Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)


Don Vito Corleone

Michael Corleone

Sonny Corleone

Tom Hagen

Clemenza

Kay Adams

Connie Corleone Rizzi

Carlo Rizzi

Captain McCluskey

Jack Woltz
The Godfather, 1945 yılının New York’unda, geniş çaplı bir suç imparatorluğunun başındaki Don Vito Corleone’nin kızı Connie’nin düğünüyle açılır. "Baba" olarak bilinen Vito, sadece bir suç lideri değil, aynı zamanda topluluğunda adaleti sağlayan, geleneklerine bağlı bir figürdür. Ancak değişen dünya düzeni ve uyuşturucu ticaretinin şehre girişi, Corleone ailesini diğer dört büyük aileyle karşı karşıya getirir. Vito’nun, uyuşturucu baronu Sollozzo’nun teklifini reddetmesiyle başlayan kan davası, aileyi bir varoluş savaşına sürükler.
Hikâyenin asıl trajedisi, ailenin en küçük oğlu Michael Corleone üzerinden şekillenir. Savaş kahramanı olarak eve dönen ve babasının "kirli" işlerinden uzak durmaya yeminli olan Michael, babasına yapılan suikast girişimi sonrası kendini bir şiddet sarmalının içinde bulur. Michael, sevdiği kadından ve hayallerinden vazgeçerek, ailesini korumak adına hiç istemediği o soğukkanlı lidere dönüşecektir. Film, gücün insan ruhunu nasıl yozlaştırdığını ve sadakatin bedelini sarsıcı bir dille anlatır.
Sinema tarihinin en görkemli kadrolarından birine sahip olan filmde, Don Vito Corleone rolüyle Marlon Brando, oyunculuk sanatında bir zirve noktası belirler. Brando, karakterine kattığı ağırlık ve ikonik ses tonuyla "Baba" figürünü ölümsüzleştirmiştir. Michael Corleone karakterine hayat veren genç Al Pacino, sessiz bir gençten acımasız bir lidere dönüşümü sergilediği performansıyla kariyerinin temel taşını atmıştır.
Ailenin asabi büyük oğlu Sonny rolünde James Caan, "consigliere" Tom Hagen rolünde ise Robert Duvall, Corleone ailesinin farklı yüzlerini ustalıkla temsil eder. Diane Keaton ise Michael’ın hayatındaki vicdan azabını simgeleyen Kay Adams rolüyle bu maskülen dünyada kritik bir denge unsuru oluşturur.
Francis Ford Coppola’nın yönettiği The Godfather, Mario Puzo’nun çok satan romanından sadece bir uyarlama değil, modern bir Shakespeare trajedisidir. Gordon Willis’in "karanlıklar prensi" olarak anılmasını sağlayan düşük ışıklı sinematografisi ve Nino Rota’nın hüzünlü melodileri, filmin atmosferini eşsiz kılar. Film, suç dünyasını sadece şiddet üzerinden değil, aile değerleri, kapitalizm ve Amerikan Rüyası’nın karanlık yüzü üzerinden ele alarak sinemayı sonsuza dek değiştirmiştir. 1973 yılında En İyi Film dahil 3 dalda Oscar kazanan yapım, bugün hala tüm zamanların en iyi filmleri listesinin zirvesinde yer almaktadır.
Sinemaya ilgi duyan her bireyin hayatında en az bir kez izlemesi gereken bu yapım, özellikle derinlikli karakter analizleri ve politik alt metinlerden hoşlananlar için bir hazinedir. Suç dramı türünün kurallarını koyan bu eseri, strateji, güç oyunları ve aile bağlarının işlendiği destansı hikâyeleri seven herkes mutlaka izlemeli.
"Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım" gibi kült replikleriyle popüler kültüre yön veren film, sinematografik anlatımıyla bir ders niteliğindedir. Bir adamın masumiyetini kaybederek nasıl bir canavara dönüştüğünü Michael Corleone kadar etkileyici anlatan başka bir yapım yoktur. Her sahnesi titizlikle kurgulanmış olan bu film, görsel bir senfoni gibi akar.
Aile ve Sadakat: Her şeyden üstün tutulan kan bağının getirdiği ağır sorumluluklar.
Güç ve Yolsuzluk: Mutlak gücün, en saf karakterleri bile nasıl dönüştürdüğü.
Adalet ve İntikam: Devletin sağlayamadığı adaletin, yeraltı dünyasında aranması.
Amerikan Rüyası: Göçmen bir ailenin sistemin açıklarını kullanarak yükselişi.
Eğer Corleone ailesinin hikâyesine hayran kaldıysanız, serinin devamı ve en az ilki kadar güçlü olan The Godfather Part II ilk durağınız olmalı. Ayrıca Martin Scorsese’nin Goodfellas (Sıkı Dostlar) filmi veya bir diğer epik suç anlatısı olan Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika) bu türün en kaliteli örnekleridir.
Yapımcılar başlangıçta Marlon Brando’yu "sorunlu" olduğu gerekçesiyle istememiş, ancak Brando yaptığı efsanevi deneme çekimiyle herkesi ikna etmiştir.
Film boyunca görülen "portakal" imgeleri, geleneksel olarak bir karakterin başına kötü bir şey geleceğinin habercisidir.
Gerçek mafya üyeleri, çekimler sırasında seti ziyaret etmiş ve filmin bazı detaylarının gerçeğe uygunluğu konusunda "danışmanlık" yapmıştır.
Türkçeye "Baba" olarak çevrilen terim, aslında Katolik inancındaki "vaftiz babası" anlamına gelir; ancak mafya literatüründe örgütün mutlak otoriteye sahip liderini temsil eder.
Hayır, açılış sahnesindeki ünlü kedi aslında stüdyonun bahçesinde dolaşan başıboş bir hayvandı; Brando onu kucağına alıp sevmeye başlayınca Coppola sahneyi o şekilde kaydetmeye karar verdi.
Film yaklaşık 2 saat 55 dakikalık bir süreye sahiptir; ancak sürükleyici kurgusu sayesinde izleyiciyi bir an bile hikâyeden koparmaz.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...