

Penelope Longstreet

Nancy Cowan

Alan Cowan

Michael Longstreet

Zachary Cowan

Ethan Longstreet

Walter (voice)

Dennis (voice)

Michael's Mother (voice)

Secretary (voice)
Acımasız Tanrı, modern insanın "uygarlık" maskesinin ne kadar ince olduğunu, tek bir oda içinde geçen sarsıcı bir hikâyeyle gözler önüne seriyor. Brooklyn’de bir parkta, 11 yaşındaki iki çocuk arasında yaşanan fiziksel bir kavga; çocuklardan birinin diğerine sopayla vurmasıyla sonuçlanır. "Kurban" tarafın ebeveynleri, "saldırgan" tarafın ailesini bu tatsız durumu olgun ve uygar yetişkinler gibi konuşarak halletmek üzere evlerine davet eder. Başlarda kahve ve pasta eşliğinde oldukça nazik ve anlayışlı başlayan bu sohbet, zaman ilerledikçe gerilimli bir hesaplaşmaya dönüşür.
Odanın içindeki atmosfer ısındıkça, her iki çiftin de bastırılmış öfkeleri, evliliklerindeki mutsuzluklar ve hayata dair gizli inkârları yüzeye çıkar. Başlarda birbirlerini suçlayan ebeveynler, bir süre sonra kendi eşleriyle çatışmaya, hatta ittifakların sürekli yer değiştirdiği kaotik bir savaşa girerler. Alkolün de etkisiyle nezaket kuralları tamamen yerle bir olurken; bu dört yetişkinin içindeki "vahşi", dışarıdaki çocuk kavgasından çok daha yıkıcı bir şekilde ortaya çıkar. Hiç kimsenin masum kalmadığı bu insani vahşet, izleyiciyi modern toplumun sahte değerleriyle yüzleştirir.
Filmin en güçlü yönü, her biri devleşen dört başrol oyuncusunun sergilediği muazzam performanslardır. Jodie Foster ve John C. Reilly, olayları fazla ciddiye alan ve ahlaki üstünlük taslayan ev sahibi çifti canlandırırken; Kate Winslet ve Christoph Waltz, daha pragmatik ve umursamaz görünen misafir çift olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Christoph Waltz’ın, her an çalan telefonuyla görüşmelerine devam eden, sinir bozucu derecede soğukkanlı avukat rolündeki başarısı filmin mizahi ve gerilimli tonunu dengeliyor.
Kate Winslet’in karakterinin yaşadığı o meşhur fiziksel ve ruhsal patlama sahnesi, filmin kırılma noktalarından birini oluştururken; Jodie Foster’ın her şeyi kontrol etmeye çalışan titiz anne figüründeki dönüşümü hayranlık uyandırıyor. Bu dörtlü, karakterler arasındaki sınıf farklarını, eğitimli insanın gizli kibrini ve bastırılmış duyguları adeta bir oyunculuk dersi gibi beyaz perdeye taşıyor.
Usta yönetmen Roman Polanski’nin Yasmina Reza’nın ödüllü tiyatro oyunu "God of Carnage"dan uyarladığı film, tek mekanda geçmesine rağmen izleyiciyi bir an bile sıkmayan bir tempoya sahip. Acımasız Tanrı, bir komedi ve dram karışımı olarak, insanın karanlık doğasını en çıplak haliyle masaya yatırıyor. Polanski’nin dar alanlardaki ustalığı, kameranın her karakterin yüzündeki en ufak mimik değişikliğini bile yakalamasıyla birleşince, ortaya klostrofobik ama bir o kadar da sürükleyici bir seyirlik çıkıyor. Filmin anlatım dili, izleyiciyi hem güldüren hem de kendi içindeki gizli "vahşi" ile yüzleştiren bir aynaya dönüşüyor.
Psikolojik derinliği olan, karakter analizlerine dayalı ve diyalog ağırlıklı yapımlardan hoşlananlar bu filmi kesinlikle kaçırmamalı. Eğer tek mekanda geçen ve gerilimin her saniye tırmandığı drama türündeki yapımları seviyorsanız, Acımasız Tanrı sizin için unutulmaz bir deneyim olacak. "Uygar insan" tanımını sorgulayan, toplumsal rolleri ve evlilik dinamiklerini mercek altına alan kaliteli bir film arayanlar için bu yapım bir başyapıt niteliğindedir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, modern insanın kibarlığının ne kadar yapay olduğunu görmektir. Eğitimli, kültürlü ve varlıklı bireylerin, en küçük bir çatışma anında nasıl birbirlerinin boğazına sarılabileceğini görmek hem trajik hem de son derece komiktir. Senaryodaki keskin zeka, her bir karakterin zaaflarının ve önyargılarının birer birer dökülmesiyle izleyiciye büyük bir entelektüel keyif sunuyor. Ayrıca dört büyük yıldızı aynı odada, böylesine zorlu bir performans içinde izlemek büyük bir şans.
Uygarlık ve Vahşet: Modern insanın dışarıya sunduğu medeni kimliğin altındaki hayvani içgüdüler.
Ebeveynlik ve Önyargılar: Çocuklar üzerinden kendi doğrularını ve hatalarını aklamaya çalışan yetişkinler.
Evlilik Çatışmaları: Bir kriz anında eşlerin birbirine karşı olan birikmiş öfkelerinin patlak vermesi.
Sınıfsal Kibarlaşma: Eğitim ve statünün, insanın özündeki bencilliği örtmeye yetmemesi.
Bu filmin tek mekanda geçen gerilimli atmosferini sevdiyseniz, yine bir odada bir grup insanın birbirini sorguladığı 12 Angry Men (12 Öfkeli Adam) veya bir akşam yemeği masasında sırlar dökülen Perfect Strangers (Cebimdeki Yabancı) gibi filmlere göz atabilirsiniz. Ayrıca, insan doğasının karanlık taraflarını mizahi bir dille ele alan komedi ve dram harmanı yapımlar da ilginizi çekebilir.
Film, Brooklyn’de geçmesine rağmen, Roman Polanski’nin ABD’deki hukuki durumu nedeniyle Paris’te bir stüdyoda çekilmiştir.
Senaryo, Tony Ödülü kazanan "God of Carnage" (Vahşet Tanrısı) adlı tiyatro oyunundan bizzat oyunun yazarı tarafından uyarlanmıştır.
Filmin süresi, karakterlerin yaşadığı gerçek zamanlı tartışma süresiyle neredeyse aynıdır (1 saat 20 dakika).
Neredeyse tamamı tek bir dairenin içinde geçmektedir. Bu durum, karakterlerin içindeki gerilimin ve kaçışsızlığın fiziksel bir yansıması olarak kurgulanmıştır.
Filmin en başında, parktaki kavga anı çok uzak bir açıdan sessizce görünür; ancak filmin geri kalanında her şey ebeveynlerin anlatımı ve tartışması üzerinden ilerler.
Başlarda çocukların kavgası olsa da, asıl çatışma yetişkinlerin kendi hayata bakış açıları, iş hayatları ve birbirlerine karşı olan tahammülsüzlükleridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...