
Komedi, Dram, Romantik

Fred Ballinger

Mick Boyle

Lena Ballinger

Jimmy Tree

Brenda Morel

Mark Kozelek

Luca Moroder

Queen's Emissary

Masseuse

Screenwriter in Love
Emekli bir orkestra şefi olan Fred Ballinger ve hala aktif olarak çalışan yönetmen dostu Mick Boyle, her yıl olduğu gibi İsviçre Alpleri’ndeki lüks bir otelde tatillerini geçirmektedirler. Fred, artık müziği tamamen bıraktığını iddia etse de Kraliçe’den gelen Prens Philip’in doğum günü için özel bir performans sergileme daveti, onu geçmişin anılarıyla yüzleşmeye zorlar. Bu esnada dostu Mick, vasiyetim dediği son filminin senaryosunu bitirmek için var gücüyle uğraşmaktadır.
Hayatlarının sonuna yaklaşan bu iki bilge adam, oteldeki diğer konukları izlerken kendi geçmişlerini, kaybettikleri aşklarını ve artık uzak bir anı gibi gelen gençliklerini sorgularlar. Oteldeki her bir karakter; bir Hollywood yıldızı, bir güzellik kraliçesi veya bir futbol efsanesi, Fred ve Mick’in hayat vizyonuna farklı aynalar tutar. Gençlik, bir sona varıştan ziyade, yaşamın her anının nasıl algılandığına dair derin, görsel bir şiirdir.
Michael Caine, Fred Ballinger rolünde sessizliğin ve durgunluğun içinde devleşen bir performans sergiliyor. Caine, karakterinin hayata karşı olan o mesafeli ama meraklı duruşunu muazzam bir asaletle yansıtıyor. Harvey Keitel, tutkulu ve hırslı yönetmen Mick rolünde, Caine’in sakinliğine harika bir enerjiyle eşlik ediyor. Bu iki dev aktörün karşılıklı diyalogları, sinema severler için tam bir seyir zevki sunuyor.
Rachel Weisz, Fred’in babasıyla karmaşık bir ilişkisi olan kızı Lena rolünde duygusal derinliği artırırken; Paul Dano, rolüne hazırlanan bir aktör olarak filme entelektüel bir mizah katıyor. Jane Fonda ise sinema sektörünün acımasız yüzünü temsil eden kısa ama hafızalara kazınan performansıyla filmin en vurucu sahnelerinden birine imza atıyor.
Oscar ödüllü yönetmen Paolo Sorrentino, The Great Beauty’den sonra yine görselliği ve müziği başrole koyduğu bir başyapıtla karşımıza çıkıyor. Film, her karesi özenle tasarlanmış bir tabloyu andıran sinematografisiyle büyüleyici bir estetik sunuyor. Sorrentino, yaşlılık ve ölüm gibi ağır temaları, absürt mizah öğeleri ve masalsı bir atmosferle harmanlayarak izleyiciyi boğmak yerine hafifletiyor. David Lang’ın imzasını taşıyan müzikler, özellikle de finaldeki "Simple Song #3", filmin duygusal etkisini arşa çıkararak bir sanat filmi deneyimini zirveye taşıyor.
Hayatın anlamı üzerine düşünen, estetik kaygısı yüksek ve diyalog odaklı yapımlardan hoşlananlar için bu yapım bir hazinedir. Avrupa sinemasının o ağır ama derinlikli ritmini sevenler ile oyunculuk odaklı bir drama filmi arayan izleyiciler Gençlik’ten büyük keyif alacaktır. Ayrıca müzik ve sinemanın yaratım sürecine ilgi duyanlar için de ilham verici detaylarla dolu bir başarı ve vazgeçiş öyküsü sunmaktadır.
Film, gençliğin bir yaş değil, bir bakış açısı olduğunu o kadar zarif bir dille anlatıyor ki, izledikten sonra dünyaya bakışınız değişebilir. Alplerin görkemli doğasıyla karakterlerin içsel boşluğu arasındaki tezat, seyirciye eşsiz bir meditasyon fırsatı sunuyor. Sadece Michael Caine ve Harvey Keitel’in "bugün ne kadar idrar yapabildikleri" üzerine yaptıkları samimi ve komik sohbetler için bile izlenmeye değer. Gençlik, izleyicisini ruhsal bir yolculuğa çıkaran ender filmlerden biri.
Zamanın Algısı: Geçmişin bir dürbünün tersinden bakıyormuşçasına uzak, geleceğin ise çok yakın görünmesi.
Hafıza ve Kayıp: Yaşlandıkça silinen anıların ve kaybedilen duygusal bağların yarattığı boşluk.
Sanatın İyileştirici Gücü: Müziğin ve sinemanın insan ruhunu ölümsüz kılan yapısı.
Ebeveyn ve Çocuk İlişkisi: Fred ve kızı üzerinden işlenen, geç kalınmış itiraflar ve yüzleşmeler.
Eğer bu filmin yarattığı görsel ve felsefi atmosferi sevdiyseniz, Sorrentino’nun bir diğer harikası olan The Great Beauty (Muhteşem Güzellik) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca yaşlılık ve sanat temasını benzer bir derinlikle işleyen Amour (Aşk) veya yine karakter odaklı bir tatil draması olan The Second Best Exotic Marigold Hotel, Gençlik ile benzer duygusal frekansta gezinen başarı hikayesi ve yaşam sorgulaması içeren yapımlar arasındadır.
Filmdeki Fred Ballinger karakteri, ünlü besteci ve orkestra şefi Riccardo Muti’den esinlenilerek yaratılmıştır.
Filmin çekildiği İsviçre’deki lüks otel, daha önce Thomas Mann’ın ünlü romanı Büyülü Dağ’a ilham veren gerçek bir sanatoryumdur.
Filmin özgün şarkısı "Simple Song #3", Akademi Ödülleri'nde "En İyi Özgün Şarkı" dalında Oscar adaylığı elde etmiştir.
Filmde yer alan ve havada asılı duran keşiş sahneleri, gerçeklik ile hayal arasındaki sınırı sorgulayan, Sorrentino’nun sinemasındaki sürrealist dokunuşlardan biridir ve izleyicinin yorumuna bırakılmıştır.
Fred, karısına duyduğu derin aşk ve onun eksikliğiyle başa çıkamadığı için, müziğin artık kişisel bir anlamı kalmadığına inanarak sanata veda etmiştir.
Otelde detoks yapan ve aşırı kilolu haliyle görülen karakter, dünyaca ünlü futbol efsanesi Diego Maradona’ya bir göndermedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...