

Robbie Turner

Cecilia Tallis

Briony Tallis (Age 13)

Briony Tallis (Age 18)

Briony Tallis (Age 77)

Grace Turner

Lola Quincey

Paul Marshall

Emily Tallis

Danny Hardman
1935 yılının İngiltere’sinde, yılın en sıcak gününde başlayan hikâye, çocuksu bir kıskançlığın ve yanlış anlaşılmanın nelere yol açabileceğini gözler önüne seriyor. On üç yaşındaki Briony Tallis, hayal gücü geniş, yazar olma tutkusuyla yanıp tutuşan bir çocuktur. Ablası Cecilia ve evin hizmetçisinin oğlu Robbie arasındaki gizli çekimi yanlış yorumlayan Briony, Robbie’ye işlemediği bir suçun ihalesini bırakır. Bu masum görünen ama yıkıcı yalan, Robbie’nin hapse girmesine ve ardından II. Dünya Savaşı'nın cehennemine sürüklenmesine neden olur.
Film, sadece bir suçun anatomisini değil, aynı zamanda savaşın gölgesinde yeşermeye çalışan imkânsız bir aşkı ve ömür boyu sürecek olan vicdan azabını anlatıyor. Briony’nin hatasını telafi etme çabası, seyirciyi gerçeğin ve kurgunun iç içe geçtiği sarsıcı bir final yolculuğuna çıkarıyor. Bu etkileyici yapım, izleyiciye "Yapılan bir hata gerçekten affedilebilir mi?" sorusunu her sahnede yeniden sorduruyor.
James McAvoy, Robbie Turner rolünde kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Sınıf farkının ağırlığını omuzlarında taşıyan, dürüst ve aşık bir adamın trajedisini gözlerindeki hüzünle muazzam bir şekilde yansıtıyor. Cecilia rolünde Keira Knightley, o meşhur yeşil elbisesiyle sadece bir stil ikonu yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda gururlu ve sadık bir kadının acısını derinlemesine hissettiriyor.
Briony Tallis karakterine hayat veren üç farklı oyuncu (Saoirse Ronan, Romola Garai ve Vanessa Redgrave), karakterin evrimini kusursuz bir süreklilikle sunuyor. Özellikle genç Saoirse Ronan, karakterin o hem masum hem de tehlikeli merakını soğukkanlılıkla canlandırarak ilk Oscar adaylığını bu filmle kazanmıştır. Yardımcı kadroda Benedict Cumberbatch gibi isimlerin yer alması, oyuncu yönetimindeki ustalığı pekiştiriyor.
Yönetmen Joe Wright, Ian McEwan'ın aynı adlı romanını sinemaya uyarlarken edebi dokuyu hiç bozmadan görsel bir şiire dönüştürüyor. Filmin temposu, ilk yarıdaki pastoral huzurdan savaşın kaotik ve kirli atmosferine geçiş yaparken seyirciyi de duygusal bir sarsıntıya uğratıyor. Özellikle Dunkirk tahliyesini anlatan beş dakikalık kesintisiz tek plan çekim, sinema tarihinin en etkileyici teknik başarılarından biri olarak kabul ediliyor. Dario Marianelli’nin daktilo seslerini ritimle birleştiren Oscar ödüllü müzikleri ise atmosferin en temel taşıyıcısı konumunda.
Dönem filmlerinden hoşlanan, görselliğin hikâye anlatımı kadar güçlü olduğu yapımları seven izleyiciler için bu film bir zorunluluktur. Eğer psikolojik dram türündeki derinlikli karakter analizlerini ve trajedi dozu yüksek hikâyeleri seviyorsanız Kefaret sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Aynı zamanda edebiyat uyarlamalarına ilgi duyan ve bir aşk filmi arayanlar, bu yapımın sunduğu melankoliden büyük keyif alacaklardır.
Kefaret’i izlemek için en büyük sebep, hikâyenin sunduğu o devasa duygusal yükün sinematografik bir zarafetle sunulmasıdır. Film, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda perspektiflerin nasıl aldatıcı olabileceğini ve yazınsal yaratıcılığın gerçekliğe nasıl müdahale edebileceğini anlatan entelektüel bir yapıya sahip. İzleyiciyi ters köşe yapan sonu, jenerik aktıktan sonra bile saatlerce üzerine düşünmenizi sağlıyor.
Vicdan ve Pişmanlık: Bir anlık kararın bir ömür boyu süren ağırlığı.
Sınıf Ayrımı: Robbie ve Cecilia arasındaki aşkın önündeki toplumsal engeller.
Savaşın Yıkıcılığı: II. Dünya Savaşı'nın bireysel hayalleri nasıl yok ettiği.
Anlatıcının Gücü: Gerçeğin kurgu aracılığıyla yeniden inşa edilmesi.
Eğer bu filmi sevdiyseniz, benzer atmosferlere sahip diğer başarılı yapımlar listemize göz atabilirsiniz. İngiliz dönem draması estetiği için The English Patient (İngiliz Hasta) veya The Remains of the Day (Günden Kalanlar) harika alternatiflerdir. Yine Keira Knightley ve Joe Wright ortaklığından çıkan Aşk ve Gurur (Pride & Prejudice), bu filmin görsel diline yakın bir seyir zevki sunar. Ayrıca savaş ve dramın harmanlandığı Cold Mountain da listenize eklenebilir.
Filmdeki o meşhur yeşil elbise, sinema tarihinin en iyi kostümlerinden biri seçilmiştir ve çekimler sırasında yırtılmaması için aynı elbiseden birkaç tane üretilmiştir.
Dunkirk sahnelerindeki tek plan çekim için binlerce figüran kullanılmış ve çekimler gün batımında sadece iki denemede tamamlanmıştır.
Dario Marianelli, daktilo seslerini film müziklerine dahil etmek için özel bir çalışma yürütmüştür.
Hayır, film Ian McEwan'ın 2001 yılında yayımlanan ve dünya çapında çok satanlar listesine giren aynı isimli romanından uyarlanmıştır. Kurgusal bir hikâye olsa da II. Dünya Savaşı'nın tarihi detayları büyük bir titizlikle yansıtılmıştır.
Filmin sonu, yaşlı Briony’nin yazdığı son roman aracılığıyla gerçeği itiraf etmesini temsil eder. Gerçek hayatta Robbie ve Cecilia kavuşamamış olsalar da Briony, onlara romanında bir "ebedi mutluluk" borçlu olduğunu hissederek kefaretini bu şekilde ödemeye çalışmıştır.
Robbie, Briony'nin kuzenine yapılan saldırıdan tamamen masumdur. Briony’nin gördüğünü sandığı şeyler ile Robbie’nin Cecilia’ya olan tutkulu yaklaşımını karıştırması sonucunda haksız yere suçlanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...