

Richard Hoover

Sheryl Hoover

Frank Ginsberg

Dwayne Hoover

Olive Hoover

Edwin Hoover

Stan Grossman

Nancy Jenkins

Kirby

Pageant MC
Hoover ailesi, modern toplumun "başarı" tanımına pek de uymayan, her biri kendi içsel krizleriyle boğuşan nev-i şahsına münhasır bireylerden oluşur. Başarı takıntılı bir baba, düzeni sağlamaya çalışan bir anne, suskunluk yemini etmiş bir genç, intihara meyilli bir amca ve eroin bağımlısı aykırı bir büyükbaba... Bu birbirinden kopuk karakterleri bir araya getiren tek şey ise, ailenin en küçük ve en saf üyesi Olive’in "Little Miss Sunshine" güzellik yarışmasına katılma hayalidir.
Eski bir Volkswagen minibüse doluşan aile, New Mexico’dan California’ya doğru üç gün sürecek maceralı bir yolculuğa çıkar. Yol boyunca motoru bozulan minibüsü hep birlikte itmek zorunda kalmaları, aslında aile bağlarının da nasıl ite kaka ilerlediğinin bir sembolüdür. Yaşanan aksilikler, trajik kayıplar ve kahkahalarla dolu bu yol hikâyesi, onları hiç beklemedikleri bir sona ve birbirlerini gerçekten tanımaya götürecektir. Bilinen kalıpları yıkan bu yapım, "kazanan" ve "kaybeden" kavramlarını yeniden tanımlıyor.
Abigail Breslin, Olive rolünde sergilediği doğal ve samimi performansla filmin kalbi olmayı başarıyor. Steve Carell, intihardan dönen amca Frank karakterinde alışık olduğumuz komedi çizgisinin dışına çıkarak hüzünlü ve derinlikli bir oyunculuk sergiliyor. Toni Collette ve Greg Kinnear, ailenin ebeveynleri olarak karmaşanın ortasındaki gerçekçi duruşlarıyla hikâyeyi dengeliyorlar.
Filmin en renkli performanslarından biri ise büyükbaba rolüyle Alan Arkin’den geliyor; Arkin bu rolüyle Oscar kazanarak sinema tarihine geçmiştir. Paul Dano ise suskunluk yemini etmiş Dwayne karakterinde, tek bir kelime etmeden sadece mimikleriyle bile ergenlik buhranlarını ve hayal kırıklıklarını izleyiciye geçirmeyi başarıyor.
Jonathan Dayton ve Valerie Faris çiftinin yönettiği film, bağımsız sinemanın en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Parlak renkleri ve güneşli atmosferinin aksine, alt metinde depresyon, iflas ve başarısızlık gibi ağır temaları büyük bir hafiflikle işlemeyi başarıyor. Senaryonun gücü, karakterlerin karikatürize edilmeden, tüm kusurlarıyla insan gibi yansıtılmasından geliyor. Yol boyunca değişen sadece manzara değil, aynı zamanda karakterlerin birbirlerine karşı ördükleri duvarlardır.
Hayatın karmaşasından bunalan ve "normal aile" kavramını sorgulayan herkes bu filmi mutlaka izlemeli. İçinizi ısıtacak ama aynı zamanda düşündürecek bir aile filmi arayanlar için Küçük Gün Işığım mükemmel bir tercih. Eğer samimi bir platform filmi arayışındaysanız, Hoover ailesinin bu kaotik minibüs yolculuğu size ihtiyacınız olan moral ve motivasyonu verecektir.
Film, Hollywood’un dayattığı kusursuzluk ve sürekli kazanma hırsına karşı bir başkaldırı niteliği taşıyor. "Kaybetmenin de aslında bir kazanım olabileceğini" en tatlı ve en dürüst haliyle anlatıyor. Finaldeki o meşhur dans sahnesi, sinema tarihinin en özgürleştirici ve unutulmaz anlarından biridir. Küçük bir bütçeyle ne kadar devasa bir duygu dünyası kurulabileceğini görmek için bu yapım eşsiz bir örnektir.
Başarı ve Başarısızlık Sorgulaması: Toplumun kazananlara duyduğu takıntı ve kaybedenlerin onuru.
Aile Bağları: Birbirinden tamamen zıt karakterlerin kriz anlarında nasıl kenetlendiği.
Kendin Olma Cesareti: Olive üzerinden, başkalarının standartlarına uymadan var olabilme çabası.
Yolculuk ve Dönüşüm: Fiziksel bir seyahatin, ruhsal bir arınmaya ve olgunlaşmaya evrilmesi.
Bu tarz sıcak ve samimi bağımsız yapımları sevdiyseniz, yine bir büyüme ve aile hikâyesi olan Lady Bird veya sıra dışı bir ailenin doğadaki yaşamını anlatan Captain Fantastic filmlerine bayılacaksınız. Ayrıca yolculuk temalı bir başka klasik olan The Straight Story, bu duygusal ve dram yüklü atmosfer için harika bir tamamlayıcı olabilir.
Filmin çekimleri sırasında kullanılan beş adet özdeş sarı Volkswagen minibüsten birinin gerçekten motoru bozulmuş ve oyuncuların minibüsü ittiği sahnelerin bir kısmında gerçek bir fiziksel çaba harcanmıştır. Senaryosu Michael Arndt tarafından tam beş yılda tamamlanan film, Sundance Film Festivali’nde gösterildikten sonra büyük bir hızla kült statüsüne erişmiş ve iki dalda Oscar kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...