
Üç Maymun, küçük zaafların büyük yalanlara dönüştüğü, hakikatin bilerek ve istenerek gizlendiği bir ailenin dramını konu alıyor. Film, bir siyasetçinin karıştığı ölümlü trafik kazasının sorumluluğunu, şoförü Eyüp’ün üzerine yıkmasıyla başlar. Eyüp, ailesinin geleceği ve vaat edilen para için suçu üstlenip hapse girerken; geride bıraktığı eşi Hacer ve oğlu İsmail’i büyük bir fırtınanın ortasında bırakır.
Eyüp’ün yokluğunda ailenin içine sızan yozlaşma, sessiz bir ihanetle birleşir. Herkesin olan biteni bildiği ama görmemiş, duymamış ve konuşmamış gibi davrandığı bu ortam, karakterleri ruhsal bir çürümeye sürükler. Nuri Bilge Ceylan, bu dram filmi ile gerçeği görmezden gelmenin suçluluğu yok etmediğini, aksine vicdanlarda nasıl onarılmaz yaralar açtığını etkileyici bir atmosferle anlatıyor.
Yavuz Bingöl, Eyüp karakterinde az konuşan ama bakışlarıyla hayal kırıklığını ve çaresizliği yansıtan bir performans sergiliyor. Hatice Aslan, Hacer rolünde sergilediği cesur ve duygusal derinliği olan oyunculuğuyla, ailenin dağılmasındaki trajik merkez noktayı başarıyla dolduruyor.
Oğul İsmail rolündeki Ahmet Rıfat Şungar, gençliğin getirdiği öfkeyi ve babasına karşı duyduğu karmaşık hisleri son derece doğal bir dille yansıtıyor. Siyasetçi Servet rolünde Ercan Kesal ise gücün yozlaştırıcı etkisini ve manipülatif tavrını, filmin o puslu atmosferine uygun bir ciddiyetle canlandırıyor. Oyuncu kadrosunun bu minimal ama etkili performansı, filmin kasvetli yapısını güçlendiriyor.
Nuri Bilge Ceylan’a Cannes Film Festivali’nde "En İyi Yönetmen" ödülünü kazandıran bu yapım, Türk sinemasının görsel dilini değiştiren eserlerden biridir. Gökhan Tiryaki’nin imzası olan dijital sinematografi, yüksek kontrastlı renkleri ve bulutlu gökyüzü çekimleriyle adeta tablo gibi kareler sunuyor. Filmdeki ses tasarımı ve uzun sessizlikler, izleyiciyi karakterlerin iç dünyasındaki huzursuzluğa ortak eden bir yerli film başarısıdır.
Psikolojik derinliği olan, metaforlarla örülü ve atmosferin hikâyenin önüne geçtiği yapımlardan hoşlananlar için Üç Maymun bir başyapıttır. Eğer modern Türk sinemasının dünya çapındaki başarılarını merak ediyor ve aile dinamiklerinin karanlık taraflarını inceleyen bir dram filmi arıyorsanız bu yapımı mutlaka izlemelisiniz. Sabırlı izleyiciler ve sinema dili üzerine düşünenler için her karesi ödül niteliğindedir.
Üç Maymun, "gerçeği bilip de susmak" eyleminin insan ruhunu nasıl karanlığa gömdüğünü anlatan en güçlü sinematik anlatılardan biridir. Sadece bir suç hikâyesi değil, aynı zamanda bir sınıf çatışması ve ahlaki çöküş hikâyesidir. Görsel estetiği, karakterlerin yüzlerinden okunan o derin keder ve yönetmenin ustalığı, bu filmi dünya sinemasının unutulmazları arasına sokuyor.
Ahlaki Yozlaşma: Kişisel çıkarlar uğruna doğruluktan vazgeçilmesinin sonuçları.
İletişimsizlik: Aynı evin içinde yaşayan insanların arasındaki devasa ve sessiz uçurumlar.
Sorumluluktan Kaçış: Suçu başkasına atmanın veya görmezden gelmenin yarattığı vicdani yük.
Sınıf Farkı: Güç sahibi olanın, zayıf olanın hayatını bir pazarlık konusu haline getirmesi.
Nuri Bilge Ceylan sinemasının izlerini takip etmek isterseniz, taşradaki bir cinayeti ve vicdanı sorgulayan Bir Zamanlar Anadolu'da veya kış atmosferinde geçen bir içsel hesaplaşma olan Kış Uykusu filmlerine göz atabilirsiniz. Benzer şekilde sessizlik ve bakışların dilini kullanan bir başka yerli film arayışındaysanız, Zeki Demirkubuz’un Kader veya Masumiyet gibi eserleri de ilginizi çekebilir.
Üç Maymun, Türkiye'nin Oscar aday adayı olarak seçilmiş ve kısa listeye kalarak son 9 film arasına girmeyi başarmıştır. Filmde dijital efektler, gökyüzünün ve atmosferin dramatik etkisini artırmak amacıyla yoğun ve sanatsal bir biçimde kullanılmıştır. Ayrıca Ercan Kesal’ın oyunculuk kariyerindeki dönüm noktalarından biridir ve yönetmenle olan uzun soluklu iş birliğinin ilk meyvelerinden sayılır.
İsim, "Görmedim, duymadım, bilmiyorum" felsefesini simgeler. Filmdeki karakterlerin, aile içindeki felaketi ve yozlaşmayı bilmelerine rağmen huzurlarını korumak için bu gerçekleri yok saymalarına atıfta bulunur.
Hacer'in telefonunun melodisi, filmdeki gerilimi artıran ve ihanetin, gizli kalmış duyguların sembolü haline gelen huzursuz edici bir unsurdur.
Filmin sonu, tıpkı başlangıcı gibi döngüsel bir suç ve vicdan yükünü işaret eder. Otoriteye ve sisteme karşı zayıf olanın, hayatta kalmak için başvurduğu yöntemin trajik bir tekrarıdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...