-Men evreninin o meşhur ideolojik bölünmesinin nasıl başladığını sarsıcı bir siyasi zemin üzerinde anlatıyor.
James McAvoy, Charles Xavier rolünde karakterin gençlik enerjisini ve umudunu harika bir şekilde yansıtırken; Michael Fassbender, Erik Lehnsherr (Magneto) rolünde adeta devleşiyor. Fassbender’in karakterine kattığı soğukkanlı öfke ve derin acı, Magneto’yu sadece bir kötü adam değil, anlaşılabilir bir trajik kahraman yapıyor. İkili arasındaki kimya, filmin duygusal motorunu oluşturuyor.
Sebastian Shaw rolünde Kevin Bacon, kibirli ve durdurulamaz bir antagonist olarak hikayeye büyük bir tehdit unsuru katıyor. Jennifer Lawrence, Mystique (Raven) karakterinin kimlik arayışını ve "doğal haliyle gurur duyma" sürecini içtenlikle canlandırırken; Nicholas Hoult, Beast rolünde zekası ve fiziksel değişimiyle dikkat çekiyor. Oyuncu kadrosu, efsaneleşmiş karakterlerin gençlik hallerini inandırıcı ve taze bir solukla beyaz perdeye taşıyor.
Matthew Vaughn’un yönetmenliğini üstlendiği bu yapım, X-Men serisini yeniden canlandıran bir "soft reboot" (yeniden başlatma) niteliğindedir. 1960'ların retro estetiği, James Bond filmlerini andıran casusluk teması ve gerçek tarihi olayların kurguyla harmanlanması, filmi diğer süper kahraman yapımlarından ayırıyor. Yönetmenlik, karakter odaklı dramayı yüksek tempolu aksiyon sahneleriyle mükemmel bir şekilde harmanlıyor. Özellikle Erik’in Nazi subaylarını avladığı sahnelerdeki gerilim ve finaldeki Küba sahnesi, sinematografik açıdan oldukça etkileyici. Film, türün en zeki ve ayakları yere basan örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
X-Men evrenine yeni başlamak isteyenler için mükemmel bir giriş noktası olan bu film, aynı zamanda politik gerilim ve dönem filmlerini seven izleyicilere de hitap ediyor. Profesör X ve Magneto’nun neden düşman olduklarını merak edenler, 60’ların atmosferini süper kahraman sosuyla izlemek isteyen her yaştan sinemasever bu yapımı listesine eklemeli.
Bu film, süper kahraman türünde nadir görülen bir karakter derinliği sunuyor. Sadece güçlerin savaşına değil, fikirlerin ve dünya görüşlerinin savaşına odaklanması, yapımı editoryal açıdan çok kıymetli kılıyor. Michael Fassbender ve James McAvoy’un üst düzey oyunculukları, serinin kökenlerine sadık kalınarak anlatılan yenilikçi hikaye ve 60’lar ruhunun yansıtılış biçimi, bu filmi serinin en iyi halkalarından biri yapıyor.
İdeolojik Ayrışma: Dünyayı değiştirmenin yolu barış mı yoksa güç müdür?
Kimlik ve Kabul: "Mutant ve gururlu" mottosu üzerinden farklılıkların kucaklanması.
İntikamın Bedeli: Erik’in geçmişindeki travmaların karakterini nasıl şekillendirdiği.
Sadakat ve Dostluk: Ortak bir amaç uğruna kurulan bağların ideolojik farklarla sınanması.
X-Men: Days of Future Past: Bu filmin oyuncu kadrosunu orijinal üçlemeyle birleştiren muazzam bir devam hikayesi.
Watchmen: Süper kahramanların alternatif tarih ve siyasetle olan ilişkisini işleyen karanlık bir yapım.
The Man from U.N.C.L.E.: 1960'ların casusluk atmosferini ve ekip dinamiğini benzer bir estetikle sunan film.
Michael Fassbender, rolüne hazırlanırken çizgi romanlardan ziyade orijinal üçlemede Magneto’yu canlandıran Ian McKellen’ın performansını incelemiş ancak karaktere kendi özgün yorumunu katmıştır.
Filmin çekimleri sırasında Hugh Jackman (Wolverine), sadece tek bir cümlelik ikonik ve komik bir cameo (konuk oyuncu) görüntüsüyle yer almıştır.
Jennifer Lawrence’ın Mystique makyajı çekimlerin başında yaklaşık 8 saat sürerken, süreç ilerledikçe bu süre 3-4 saate kadar düşürülmüştür.
Film, büyük oranda 1962 yılında, Soğuk Savaş’ın en sıcak dönemi olan Küba Füze Krizi sırasında geçmektedir.
Filmin finalindeki çatışma sırasında Erik'e fırlatılan bir merminin sekerek Charles'ın omurgasına isabet etmesi sonucu bacaklarını kullanamaz hale gelir.
Sebastian Shaw, mutantların üstünlüğüne inanan, enerjiyi emip kendi gücüne dönüştürebilen Hellfire Club lideridir ve Erik’in annesinin ölümünden sorumlu olan kişidir.
X-Men: Birinci Sınıf, şu anda Disney+ kütüphanesinde izlenebilir yapımlar arasında yer almaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...