

Khaled

Wikström

Wikström's Wife

Miriam

Nyrhinen

Calamnius

Mirja

Mazdak

Busker / Band Member
Cashier at Train Station
The Other Side of Hope, usta yönetmen Aki Kaurismäki’nin kendine has stilize dünyasında geçen, hem dokunaklı hem de absürt bir mizah barındıran modern bir masal niteliğinde. Hikâye, Halep’teki yıkımdan kaçıp bir kömür şilebiyle Helsinki limanına ayak basan Khaled’in sığınma talebiyle başlar. Khaled, bürokrasinin soğuk duvarları arasında kız kardeşini bulmaya çalışırken, hayatını kumar masasında kazandığı parayla bir restoran açarak değiştirmeye karar veren eski tekstil satıcısı Wikström ile karşılaşır.
İki farklı dünyadan gelen bu adamın yolları, bir arka sokak kavgasının ardından restoranın mutfağında birleşir. Wikström, yasal statüsü olmayan Khaled’e kapılarını açarak ona sadece bir iş değil, aynı zamanda hayata tutunabileceği küçük bir sığınak sunar. Film, Avrupa’nın göçmen krizine karşı takındığı mesafeli tutumu, Kaurismäki’nin minimalist estetiği ve insancıl bakış açısıyla eleştirirken, dayanışmanın en beklenmedik anlarda nasıl filizlendiğini gösteriyor.
Khaled rolünde Sherwan Haji, yaşadığı tüm trajedilere rağmen metanetini koruyan bir karakteri derinlikli bir sessizlikle canlandırıyor. Haji’nin bakışlarındaki hüzün, filmin politik alt metnini duygusal bir zemine oturtuyor. Wikström rolündeki Sakari Kuosmanen ise Kaurismäki sinemasının vazgeçilmez donuk mizahını (deadpan) mükemmel bir zamanlamayla sergiliyor; sert kabuğunun altındaki altın kalbi izleyiciye hissettirmeyi başarıyor.
Restoran çalışanlarını canlandıran yardımcı oyuncu kadrosu, adeta sessiz film döneminden fırlamış gibi duran jestleriyle hikâyeye renk katıyor. Özellikle Janne Hyytiäinen ve Nuppu Koivu, restoranın batmakta olan imajını kurtarmak için giriştikleri tuhaf değişim çabalarıyla filmin absürt komedi yükünü sırtlıyorlar.
Aki Kaurismäki, Berlin Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ödülüyle dönen bu yapımında, trajediyi melodramdan uzak tutarak stilize bir dünya inşa ediyor. Pastel renkler, 50’li yılları andıran dekorlar ve karakterlerin az ama öz konuşmaları, filmi güncel bir sanat filmi klasiği haline getiriyor. Yönetmen, dünyadaki kötülüğe ve ırkçılığa gözlerini kapamadan, insanlığın hala bir "diğer tarafı" olduğunu ve o tarafta umudun yeşerebileceğini kanıtlıyor.
Avrupa sinemasının minimalist ve melankolik atmosferini sevenler için bu film kaçırılmaması gereken bir cevher. Toplumsal meselelere didaktik olmadan, naif ve insancıl bir yerden bakan yapımlardan hoşlanan izleyiciler, bu ödüllü film ile duygusal bir bağ kuracaktır. Ayrıca, İskandinav mizahının o kendine has soğuk ama samimi tonunu sevenler için de ideal bir seyirlik sunuyor.
Film, günümüzün en büyük insanlık dramlarından biri olan mülteci krizine "istatistik" olarak değil, "insan" olarak bakmamızı sağlıyor. Kaurismäki’nin dünyasında iyilik, büyük kahramanlıklarla değil; bir tabak sıcak yemekle veya sahte bir kimlik kartıyla yapılıyor. Görsel kompozisyonlarının kusursuzluğu ve rock’n roll ile harmanlanmış soundtrack’i, filmi sadece bir dram değil, estetik bir şölene dönüştürüyor.
İnsani Dayanışma: Hiçbir ortak noktası olmayan insanların, sistemin dışına çıkarak birbirine el uzatması.
Mülteci Krizi: Bürokrasi ve ırkçılık kıskacındaki bireyin hayatta kalma mücadelesi.
Yeni Başlangıçlar: Orta yaşlı bir adamın ve yurdundan edilmiş bir gencin hayatlarını sıfırdan kurma çabası.
Mizah ve Melankoli: Hayatın en karanlık anlarında bile gülümsetecek bir detayın bulunması.
Eğer bu filmin ruhunu sevdiyseniz, Kaurismäki’nin "Liman Şehirleri" üçlemesinin ilk halkası olan Le Havre filmini mutlaka izlemelisiniz. Benzer bir dayanışma temasını işleyen bu yapım, yönetmenin sinema dilini anlamak için harika bir örnektir. Ayrıca Ken Loach’un Umudunu Kaybetme (The Old Oak) filmi de benzer bir sosyal dram ve dayanışma öyküsü arayanlar için güçlü bir alternatiftir.
Yönetmen Aki Kaurismäki, bu filmin prömiyeri sırasında emekli olmayı düşündüğünü açıklasa da daha sonra sinemaya geri dönmüştür.
Filmdeki restoran sahneleri, yönetmenin kendi restoran zincirlerindeki atmosfere benzer şekilde, son derece nostaljik bir Helsinki havası taşır.
Başrol oyuncusu Sherwan Haji, gerçek hayatta da Suriyeli bir sanatçıdır ve 2010 yılında Finlandiya'ya yerleşmiştir.
Film gerçek bir yaşam öyküsüne dayanmasa da, Suriye iç savaşı sonrası Avrupa'ya sığınan binlerce mültecinin yaşadığı gerçek deneyimlerden ve bürokratik engellerden esinlenmiştir.
Kaurismäki sinemasında müzik, karakterlerin duygularını dışa vuramadığı anlarda devreye giren bir anlatıcı gibidir; bu filmde de yerel sokak müzisyenleri atmosferi pekiştirir.
Hayır; filmde karakterlerin birbirleriyle iletişim kurma çabaları sırasında Fince, İngilizce ve Arapça dilleri bir arada kullanılmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...