
Peter von Kant, başarısının zirvesinde, kibri ve yeteneğiyle çevresini domine eden ünlü bir yönetmendir. Asistanı Karl’a karşı sergilediği aşağılayıcı ve otoriter tavırlarla kurduğu steril dünyası, genç ve yakışıklı Amir ile tanışınca altüst olur. Peter, Amir’e sadece aşık olmakla kalmaz, onu bir sinema yıldızı yapma vaadiyle kanatları altına alır. Ancak bu ilişki, kısa sürede karşılıklı bir sömürüye ve duygusal bir savaşa dönüşür.
Film, kapalı bir mekânda geçen, sinema dünyasının ışıltılı maskesinin ardındaki yalnızlığı ve narsisizmi deşen bir oda dramasıdır. François Ozon, Rainer Werner Fassbinder’in kült eseri Petra von Kant'ın Acı Gözyaşları hikâyesini bu kez bir erkek kahraman üzerinden yeniden yorumluyor. Peter’in Amir’e duyduğu tutku arttıkça, kendi iç dünyasındaki otorite sarsılır ve roller değişmeye başlar; av, avcıya dönüşürken güç dengeleri yerle bir olur.
Denis Ménochet, Peter rolünde kariyerinin en gövdeli performanslarından birini sergiliyor. Karakterin hem zorba hem de kırılgan yanlarını, devasa cüssesine sığdırdığı çocuksu çaresizlikle birleştirerek izleyiciyi büyülüyor. Amir rolündeki Khalil Ben Gharbia ise, masumiyetle kurnazlık arasındaki o ince çizgide yürüyerek Peter’in (ve izleyicinin) aklını başından alacak karizmayı başarıyla yansıtıyor.
Filmin sürprizlerinden biri de efsanevi Isabelle Adjani. Peter’in ilham perisi ve arkadaşı Sidonie rolünde, her zamanki zarafeti ve sinematografik ağırlığıyla filme derinlik katıyor. Sessiz asistan Karl rolündeki Stefan Crepon ise, tek bir kelime etmeden sadece bakışları ve varlığıyla Peter’in hayatındaki görünmez ama sarsılmaz sadakati (ve nefreti) mükemmel bir şekilde somutlaştırıyor.
François Ozon, Fassbinder’e bir saygı duruşu niteliğindeki bu yapımda, tiyatral bir anlatımı sinemanın görsel zenginliğiyle harmanlıyor. Film, Peter’in dairesiyle sınırlı kalarak izleyicide bir tür röntgencilik hissi uyandırıyor. Dram dozunun yüksek olduğu yapım, aşkın aslında ne kadar bencilce bir eylem olabileceğini sorguluyor. Kostümlerden sanat yönetimine kadar her detay, 70’lerin o ağır ve gösterişli atmosferini modern bir dokunuşla günümüze taşıyor.
Psikolojik derinliği olan karakter çalışmalarını ve güç oyunlarını seven izleyiciler bu yapımı mutlaka listesine almalı. Eğer François Ozon sinemasının o cesur ve estetik diline aşinaysanız veya Fassbinder külliyatına ilgi duyuyorsanız, bu yabancı film size unutulmaz bir seyir zevki sunacaktır. Aşkın karanlık dehlizlerinde kaybolan bir platform filmi arayanlar için Peter von Kant, aranan tüm sanatsal nitelikleri taşıyor.
Film, bir sanatçının yaratım sürecinin nasıl kişisel yıkımlardan beslendiğini gösterdiği için izlenmeli. Ozon, orijinal metne sadık kalırken, cinsiyet rollerini değiştirerek hikâyeye daha kişisel ve modern bir perspektif kazandırıyor. Denis Ménochet’in oyunculuk resitali için bile izlenmeye değer olan yapım, tutkunun insanı nasıl bir karikatüre dönüştürebileceğini sarsıcı bir dürüstlükle anlatıyor.
Güç ve Manipülasyon: Aşkın içinde barınan otorite kurma arzusu.
Sanat ve Yaşam: Yaratıcının kendi hayatını bir sahneye, sevdiklerini ise birer oyuncuya dönüştürmesi.
Yalnızlık: Alkışlar ve lüks içindeki bir bireyin içsel boşluğu.
Arzunun Yıkıcılığı: Karşılıksız veya dengesiz bir aşkın kişiyi nasıl fiziksel ve ruhsal çöküşe sürüklediği.
Bu filmin teatral atmosferini ve sanatsal sancılarını sevdiyseniz, Fassbinder'in orijinal eseri olan The Bitter Tears of Petra von Kant filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca yönetmen ile oyuncu arasındaki gerilimli bağı işleyen Clouds of Sils Maria veya yine bir Ozon klasiği olan 8 Kadın benzer bir estetik hazzı verebilir.
Film, Rainer Werner Fassbinder’in hayatından ve tiyatro oyunundan esinlenilerek beyazperdeye taşınmıştır.
Çekimlerin büyük çoğunluğu Peter’in dairesi olarak dekore edilen kapalı bir stüdyoda gerçekleştirilmiştir.
Berlin Film Festivali’nin açılış filmi olarak seçilmiş ve büyük övgü toplamıştır.
Tam olarak değil. Film, hem Fassbinder'in oyunundan bir uyarlama hem de yönetmenin hayatından izler taşıyan kurgusal bir dramadır.
Karl karakteri, Peter'in hayatındaki mutlak sadakati ve sessiz tanıklığı temsil eder; onun sessizliği Peter'in narsisizmini daha görünür kılan bir yönetmen tercihidir.
Temel fark, orijinal filmdeki tüm karakterlerin kadın olmasıdır; Ozon bu versiyonda karakterleri erkek yaparak hikâyeye otobiyografik bir hava katmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...